Yunan basını, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kurumsallaşmasının Türkiye’nin bölgesel ağırlığını artırabileceğine dikkat çekerken, anlaşmanın yeni ülkelerin katılımıyla genişlemesi halinde Doğu Akdeniz’den Orta Doğu’ya uzanan güç dengelerinin değişebileceği yorumlarına yer verdi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma ortaklığında yeni bir aşamaya geçildi. Mekke Ortak Savunma Anlaşması çerçevesinde kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ilk toplantısını İstanbul’da gerçekleştirirken, görüşmelerde üç ülke arasındaki askeri koordinasyonun ve savunma sanayii iş birliğinin derinleştirilmesine yönelik başlıklar ele alındı.

İstanbul’daki toplantının ardından verilen mesajlar Türkiye’nin yakın çevresinde yeni bir güvenlik mimarisinin şekillenip şekillenmediğine yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. Gelişmeleri yakından izleyen ülkelerden biri ise Yunanistan oldu.

Turkiye Yunanistan-2

YUNAN BASINI İSTANBUL TOPLANTISINI MERCEK ALTINA ALDI

Yunan basını, Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin ilk toplantısının İstanbul’da gerçekleştirilmesine geniş yer verirken, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile geliştirdiği savunma ortaklığının Ankara’nın bölgesel nüfuzunu güçlendirebileceği değerlendirmesinde bulundu.

Eski Yunanistan Genelkurmay Başkanı Konstantinos Ziazias da gelişmeleri değerlendirirken Türkiye’nin jeopolitik ağırlığını ve bölgesel etki kapasitesini artırdığına dikkat çekti. Ziazias, Atina’nın Ankara’nın içerisinde bulunduğu yeni bölgesel yapılanmaları hesaba katarak hareket etmesi gerektiğini savundu.

Yunanistan açısından dikkat çeken noktalardan biri de Türkiye’nin NATO içerisindeki askeri kapasitesini Suudi Arabistan’ın finansal ve enerji gücü ile Pakistan’ın askeri kapasitesiyle aynı mekanizma içerisinde buluşturması oldu.

Mekke Anlaşması

“MEKKE ANLAŞMASI İSTANBUL’DA İVME KAZANDI”

Yunanistan merkezli Pentapostagma, İstanbul toplantısını anlaşmanın hayata geçirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.

Haberde, toplantının Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı yalnızca siyasi bir deklarasyon olmaktan çıkararak daha somut bir iş birliği mekanizmasına dönüştürdüğü yorumunda bulunuldu.

Özellikle üç ülkenin savunma sanayii alanında ortak teknolojilerin geliştirilmesi, üretim kapasitesinin artırılması ve askeri sistemler arasındaki uyumun güçlendirilmesine yönelik çalışmalarının ittifakın geleceği açısından belirleyici olabileceği ifade edildi.

Türkiye’nin son yıllarda insansız hava araçları, elektronik harp, füze sistemleri, savaş gemileri ve diğer savunma teknolojilerinde geliştirdiği kapasitenin Suudi Arabistan ve Pakistan ile oluşturulan mekanizma içerisinde değerlendirilmesi, Yunan basınının üzerinde durduğu başlıklardan biri oldu.

ATİNA’NIN GÖZÜ İTTİFAKIN GENİŞLEME İHTİMALİNDE

Yunan basınının üzerinde durduğu asıl soru ise üçlü yapının Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile sınırlı kalıp kalmayacağı oldu.

Kathimerini, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın anlaşmaya başka ülkelerin dahil edilmesine yönelik bir yol haritası üzerinde çalışıldığına ilişkin açıklamalarını gündeme taşıdı. Yeni üyelerin katılımıyla mevcut üçlü mekanizmanın daha geniş bir bölgesel güvenlik yapısına dönüşme ihtimali Atina’da yakından takip ediliyor.

Bu ihtimal, Mekke Anlaşması’nın önemini daha da artırıyor. Yeni ülkelerin katılımıyla genişlemesi durumunda yapı, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin ötesine geçerek Orta Doğu ve çevresinde daha kapsamlı bir siyasi-askeri platform niteliği kazanabilir.

Almanya ekonomisinde ibre döndü! Tahmin yükseltildi
Almanya ekonomisinde ibre döndü! Tahmin yükseltildi
İçeriği Görüntüle

Mekke Toplantisi Istanbul Aa 2486095

YUNANİSTAN-TÜRKİYE DENGESİNE ETKİSİ TARTIŞILIYOR

Yunanistan merkezli SLPress ise gelişmenin doğrudan Türkiye-Yunanistan rekabeti açısından yaratabileceği sonuçlara odaklandı.

Analizde, Mekke Anlaşması’na yeni ülkelerin dahil edilmesinin bölgesel güç dengelerini daha karmaşık hale getirebileceği ve gelecekte Ankara ile Atina arasında yaşanabilecek gerilimlerde Türkiye’nin sahip olduğu uluslararası destek ağının daha geniş bir faktör olarak hesaba katılması gerekebileceği belirtildi.

Atina açısından mesele yalnızca Türkiye’nin yeni ortaklıklar geliştirmesi değil. Ankara’nın birbirinden farklı güvenlik sistemlerinin parçası olan ülkeler arasında bağlantı kurabilmesi Yunanistan’ın dikkatini çekiyor.

Türkiye NATO’nun en büyük askeri güçlerinden biri olarak Batı güvenlik sisteminin içerisinde bulunurken, aynı zamanda Suudi Arabistan gibi Körfez’in en önemli aktörlerinden biri ve nükleer silaha sahip Pakistan ile savunma ilişkilerini kurumsal bir mekanizmaya taşıyor.

türk savunma sanayi türkinform

SAVUNMA SANAYİİ İTTİFAKIN ANA SÜTUNLARINDAN BİRİ

Üçlü mekanizmanın geleceğinde savunma sanayii iş birliğinin önemli bir yer tutması bekleniyor. Türkiye’nin son yıllarda hızla büyüyen savunma sanayii, Suudi Arabistan’ın sektöre ayırdığı büyük finansal kaynaklar ve Pakistan’ın askeri üretim tecrübesi üç ülkenin birbirini tamamlayabilecek kapasitelere sahip olduğu değerlendirmelerini beraberinde getiriyor.

Ortak üretim ve teknoloji geliştirme projelerinin ilerlemesi durumunda ilişkinin klasik silah alıcısı-satıcısı modelinin ötesine geçerek uzun vadeli bir savunma sanayii ortaklığına dönüşme potansiyeli bulunuyor.

Bu durum aynı zamanda üç ülke silahlı kuvvetlerinin kullandığı sistemler arasındaki uyumun artması, ortak eğitim ve tatbikatların geliştirilmesi ve askeri koordinasyonun daha kurumsal hale gelmesi anlamına gelebilir.

ATİNA’NIN ENDİŞESİ: ÜÇLÜ İTTİFAK DAHA BÜYÜK BİR BLOĞA DÖNÜŞÜR MÜ?

Yunan basınındaki değerlendirmelerin ortak noktası, İstanbul toplantısının tek başına askeri bir görüşmeden daha geniş sonuçlar doğurabileceği yönünde.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma ortaklığının kurumsallaşması Ankara’ya Körfez ve Güney Asya arasında yeni bir stratejik bağlantı alanı açarken, yapının başka ülkelerin katılımıyla genişlemesi bu etkinin ölçeğini daha da büyütebilir.

Bu nedenle Atina’nın asıl dikkatini çeken gelişme İstanbul’da gerçekleştirilen tek bir toplantıdan ziyade, toplantıyla birlikte Mekke Anlaşması’nın işleyen bir siyasi ve askeri mekanizmaya dönüşmeye başlaması.

Türkiye’nin son dönemde Suudi Arabistan ile enerji ve savunma alanında geliştirdiği ilişkiler, Pakistan ile uzun süredir devam eden askeri iş birliği ve şimdi bu iki hattın aynı çatı altında birleştirilmesi Ankara’nın bölgesel politikasında yeni bir aşamaya işaret ediyor.

Yunanistan’dan gelen değerlendirmeler de Atina’nın bu oluşumu yalnızca Türkiye’nin iki ülkeyle yaptığı bir savunma anlaşması olarak görmediğini ortaya koyuyor. Asıl soru, Ankara-Riyad-İslamabad üçgeninin ilerleyen dönemde başka başkentleri de içine alan daha geniş bir güvenlik mimarisinin çekirdeğine dönüşüp dönüşmeyeceği.

Kaynak: Haber Merkezi