Küresel ekonomide tahvil faizleri, enerji fiyatları, jeopolitik gerilimler ve yapay zekâ yatırımlarına ilişkin tartışmalar devam ederken piyasalardaki risk başlıkları da çeşitleniyor. İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Dirican, küresel ekonomideki gelişmelerin Türkiye'ye olası etkilerinden finansal piyasaların işleyişine, yatırımcıların dikkat etmesi gereken risklerden site yönetimlerine kadar birçok başlığı Türkinform’a değerlendirdi.

KÜRESEL PİYASALARDA “KUSURSUZ FIRTINA” UYARISI
Gelişmiş ekonomilerdeki tahvil faizlerine dikkat çeken Dirican, özellikle ABD tahvillerindeki hareketliliğin küresel piyasalar açısından yakından izlenmesi gerektiğini belirtti.
Dirican, “Başta ABD tahvilleri olmak üzere gelişmiş ekonomilerin tahvil faizleri 2008 finansal krizi seviyelerinin üstüne doğru hareketlenmiş durumda. Bu bizlere kışın soğuk geçebileceğine dair bir izlenim veriyor. Kusursuz fırtına her geçen gün yaklaşıyor” ifadelerini kullandı.
ABD seçimleri öncesindeki piyasa tansiyonunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dirican, seçim sonrasında da tansiyonun yüksek kalması durumunda yeni sorunların gündeme gelebileceğini söyledi.
YAPAY ZEKÂ YATIRIMLARI VE BORSA RİSKİNE DİKKAT ÇEKTİ
Dirican, ABD borsalarındaki yapay zekâ yatırımları üzerinden yaşanabilecek olası düzeltmelerin de piyasalardaki önemli risk başlıklarından biri olduğunu ifade etti.
“Başta ABD borsalarında yapay zekâ balonu olduğu iddiası ile endekslerde düzeltmeler gelebilir” diyen Dirican, yapay zekâ alanındaki tartışmaların hisse senetlerine yansımasının piyasalardaki önemli risklerden biri olduğunu belirtti.
Dirican ayrıca ABD'de mortgage faizleri, kredi kartı faizleri ve enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde olmasının ekonomik görünüm açısından önem taşıdığını dile getirdi.

JEOPOLİTİK RİSKLER EKONOMİK TABLOYU DAHA DA KARMAŞIKLAŞTIRIYOR
Küresel ekonomide yalnızca finansal göstergelerin değil, jeopolitik gelişmelerin de belirleyici olduğuna dikkat çeken Dirican; ticaret yolları, enerji güzergâhları, savaşlar ve ülkeler arasındaki siyasi gerilimlerin küresel ekonomi üzerinde baskı oluşturduğunu değerlendirdi.
Dirican, Grönland, Panama, Cebelitarık, Süveyş ve Hürmüz gibi stratejik bölgelerin küresel ticaret ve enerji akışları açısından önemine dikkat çekerek, enerji fiyatlarının yanı sıra bölgesel çatışmaların da Avrupa ekonomileri üzerinde baskı oluşturabileceğini ve AB başta olmak üzere ekonomik bloklarda kopmalar, Euro'da dağılma görülebileceğini söyledi.
“2008 SONRASI BENZER BİR SÜRECE HIZLA SAVRULUYORUZ”
1929 Buhranı ve 2008 küresel finans krizine de atıfta bulunan Dirican, geçmiş krizlerin ardından finansal sistemlerde önemli düzenlemelerin hayata geçirildiğini hatırlattı.
Dirican, “1929 Buhranı sonrasında dünya süreci iyi yönetememiş ve sonu iyi bitmemişti. Sonrasında yeni finansal mimari geldi, yeni ekonomik bloklar ve oluşumlar ile. 2008 Lehman Biraderler sonrasında benzer bir sürece hızla savruluyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE KÜRESEL SÜRECE ENFLASYON-FAİZ-KUR ÜÇGENİNDE YAKALANDI
Küresel gelişmelerin Türkiye açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Dirican, Türkiye'nin mevcut ekonomik koşullarına dikkat çekti.
“Biz enflasyon-faiz-kur üçgeninde maalesef bu küresel sürece yakalandık” diyen Dirican, Türkiye'nin gıda enflasyonu, faiz politikası, yapay zekâ ve eğitim gibi alanlarda daha farklı başlıkları tartışması gerektiğini ifade etti.
Dirican, Türkiye'nin yapay zekâ ve ticari uzay yarışındaki gelişmeleri takip ederken eğitim alanındaki PISA göstergelerini de avantaja dönüştürmesi gerektiğini savundu.
FİNANSAL PİYASALARDA “GETİRİDEN ÖNCE GÜVEN” VURGUSU
Finansal piyasaların sağlıklı işlemesi açısından güven ve etik unsurlarının öncelikli olması gerektiğini belirten Dirican, finansal okuryazarlık ve risk yönetiminin yatırımcılar açısından temel başlıklar olduğunu söyledi.
Dirican, geçmişte yaşanan banker krizleri ve finansal sorunların ardından Türkiye'de yeni düzenlemelerin hayata geçirildiğini hatırlatarak, bu deneyimlerin piyasanın daha güçlü şekilde düzenlenmesi için fırsata dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
“Getiriden önce etik ve güven piyasalarda olması gereken başlıktır. Finansal okuryazarlık ve risk yönetimi ise elzemdir” diyen Dirican, finansal piyasalarda yüksek getiri vaadi bulunan ürünlerin risklerinin de dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı.

KÜÇÜK YATIRIMCIYA “FISILTI GAZETESİNDEN UZAK DURUN” MESAJI
Dirican, özellikle küçük yatırımcıların sosyal medya üzerinden yayılan yatırım tavsiyelerine karşı dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Kamuya açık şirket açıklamalarının, izahnamelerin ve finansal bilgilerin incelenmesinin yatırım kararlarında önemli olduğunu ifade eden Dirican, yatırımcıların risk yönetimine önem vermesi gerektiğini söyledi.
Dirican ayrıca sosyal medyada manipülatif içerik üreten hesapların yatırımcılar açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekerek, “Fısıltı gazetesi küçük yatırımcının uzak kalması gereken ilk yer” ifadelerini kullandı.
FİNANSAL PİYASALARDA YAPAY ZEKÂ KULLANIMI ÖNERİSİ
Finansal piyasalardaki olağan dışı hareketlerin tespitinde teknolojiden daha fazla yararlanılabileceğini belirten Dirican, yapay zekânın piyasa anomalilerinin tespitinde kullanılmasına yönelik çalışmaların desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda TÜBİTAK, üniversiteler ve ilgili kamu kurumları arasında çalışmalar yürütülmesinin önemli bir kazanım sağlayabileceğini ifade eden Dirican, küresel piyasalarda ortaya çıkabilecek beklenmedik gelişmelere karşı bir “acil durum eylem planı” oluşturulması gerektiğini de dile getirdi.

DÜZENLEYİCİ KURUMLAR VE DENETİM MEKANİZMASINA DİKKAT
Dirican, finansal piyasaların sağlıklı işlemesi için düzenleyici kurumların uzman kadroların özlük haklarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Halka açık şirketlerde risk yönetimi, iç denetim ve iç kontrol mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi gerektiğini ifade eden Dirican, bağımsız denetim mekanizmalarının da güçlendirilmesine yönelik önerilerde bulundu.
Finansal kuruluşlar ve şirketlerde bağımsız denetimin güçlendirilmesi, düzenli raporlama ve denetim süreçlerinin etkinleştirilmesinin yatırımcı güvenine katkı sağlayabileceğini belirtti.
SİTE YÖNETİMLERİ DE EKONOMİK DÜZENLEMELERİN GÜNDEMİNDE OLMALI
Dirican değerlendirmesinin son bölümünde site ve toplu konut yönetimlerine ilişkin de dikkat çeken önerilerde bulundu.
Büyük şehirlerde bazı sitelerin nüfus ve ekonomik büyüklük açısından adeta ilçe veya kasaba ölçeğine ulaştığını belirten Dirican, bu yapıların finansal ve idari açıdan daha etkin denetlenmesi gerektiğini söyledi.
Site yönetimlerinin bağımsız denetime tabi tutulması, faaliyet raporlarının ve finansal bilgilerin site sakinlerinin erişimine açık hale getirilmesi gerektiğini belirten Dirican, yönetimlerde görev alan kişilerin belirli yetkinlik ve lisanslara sahip olmasının da değerlendirilebileceğini ifade etti.
Dirican, site yönetimlerinin yalnızca aidat toplama mekanizması olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu yapıların hem ev sahipleri hem kiracılar hem de kamu açısından önemli bir ekonomik ve sosyal alan haline geldiğini vurguladı.




