Mekanik ventilasyon, hastanın kendi kendine yeterli düzeyde nefes alamadığı durumlarda, solunumu bir cihaz aracılığıyla destekleme veya tamamen üstlenme işlemidir. Mekanik ventilatör adı verilen bu cihazlar, akciğerlere belirli hacimde veya basınçta hava (çoğu zaman oksijenle zenginleştirilmiş hava) göndererek gaz değişimini sağlar.
Günümüzde mekanik ventilasyon, yoğun bakım ünitelerinde, ameliyathanelerde, acil servislerde ve bazı durumlarda evde bakım süreçlerinde vazgeçilmezdir. Özellikle COVID‑19 pandemisiyle birlikte, solunum cihazlarının hayatta kalım üzerindeki kritik rolü daha geniş kitlelerce fark edilmiştir.
Mekanik ventilasyonun önemi özetle şu noktalarda toplanır:
Hayati fonksiyon desteği: Solunum yetmezliğinde oksijenlenmeyi ve karbondioksit atılımını sürdürerek organ hasarını ve ölümü önler.
Akciğerleri koruma: Uygun ayarlamalarla, akciğerlerin aşırı gerilmesini veya çökmesini engelleyerek koruyucu bir strateji sunar.
Yoğun bakım yönetimi: Ağır travma, sepsis, ARDS, KOAH alevlenmesi gibi kritik tabloların yönetiminde temel destektir.
Cerrahi sırasında güvenlik: Genel anestezi altında, bilinç kapalı iken solunumun güvenli şekilde sürdürülmesini sağlar.
MEKANİK VENTİLASYON HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER
Mekanik ventilasyonda kullanılan farklı modlar, hastanın ihtiyacına, altta yatan hastalığa ve solunum kaslarının gücüne göre seçilir. Mod seçimi, tedavinin başarısı ve akciğer hasarının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
En sık kullanılan temel modlar şunlardır:
Hacim Kontrollü Ventilasyon (Volume Controlled Ventilation – VCV)
Her solukta hastaya önceden belirlenmiş bir tidal volüm (VT) verilir. Basınç, akciğerlerin durumuna ve hava yolu direncine göre değişir.
Avantajı: Dakikadaki hava hacmi ve dakika ventilasyonu öngörülebilirdir.
Dezavantajı: Akciğer kompliyansı bozulduğunda veya hava yolu direnci arttığında yüksek basınçlar ortaya çıkabilir, bu da barotravma riskini artırır.
Basınç Kontrollü Ventilasyon (Pressure Controlled Ventilation – PCV)
Her solukta sabit bir inspiratuar basınç hedeflenir, verilen hacim, akciğerlerin kompliyansına göre değişir.
Avantajı: Tepe hava yolu basıncı kontrol altındadır, akciğer hasarı riski azaltılabilir.
Dezavantajı: Akciğer kompliyansı değiştikçe tidal volüm dalgalanabilir, dikkatli takip gerekir.
Yardımlı-Kontrol (Assist-Control – A/C) Ventilasyon
Cihaz, ayarlanan solunum sayısını garanti eder, hasta kendi nefes almaya çalıştığında da her spontan nefesi destekler. Her nefes, seçilen moda göre (hacim veya basınç kontrollü) tam desteklidir.
Avantajı: Ağır solunum yetmezliği olan hastalarda güvenilir solunum desteği sağlar.
Dezavantajı: Hasta çok sık tetiklediğinde hiperventilasyon ve otopEEP riski oluşabilir.
SIMV (Senkronize Aralıklı Zorunlu Ventilasyon)
Cihaz belirli sayıda zorunlu soluk verir, bu soluklar hastanın kendi solunum çabasıyla senkronize edilir. Zorunlu soluklar dışında hasta spontan nefes alabilir, bu nefesler genellikle basınç desteğiyle (PS) desteklenir.
Avantajı: Solunum kaslarının kademeli olarak devreye girmesine izin vererek weaning sürecini destekler.
Dezavantajı: Yanlış ayarlarda iş yükü artabilir, hasta-ventilatör uyumsuzluğu görülebilir.
Basınç Destekli Ventilasyon (Pressure Support Ventilation – PSV)
Hasta tamamen spontan nefes alır, her nefes ventilatör tarafından belirli bir basınçla desteklenir. Genellikle ekstübasyon öncesi weaning döneminde kullanılır.
Avantajı: Konforu artırır, solunum kaslarını aktif tutar.
Dezavantajı: Solunum çabası olmayan ağır hastalarda tek başına yetersizdir.
MEKANİK VENTİLASYON TİPLERİ VE KULLANIM ALANLARI
Mekanik ventilasyon, kullanım şekline ve hastaya uygulanış yoluna göre farklı tiplere ayrılır. Bunların doğru seçimi, komplikasyon riskini azaltır ve tedavinin etkinliğini artırır.
İnvaziv Mekanik Ventilasyon: Solunum desteği endotrakeal tüp veya trakeostomi kanülü ile doğrudan hava yollarına ulaştırılır.
Kullanım alanı: Ağır solunum yetmezliği, ARDS, ciddi KOAH alevlenmesi, ağır travma, şok, genel anestezi altında cerrahi işlemler.
Artıları: Güçlü ve güvenilir solunum desteği, hava yolu kontrolü, akciğer koruyucu stratejilerin daha esnek uygulanabilmesi.
Eksileri: Enfeksiyon (ventilatör ilişkili pnömoni), hava yolu travması, sedasyon ihtiyacı gibi riskler.
Noninvaziv Mekanik Ventilasyon (NIV): Maske (nazal, oronazal veya tam yüz maskesi) aracılığıyla basınçlı hava verilir, entübasyon gerektirmez.
Kullanım alanı: KOAH alevlenmesi, kardiyojenik akciğer ödemi, hafif-orta dereceli hiperkapnik solunum yetmezliği, bazı uyku apnesi vakaları.
Artıları: Entübasyondan kaçınma, enfeksiyon riskinin ve sedasyon ihtiyacının azalması, hastanın konuşabilmesi ve beslenebilmesi.
Eksileri: Yüzde bası yaraları, hava kaçakları, hasta uyumsuzluğu, ağır tablolarda yetersiz kalabilir.
Ev Tipi / Uzun Süreli Mekanik Ventilasyon: Kronik solunum yetmezliği olan ve uzun dönem ventilatör desteğine ihtiyaç duyan hastalarda, evde veya bakım merkezinde kullanılan cihazlardır.
Kullanım alanı: Nöromüsküler hastalıklar (ALS, musküler distrofi), ileri kifoskolyoz, bazı kronik KOAH vakaları, santral hipoventilasyon sendromları.
Artıları: Yaşam kalitesinde artış, hastaneye yatış sürelerinde azalma, hasta ve aile için daha doğal bir yaşam ortamı.
Eksileri: Ev altyapısı ve bakım koşulları, elektrik kesintilerinde risk, profesyonel takip gerekliliği.
Mekanik Ventilasyonda Akciğer Koruyucu Ayar Seçimi (Uzman İpucu)
Mekanik ventilasyonun asıl hedefi sadece oksijen vermek değil, aynı zamanda akciğerleri koruyarak bu desteği sağlamaktır. Uygun olmayan ayarlar, ventilatör ilişkili akciğer hasarına (VILI) yol açabilir. Bu nedenle güncel kılavuzlarda şu prensipler öne çıkar:
Düşük tidal volüm: Özellikle ARDS ve akut akciğer hasarında, ideal vücut ağırlığına göre 4–6 ml/kg tidal volüm hedeflenir.
Plateau basıncını sınırlama: Plateau (plate) basıncı genellikle 30 cmH2O’nun altında tutulmalıdır.
Uygun PEEP kullanımı: Alveol çökmesini önlemek için yeterli, hemodinamiyi bozmayacak PEEP düzeyi seçilir.
Sık gaz analizi ve monitörizasyon: Arteriyel kan gazı, solunum mekaniği, uyum (compliance) ve hasta-ventilatör senkronizasyonu düzenli izlenmelidir.
Az bilinen ama kritik bir nokta: Hasta-ventilatör uyumsuzluğu sadece konfor sorunu değil, aynı zamanda akciğer hasarı ve solunum kaslarında aşırı yorgunluk riskini de artırır. Bu nedenle tetikleme hassasiyeti, inspiryum süresi, akış hızı gibi ince ayarlar titizlikle yapılmalıdır.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Soru: Mekanik ventilasyona alınan her hasta entübe mi edilir?
Cevap: Hayır. Mekanik ventilasyon hem invaziv (entübasyon/trakeostomi) hem de noninvaziv (maske ile) yollarla uygulanabilir. Hastanın genel durumu, bilinci, sekresyonlarını temizleyebilme kapasitesi ve solunum yetmezliğinin şiddeti, entübasyon gerekliliğini belirler.
Soru: Mekanik ventilasyon ne kadar sürer?
Cevap: Süre, altta yatan hastalık, tedaviye yanıt, akciğerlerin toparlanma kapasitesi ve eşlik eden organ yetmezliklerine göre değişir. Bazı hastalarda birkaç saat–gün, bazılarında haftalarca sürebilir. Kısa sürede ayrılma mümkün olmadığında weaning protokolleri ve gerekirse trakeostomi değerlendirilir.
Soru: Ventilatöre bağlı kalmak akciğerleri zayıflatır mı?
Cevap: Uygun yönetilmeyen uzun süreli tam destek modları, solunum kaslarında zayıflamaya yol açabilir. Bu nedenle güncel yaklaşım, hastanın tolere edebildiği ölçüde solunum kaslarını devrede tutan, kademeli destek azaltma stratejileri uygulamaktır.
Soru: Mekanik ventilasyonda enfeksiyon riski neden artar?
Cevap: Özellikle invaziv ventilasyonda, endotrakeal tüp doğal savunma bariyerlerini (burun, farinks) bypass eder. Bu durum, mikroorganizmaların alt solunum yollarına daha kolay ulaşmasına ve ventilatör ilişkili pnömoni riskinin artmasına neden olur. Aseptik teknik, ağız bakımı, erken mobilizasyon ve mümkün olan en kısa sürede ekstübasyon, bu riski azaltmaya yardımcıdır.



