Sosyal medyada birkaç dakika geçirdiğinizde aynı sesleri, aynı video formatlarını ve benzer başlıkları görüyorsunuz. Bir ürün popüler oluyor, kısa süre içinde binlerce kişi aynı ürünü kullanmaya başlıyor. Bir içerik formatı ilgi çekiyor, ardından aynı formatın yüzlerce farklı versiyonu ortaya çıkıyor.
PEKİ NEDEN?
Bu sorunun cevabı yalnızca sosyal medya algoritmalarında olmayabilir. Amerikalı sosyolog George Ritzer, 1993 yılında yayımlanan Toplumun McDonaldlaştırılması (The McDonaldization of Society) adlı kitabında modern toplumun giderek fast-food restoranlarının çalışma mantığına benzediğini savunuyordu.
Bugün bu teori, dijital hayat üzerinden yeniden okunuyor.
MCDONALDLAŞMA NEDİR?
Ritzer'e göre McDonaldlaşmanın temelinde dört unsur bulunuyor: verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve kontrol.
İlk bakışta bunların hepsi kulağa olumlu geliyor.
Daha hızlı olmak, sonuçları ölçebilmek, neyle karşılaşacağını bilmek ve sistemi kontrol altında tutmak...
Ancak Ritzer'in asıl dikkat çektiği nokta, bu rasyonel sistemlerin zamanla hayatın diğer alanlarına da yayılması.
Ve bugün bunun izlerini telefonlarımızda görmek mümkün.
HER ŞEY DAHA HIZLI OLMAK ZORUNDA
Artık yemek sipariş etmek, alışveriş yapmak, yol bulmak hatta bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor.
Bir metni okumak yerine özetini istiyoruz. Bir ürün araştırmak yerine algoritmanın “sizin için seçtiklerine” bakıyoruz. Bir sorunun cevabını aramak yerine yapay zekaya soruyoruz.
Verimlilik hayatın temel ölçülerinden biri haline geliyor.
Ritzer'in teorisindeki ilk unsur olan verimlilik, dijital dünyada belki de hiç olmadığı kadar görünür durumda.
BAŞARI ARTIK RAKAMLARLA ÖLÇÜLÜYOR
Bir sosyal medya hesabının başarılı olup olmadığını neye göre değerlendiriyoruz?
Takipçi sayısına.
İzlenme sayısına.
Beğeniye.
Etkileşime.
Bir içeriğin kaliteli olup olmadığından önce kaç kişiye ulaştığına bakıyoruz.
Ritzer'in “hesaplanabilirlik” olarak tanımladığı yaklaşım tam da burada karşımıza çıkıyor: Ölçülebilen şeyin daha değerli kabul edilmesi.
Bu nedenle sosyal medya dünyasında “çok izlenen” ile “iyi” içerik arasındaki fark giderek bulanıklaşabiliyor.
NEDEN HERKES AYNI VİDEOLARI ÇEKİYOR?
McDonaldlaşmanın bir diğer unsuru ise öngörülebilirlik.
Tüketici neyle karşılaşacağını bilmek istiyor.
Dijital dünyada da benzer bir durum var.
Bir video formatı başarılı olduğunda aynı format tekrar tekrar kullanılıyor. Bir başlık ilgi gördüğünde benzer başlıklar çoğalıyor. Bir müzik viral olduğunda kısa süre içinde binlerce videoda karşımıza çıkıyor.
Sonuç?
İçerikler çoğalıyor ama birbirlerinden giderek daha az ayrışıyor.
Çünkü herkes aynı algoritmanın dikkatini çekmeye çalışıyor.
ALGORİTMALAR HAYATIMIZI NE KADAR KONTROL EDİYOR?
Ritzer'in teorisindeki en dikkat çekici kavramlardan biri de kontrol.
Bugün ne izleyeceğimizi tamamen kendimiz seçtiğimizi düşünüyoruz.
Ancak sosyal medya platformları bize hangi videoların gösterileceğine, alışveriş siteleri hangi ürünlerin öne çıkarılacağına, dijital platformlar ise hangi içeriklerin önerileceğine ilişkin kararlar veriyor.
Bu sistemler bizim davranışlarımızdan öğrendikçe daha fazla öneride bulunuyor.
Böylece kontrol yalnızca insandan sisteme doğru değil, sistemden insan davranışına doğru da ilerliyor.
YAPAY ZEKA MCDONALDLAŞMANIN YENİ AŞAMASI MI?
Tartışmanın en ilginç noktası ise yapay zeka.
Yapay zeka bize daha hızlı yazmayı, daha hızlı araştırmayı ve daha hızlı üretmeyi vaat ediyor.
Tam da Ritzer'in ilkesi:
Daha hızlı, daha ölçülebilir, daha standart ve daha kontrollü.
Ancak burada yeni bir soru ortaya çıkıyor:
Eğer milyonlarca insan aynı yapay zeka araçlarını kullanıyor ve benzer komutlarla içerik üretiyorsa, ortaya çıkan sonuçlar da zamanla birbirine benzemeye başlamaz mı?
Bu, yapay zekanın mutlaka yaratıcılığı azaltacağı anlamına gelmiyor. Ancak üretimin giderek daha fazla otomatikleşmesi, Ritzer'in yıllar önce tartıştığı standartlaşma meselesini yeniden gündeme getiriyor.
RİTZER'İN TEORİSİ BUGÜN NE SÖYLÜYOR?
Belki de bugün McDonaldlaşmayı anlamak için bir fast-food restoranına gitmeye gerek yok.
Telefon ekranına bakmak yeterli.
Aynı videolar.
Aynı trendler.
Aynı ürünler.
Aynı öneriler.
Aynı yapay zeka komutları...
Ritzer'in 30 yılı aşkın süre önce ortaya attığı teori, modern hayatın neden giderek daha hızlı, ölçülebilir, öngörülebilir ve kontrollü hale geldiğini anlamak için hâlâ güçlü bir tartışma zemini sunuyor.
Belki de asıl soru şu:
Hayatımızı kolaylaştıran sistemler, bir noktadan sonra bizi de birbirimize benzetmeye mi başlıyor?




