Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatının Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanması, Ankara’nın Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz politikasında yeni bir diplomatik süreci beraberinde getirdi. Türkiye, Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti ile Bingazi merkezli Ulusal İstikrar Hükümeti arasındaki siyasi ve askerî ayrılıkların giderilmesi için temaslarını yoğunlaştırırken tarafların ortak bir yönetim ve güvenlik yapısı altında buluşturulmasına yönelik müzakereler hız kazandı.


ANKARA’DA LİBYA’NIN GELECEĞİNİ BELİRLEYECEK KRİTİK GÖRÜŞME
Libya Savunma Bakanı Korgeneral Abdusselam Zubi ile Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, cuma günü Ankara’da gerçekleştirilen görüşmelerde bir araya geldi. Toplantının merkezinde, Libya’daki askerî kurumların tek çatı altında birleştirilmesi ve ülkenin doğusu ile batısı arasında ortak bir komuta mekanizmasının oluşturulması yer aldı.
Görüşmelerde Libya ordusunun yeniden yapılandırılması, Sirte kentinde ortak askerî komutanlık kurulması ve ABD’nin girişimleriyle şekillendirilen askerî çerçevenin uygulanması konuları değerlendirildi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Katar temsilcilerinin de takip ettiği diplomatik süreçte, ülkedeki askerî bölünmüşlüğün sona erdirilmesi için hazırlanan plan taslağı üzerinde duruldu.
Ankara’daki temaslar, Türkiye’nin Libya’da yalnızca Trablus yönetimiyle değil, doğudaki siyasi ve askerî aktörlerle de ilişkilerini geliştirmeye yönelik diplomatik yaklaşımının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İLK HEDEF LİBYA ORDUSUNUN TEK ÇATI ALTINDA BİRLEŞTİRİLMESİ
Libya Observer’ın aktardığı bilgilere göre Ankara’daki müzakerelerde, ülkenin askerî kurumlarını birleştirmeyi amaçlayan kapsamlı bir plan gündeme geldi. Taslak, mevcut komuta yapısının yeniden düzenlenmesini ve askerî karar alma süreçlerinde ortak yönetim mekanizmasının oluşturulmasını öngörüyor.
Plan kapsamında Sirte’nin ortak askerî komutanlık merkezi hâline getirilmesi, Halife Hafter’in kullandığı “Genel Komutan” unvanının kaldırılması ve yerine Abdusselam Zubi ile Saddam Hafter’in eş başkanlığında yeni bir “Ordu Genel Komutanlığı Konseyi” kurulması teklif edildi.
Ayrıca Savunma Bakanlığına bağlı “Güney Koruma Gücü” adı altında yeni bir askerî yapı oluşturulması ve seçimler gerçekleştirilene kadar Başkomutanlık makamının askıya alınması önerildi.
Söz konusu düzenlemelerle askerî yetkilerin tek bir merkezde toplanmasının önlenmesi, farklı bölgelerdeki silahlı yapıların ortak bir komuta zincirine dâhil edilmesi ve güvenlik kurumlarının yeniden yapılandırılması hedefleniyor.



MÜZAKERELERDEKİ ANLAŞMAZLIK TÜRKİYE VE BAE’NİN GİRİŞİMİYLE AŞILDI
Araby al-Jadeed ve Arabic Post’un haberlerine göre taraflar arasındaki görüşmelerde en önemli anlaşmazlık, oluşturulacak askerî yapının hangi kuruma bağlanacağı ve siyasi uzlaşmanın ne zaman gerçekleştirileceği konusunda yaşandı.
Trablus yönetimini temsil eden Abdusselam Zubi, birleşik ordunun doğrudan Savunma Bakanlığına bağlanmasını ve ilk aşamada yalnızca askerî anlaşmanın imzalanmasını savundu. Saddam Hafter ise yeni komuta mekanizmasının Başkanlık Konseyine bağlı olmasını ve askerî mutabakatla siyasi anlaşmanın eş zamanlı olarak hayata geçirilmesini istedi.
Taraflar arasındaki görüş ayrılığının, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin siyasi anlaşmanın sonraki aşamada gerçekleştirileceğine ilişkin güvence vermesiyle giderildiği aktarıldı.
Böylece müzakerelerde önceliğin askerî kurumların birleştirilmesine verilmesi, siyasi uzlaşma sürecinin ise daha sonra ele alınması konusunda ilerleme sağlandığı belirtildi.
BİNGAZİ’DEN TRABLUS’A ÜÇ GÜNLÜK KRİTİK ZİYARET
Libya’da siyasi kurumların birleştirilmesine yönelik temasların önümüzdeki günlerde de sürmesi bekleniyor. Bingazi’deki Temsilciler Meclisi Başkanı Salihin Abdünnebi’nin 27 Ekim’de Trablus’a üç günlük resmî ziyaret gerçekleştirmesinin planlandığı bildirildi.
Abdünnebi’nin ziyareti kapsamında Ulusal Birlik Hükümeti yetkilileriyle görüşerek ülkedeki siyasi bölünmüşlüğün sona erdirilmesine yönelik girişimleri ele alması öngörülüyor.
Ekim ayının başında yaklaşık 12 yıldır Temsilciler Meclisi Başkanlığı görevini yürüten Akile Salih’in yerine seçildiği belirtilen Abdünnebi’nin Trablus temasları, doğu ve batı yönetimleri arasında yürütülen diplomatik sürecin önemli aşamalarından biri olarak görülüyor.
ABD’DEN DOĞU AKDENİZ İÇİN DİYALOG ÇAĞRISI
Libya’daki siyasi gelişmelerin yanı sıra Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasının Doğu Akdeniz’deki etkileri de uluslararası diplomasinin gündeminde yer alıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’da yayımlanan Kathimerini gazetesine yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Washington yönetimi, “Doğu Akdeniz’deki ortaklarımız dâhil olmak üzere tüm ülkeleri, deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıklarını iyi niyetli müzakereler yoluyla çözmeye teşvik ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamada taraflara kışkırtıcı davranışlardan kaçınmaları yönünde çağrıda bulunulması da dikkat çekti.
MISIR’DAN TÜRKİYE-LİBYA ANLAŞMASINA İTİRAZ
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması, Mısır’ın tepkisine neden oldu. Kahire yönetimi, söz konusu kararı tanımadığını açıklayarak anlaşmaya yönelik itirazını sürdürdü.
Bunun üzerine Libya’nın Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Mısır İstihbarat Başkanı Hasan Reşad ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede Mısır’ın deniz yetki alanlarına ilişkin endişeleri ele alınırken Dibeybe, Kahire yönetimiyle bu konuda doğrudan görüşmeye ve karşılıklı değerlendirmelerde bulunmaya hazır olduklarını ifade etti.
Öte yandan Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in de Ankara’daki temaslarının ardından Mısır’ın başkenti Kahire’ye gittiği bildirildi.
![]()
YAŞAR GÜLER’DEN MISIR’A DENİZ YETKİ ALANLARI ANLAŞMASI MESAJI
Türkiye, Libya ile yürüttüğü diplomatik temasların yanı sıra Mısır ile de Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik anlaşma yapılabileceği mesajını verdi.
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin Mısır ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin bir mutabakat imzalamaya hazır olduğunu açıkladı.
Güler, Kahire yönetiminin Türkiye ile anlaşmaya varması durumunda, Yunanistan ile yapabileceği muhtemel bir anlaşmaya kıyasla yaklaşık 15 bin kilometrekare daha fazla deniz yetki alanına sahip olabileceğini savundu.
Ankara’nın bu yaklaşımı, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında adaların etkisine ilişkin Türkiye ile Yunanistan arasındaki görüş ayrılıklarıyla doğrudan bağlantılı bulunuyor.
GİRİT ADASI DOĞU AKDENİZ’DEKİ ANLAŞMAZLIĞIN MERKEZİNDE
Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanları tartışmalarının temelinde, adaların kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) oluşturma kapasitesine ilişkin farklı hukuki yorumlar yer alıyor.
Türkiye, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerektiğini ve adalara her durumda anakaralarla aynı ölçüde etki tanınamayacağını savunuyor. Bu yaklaşım çerçevesinde Girit gibi adaların deniz yetki alanı sınırlandırmasındaki etkisinin coğrafi koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Yunanistan ise uluslararası deniz hukukuna dayanarak adaların da kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge oluşturma hakkına sahip olduğunu ileri sürüyor.
Ankara’nın değerlendirmesine göre Mısır’ın Türkiye ve Libya ile yapabileceği olası bir sınırlandırma anlaşması, Kahire’ye Yunanistan ile varılabilecek bir mutabakata kıyasla daha geniş deniz alanı sağlayabilir.
Bu nedenle Girit’in deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasındaki etkisi, Türkiye, Yunanistan, Libya ve Mısır arasındaki diplomatik tartışmaların önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
LİBYA’DAKİ SİYASİ BÖLÜNME NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Libya’da bugün devam eden siyasi ve askerî ayrılığın temelleri, 2011 yılında Muammer Kaddafi yönetiminin devrilmesinin ardından başlayan istikrarsızlık sürecine dayanıyor.
2014 yılında gerçekleştirilen seçimlerin ardından derinleşen siyasi kriz, ülkenin batısında Trablus merkezli yönetim ile doğusunda Bingazi ve Tobruk merkezli siyasi ve askerî yapıların ortaya çıkmasına yol açtı.
Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat imzalandığında ülkede iç savaş devam ediyordu. Anlaşma, Türkiye ile Trablus merkezli ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Fayiz es-Serrac hükümeti arasında gerçekleştirildi.
Türkiye, Trablus yönetimine askerî danışmanlık, eğitim ve ekipman desteği sağlayarak Halife Hafter’e bağlı güçlerin başkenti ele geçirme girişiminin 2020 yılında püskürtülmesinde önemli rol oynadı.
Buna karşılık Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya’nın desteğini alan doğudaki Hafter cephesi ile Temsilciler Meclisi yönetimi, Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasının meşruiyetine itiraz etti.
Bu süreçte Libya’daki iç siyasi ayrılık, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanlarına ilişkin bölgesel rekabetle de bağlantılı hâle geldi.
ANKARA’NIN BİNGAZİ İLE TEMASLARI YENİ BİR SÜRECİN ÖNÜNÜ AÇTI
Libya’da 2020 yılında ateşkes sağlanmasına rağmen ülkenin doğusu ile batısı arasındaki siyasi bölünmüşlük sona ermedi. Ancak Türkiye, ilerleyen dönemde Trablus yönetimiyle ilişkilerini korurken Bingazi merkezli aktörlerle de diplomatik temaslarını geliştirmeye başladı.
Bu kapsamda Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, mayıs ayında SAHA 2026 Fuarı için İstanbul’a gelen Saddam Hafter ve Abdusselam Zubi’yi ağırladı.
Ankara’nın Libya’nın farklı siyasi ve askerî aktörleriyle yürüttüğü temaslar, ülkedeki kurumların birleştirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin kapsamını genişletti.
2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatının doğudaki Temsilciler Meclisi tarafından da onaylandığının bildirilmesi, Türkiye’nin Libya politikasında önemli bir diplomatik gelişme olarak değerlendiriliyor.
TÜRKİYE’NİN LİBYA DİPLOMASİSİNDE GÖZLER YENİ ANLAŞMADA
Ankara’da yürütülen müzakerelerin sonuçlanması hâlinde Libya’nın askerî kurumlarının birleştirilmesine yönelik somut bir adım atılması mümkün olabilecek. Bununla birlikte ortak komuta yapısının yetkileri, Savunma Bakanlığı ile ilişkisi ve siyasi anlaşmanın kapsamı gibi başlıkların nihai mutabakatla netleştirilmesi gerekiyor.
Türkiye’nin Trablus ve Bingazi yönetimleri arasındaki uzlaşma girişimlerine verdiği destek, Libya’da siyasi istikrarın sağlanması ve Doğu Akdeniz’deki diplomatik ilişkilerin geleceği bakımından önem taşıyor.
Önümüzdeki süreçte Sirte’de ortak askerî komutanlık kurulmasına yönelik görüşmeler, Bingazi ile Trablus arasındaki siyasi temaslar ve Mısır’ın deniz yetki alanları konusundaki tutumu, bölgedeki gelişmelerin seyrini belirleyen başlıca unsurlar arasında yer alacak.





