Türkiye afrika sıcaklarının hesabını yapıyor: Termometreler 46 dereceyi gördü, uzmanlardan perşembe uyarısı!
Türkiye afrika sıcaklarının hesabını yapıyor: Termometreler 46 dereceyi gördü, uzmanlardan perşembe uyarısı!
İçeriği Görüntüle

Konut kiralarında ev sahibinin “Evi kendim kullanacağım” veya “Çocuğum oturacak” gerekçesiyle kiracının tahliyesini istemesi sık karşılaşılan uyuşmazlıklar arasında yer alıyor. Ancak ihtiyaç gerekçesinin ileri sürülmesi, tahliyenin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Avukat Hazal Arıbaş, Türkinform Muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davalarında ispat yükünün kimde olduğunu, ihtiyacın nasıl ortaya konulabileceğini ve mahkemenin değerlendirmesinde hangi noktaların öne çıktığını anlattı.

“İHTİYACIN GERÇEK VE SAMİMİ OLDUĞUNU EV SAHİBİ İSPATLAMALI”

İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında öncelikli ispat yükünün davayı açan ev sahibinde olduğunu belirten Arıbaş, ev sahibinin konuta gerçekten ihtiyaç duyduğunu ve ileri sürdüğü gerekçenin samimi olduğunu mahkemeye göstermek zorunda olduğunu söyledi.

Arıbaş’a göre yalnızca “Evi kendim kullanacağım” veya “Çocuğum taşınacak” şeklinde bir beyanda bulunulması her durumda tahliye kararı verilmesi için yeterli olmayabiliyor. İhtiyacın gerçekliği ve samimiyeti, yazılı deliller, tanık anlatımları ve somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendiriliyor.

Bu nedenle ev sahibinin yalnızca bir ihtiyaç ileri sürmesinin değil, bu ihtiyacın gerçekten mevcut olduğunu ve devamlılık taşıdığını ortaya koyabilmesinin de dava açısından önem taşıdığını belirten Arıbaş, değerlendirmeyi mahkemenin yapacağını ifade etti.

KİRACI DA KARŞI DELİL SUNABİLİYOR

Tahliye davasında yalnızca ev sahibinin sunduğu delillerin dikkate alınmadığını belirten Arıbaş, kiracının da ileri sürülen ihtiyacın gerçek veya samimi olmadığını düşündüğü durumlarda kendi delillerini mahkemeye sunabileceğini ifade etti.

Kiracının tanık gösterebileceğini ve elindeki yazılı belgelerden yararlanabileceğini söyleyen Arıbaş, böylece ev sahibinin ileri sürdüğü ihtiyacın gerçeği yansıtmadığı yönündeki savunmasını dosyaya taşıyabileceğini belirtti.Tarafların sunduğu bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirildiğini vurgulayan Arıbaş, bu tür davalarda her olayın kendi koşulları içerisinde incelendiğini ve tek başına bir beyan üzerinden sonuca gidilmediğini söyledi.

İHTİYAÇ NEDENİ BAŞTAN AÇIK ŞEKİLDE BELİRTİLMELİ

Arıbaş, ihtiyaç nedeniyle tahliye sürecinde ev sahibinin ileri sürdüğü gerekçenin açık ve tutarlı olmasının önem taşıdığını vurguladı. Kiracıya yapılacak bildirimde tahliye talebinin hangi ihtiyaca dayandığının belirtilmesi gerektiğini ifade eden Arıbaş, daha sonraki aşamalarda farklı bir gerekçeye dayanılmasının sorun yaratabileceğine dikkat çekti.

Örneğin ev sahibinin çocuğunun evleneceğini ve bu nedenle kiradaki konutta yaşayacağını ileri sürmesi halinde, sürecin başından itibaren bu gerekçenin açık biçimde belirtilmesi gerektiğini söyledi. Arıbaş, ev sahibinin ihtar aşamasında ileri sürdüğü gerekçeyle dava sürecindeki iddiasının birbiriyle uyumlu olmasının önemli olduğunu belirterek, ihtiyaç nedeninin sonradan değiştirilmemesi gerektiğine işaret etti.

İHTARNAME SÜRECİNE DİKKAT

Dava öncesindeki bildirim sürecinin de dikkatle yürütülmesi gerektiğini belirten Arıbaş, kiracıya yazılı ihtarda bulunulmasını ve bildirimin noter aracılığıyla yapılmasını tavsiye etti.

İhtarnamenin içeriğinde konuta neden ihtiyaç duyulduğunun açık şekilde belirtilmesinin önemli olduğunu söyleyen Arıbaş, kira sözleşmesinde yer alan özel koşullar ile bildirim ve dava sürelerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Kiracının tahliye talebinden hangi gerekçeyle haberdar edildiğinin ilerleyen aşamalarda önem taşıyabileceğini belirten Arıbaş, bu nedenle ihtarın hem içeriğinin hem de zamanlamasının dikkatle hazırlanması gerektiğini söyledi.

Hazal Arıbaş

“ÇOCUĞUM OTURACAK” DEMEK TEK BAŞINA YETERLİ OLMAYABİLİR

Ev sahibinin çocuğunun konutta yaşayacağı gerekçesiyle tahliye talebinde bulunabileceğini belirten Arıbaş, ancak ileri sürülen ihtiyacın mahkeme tarafından gerçek ve samimi bulunması gerektiğine dikkat çekti.

Çocuğun evlenmesi ve ayrı bir konutta yaşamaya başlayacak olması gibi durumların dava kapsamında değerlendirilebileceğini söyleyen Arıbaş, bu iddianın da tanık veya yazılı delillerle desteklenmesinin önem taşıdığını ifade etti.

Avukat Hazal Arıbaş’ın değerlendirmelerine göre burada belirleyici olan, yalnızca “çocuğum oturacak” ifadesinin kullanılması değil, bu ihtiyacın gerçekten var olup olmadığının somut olay kapsamında ortaya konulması.

SON KARARI MAHKEME VERİYOR

Arıbaş, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında “Ev sahibi istediği anda kiracıyı çıkarabilir” şeklinde genel bir yaklaşımın doğru olmadığını vurguladı. Ev sahibinin konuta ihtiyacı olduğunu ileri sürmesinin tek başına yeterli olmadığını, bu iddianın mahkeme önünde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Tanık beyanları, yazılı belgeler ve tarafların sunduğu diğer deliller doğrultusunda ihtiyacın samimi olup olmadığı konusunda hakimin kanaat oluşturacağını belirten Arıbaş, kiracının da buna karşı kendi savunmasını ve delillerini sunabileceğini ifade etti.

Arıbaş, sonuç olarak ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında hem ev sahibinin ileri sürdüğü gerekçenin hem de kiracının karşı iddialarının birlikte değerlendirildiğini, nihai kararın ise dosyadaki deliller ve olayın koşulları doğrultusunda mahkeme tarafından verildiğini belirtti.

Muhabir: Almila Kerküklü