Ankara Zirvesi Sonuç Bildirisi’nde yer alan ve 2026-2027 yıllarını kapsayan devasa mali taahhüde ilk net ret Çekya’dan geldi. Zirve sonrası basına konuşan Babis, ülkesinin bu mali pakete ortak olmayacağını vurguladı. Savunma bütçesi konusunda da dikkat çeken açıklamalarda bulunan Babis, Çekya'nın GSYH'ye oranla NATO'da savunmaya en az pay ayıran ülke konumunda olduğunu kabul ederek, belirlenen yüzde 2'lik hedefin bu yıl için uygulanabilir olmadığını ifade etti.
"BU MİKTARA KATKIDA BULUNMAYACAĞIZ"
Ankara Zirvesi’nin sonuç bildirisinde müttefiklerin Ukrayna'ya 70 milyar avroluk askeri yardım taahhüdünde bulunması kararlaştırılmıştı. Ancak Başbakan Babis, bu karardan ayrışan net bir tutum sergileyerek, "Biz, bu miktara katkıda bulunmayacağız" dedi. Babis'in bu çıkışı, NATO içerisinde dayanışma beklentisinin yüksek olduğu bir dönemde, İttifak'ın Ukrayna politikası üzerindeki görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkardı.

BALİSTİK FÜZELERE KARŞI SAVUNMA VURGUSU
Çekya Başbakanı, Avrupa'nın güvenlik önceliklerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirterek, "Avrupa, özellikle balistik füzelere karşı savunmaya odaklanmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Babis, Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı askeri yardımın ötesinde, kıtanın kendi topraklarını koruyacak füze savunma sistemlerinin asıl çözüm odağı olması gerektiğini savundu.
"SAVUNMA HARCAMALARINDA YÜZDE 2 GERÇEKÇİ DEĞİL"
NATO müttefiklerinin en çok tartıştığı konu olan GSYH'nin yüzde 2’sinin savunmaya ayrılması hedefi hakkında da konuşan Babis, Çekya'nın bu hedefe ancak gelecek yıl yaklaşabileceğini belirtti. Babis, "Bu yıl da elimizden geleni yapacağız, bunu reddetmiyorum ancak (yüzde 2'ye ulaşmanın) gerçekçi olduğunu düşünmüyorum" diyerek bütçe kısıtlamalarına işaret etti.
NATO ZİRVESİ'NDE SAVUNMA HARCAMALARI TARTIŞMASI
Zirvenin "en son söz alan lideri" olduğunu belirten Babis, NATO içindeki bütçe disiplini ve savunma harcamaları konusundaki çekincelerini net bir dille ortaya koydu. Çekya'nın savunma harcamaları bakımından İttifak içerisindeki durumu, diğer müttefik ülkelerle yapılan zorlu müzakerelerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.





