Sözcü TV’de gazeteciler Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, "mutlak butlan" kararının ardından sürecin nasıl işleyeceğine dair açıklamalarda bulundu. Soruları önceden talep ettiği iddialarını kesin bir dille reddeden Kılıçdaroğlu, partide şaibeye yer bırakmayacak bir kurultay süreci işletilmesi gerektiğini belirtti. Kılıçdaroğlu ayrıca, mevcut genel başkan Özgür Özel'in Erdoğan ile olan müzakerelerini ve belediyelerdeki harcamaları sert bir dille eleştirdi.
"BENDEN NİYE KORKUYORLAR?"
Kılıçdaroğlu, "mutlak butlan" kararının sadece kişisel bir dönüş değil, eski yönetimin hukuken göreve dönmesi anlamına geldiğini ifade etti. "Benden niye korkuyorlar? Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar" diyen Kılıçdaroğlu, partinin kirli ilişkileri asla kabul etmeyeceğini söyledi. Mahkeme kararlarını kişisel bir hırsla değil, partinin ahlaki değerleri üzerinden okuduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Partiyi hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultaya götürün" çağrısında bulundu. Kendisinin mahkeme veya yargıçlarla gizli bir ilişkisi olmadığını, böyle bir durumun kanıtlanması halinde görevi hemen bırakacağını vurguladı.
ÖZGÜR ÖZEL'E "ERDOĞAN İLE MÜZAKERE" SORUSU
Mevcut CHP yönetimine yönelik eleştirilerini sertleştiren Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in Erdoğan ile yaptığı görüşmeleri hedef aldı. "Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da 'partinin sorunlarını görüştük' deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşür? Ey Özgür Özel sen ne görüştün?" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, muhalefetin iktidar ile olan ilişkilerinin partinin ideolojik duruşuyla uyuşmadığını savundu. Erdoğan'a karşı her zaman en sert eleştirileri kendisinin yönelttiğini hatırlatarak mevcut yönetimin tutumunu sorguladı.

"BELEDİYELERDEKİ HARCAMALAR ŞAİBEDEN ARINMALI"
Belediyelerdeki harcamalar ve iddialar üzerinden mevcut yönetime yüklenen Kılıçdaroğlu, kendi döneminde belediyelerin Sayıştay tarafından denetlendiğini ifade etti. "Hazine'den gelen parayla belediyeden gelen para aynı şey olur mu? Bir cepten alıp bir cebe..." diyen Kılıçdaroğlu, rüşvet iddiaları ve meclisteki para tartışmalarının mutlaka yargıya taşınması gerektiğini belirtti. "Siz neden sormuyorsunuz? 'Gidip rüşvet verdim' diyorlar, niye takip etmiyorsunuz?" diyerek medyayı ve parti yönetimini daha etkin olmaya davet etti. Geçmişte belediye başkanlarının yargılandığı durumlarda bunu asla parti meselesi haline getirmediklerini, uzman desteğiyle hukuki süreci yönettiklerini hatırlattı.
"PARTİNİN MUHASEBESİ ŞEFFAF OLMALI"
Kılıçdaroğlu, parti içindeki finansal harcamaların sorgulanabilir ve şeffaf olması gerektiği konusundaki ısrarını sürdürdü. Geçmiş dönemdeki tüm harcamaların devletin denetim organları tarafından kabul gördüğünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Bu sefer sosyal medyaya büyük paralar ödenmiş" diyerek, yeni yönetimin mali şeffaflık konusunda daha dikkatli olması gerektiğine dair mesajlar verdi. Kılıçdaroğlu, bu tür tartışmaların partinin imajını korumak adına net bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.
"PARTİNİN AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ TARTIŞILAMAZ"
Kılıçdaroğlu, konuşmasının merkezine CHP'nin tarihsel "ahlaki üstünlüğünü" koydu. Partiye yönelik geçmişte pek çok suçlamada bulunulduğunu ancak hiçbir zaman ahlaki zafiyetle itham edilmediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır" dedi. Kişisel zenginleşmeye ve kapalı kapılar ardındaki ilişkilere CHP tarihinde asla yer olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, temizlik ve arınma vurgusuyla sözlerini tamamladı. Ayrıca tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili süreci yakından takip etmek için komisyon kurulduğunu sözlerine ekledi.
"SOSYAL MEDYAYA BÜYÜK PARALAR ÖDENMİŞ"
Hasan Öztürkmen'in dile getirdiği 755 milyon liralık ödeme iddiasına ilişkin açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, geçmişte yapılan televizyon protokollerinin resmi ve meşru olduğunu hatırlattı. "Geçmişte CHP'nin bazı televizyon kanallarıyla protokolü vardı. Bu protokolü Sayıştay ve Anayasa Mahkemesi denetlerdi" diyen Kılıçdaroğlu, yeni yönetim döneminde sosyal medyaya aktarılan yüksek tutarlara dikkat çekti. Kılıçdaroğlu, hangi kanallara veya hesaplara ödeme yapıldığına dair spesifik isimler vermese de, harcama kalemlerindeki değişimin altını çizdi.
"ADAYIMIZI YETKİLİ ORGANLAR BELİRLER"
Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına dair soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, CHP'nin işleyişine vurgu yaptı. "Burası AKP, MHP değil. Burası CHP" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, adaylık meselesinin şahsi kararlardan ziyade partinin yetkili organlarının belirleyeceği bir süreç olduğunu ifade etti. "Tek adam sistemini kabul etmiyoruz" diyen Kılıçdaroğlu, kendi adaylık sürecinin zorunlu bir gelişme olduğunu hatırlattı.
"TEK TARAFLI YAYINLAR SEÇMENİ ETKİLİYOR"
"Seçmen size neden inanmıyor?" sorusu üzerine medya düzenini eleştiren Kılıçdaroğlu, televizyon kanallarındaki tek taraflı yayınların seçmen üzerindeki etkisine değindi. "Bir televizyon kanalı var, bizim söylediklerimizin hiçbirini vermiyor. Bizim taban da gidiyor onu izliyor, onu doğru kabul ediyor" diyerek, kamuoyunun bilgiye ulaşımında yaşanan dengesizliğin seçim sonuçları üzerindeki belirleyiciliğine işaret etti.




