Doç. Dr. Demir, kamuoyunda sıkça dile getirilen “sezaryen doğumlar nüfus artışını engelliyor” görüşünün bilimsel verilerle örtüşmediğini belirterek asıl sorunun sosyolojik ve kültürel dönüşümde yattığına dikkat çekti ve Türkinform’a çok özel bilgiler verdi.

07022024 Scaled 1

SEZARYEN DOĞUMLARA YÖNELİK ALGILAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR

Sezaryen doğumların çocuk sayısını sınırladığı yönündeki yaygın kanaatin doğru olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Mustafa Demir, klinik tecrübeler ve bilimsel çalışmaların bu algıyı desteklemediğini söyledi. Demir, “Doğru ve sıkı bir tıbbi takip ile dördüncü sezaryen, üçüncü sezaryen kadar güvenli olabilir. Sezaryen nedeniyle çocuk sayısının sınırlandırılması gerektiğine dair kesin bir tıbbi kural yoktur” dedi.
Sezaryenin, başarısız normal doğum girişimlerinde anne ve bebek için hayat kurtarıcı bir müdahale olduğuna işaret eden Demir, doğurganlıktaki düşüşün yalnızca doğum yöntemi üzerinden açıklanmasının eksik bir yaklaşım olacağını kaydetti.

AZ ÇOCUK TERCİHİNİN ARKASINDA SOSYOLOJİK VE KÜLTÜREL NEDENLER VAR

Ailelerin daha az çocuk sahibi olma eğiliminin tıbbi engellerden ziyade sosyal faktörlerle ilişkili olduğunu belirten Demir, medya ve popüler kültürün bu süreçte belirleyici rol oynadığını söyledi. Özellikle televizyon dizilerinde sunulan yaşam tarzlarının aile yapısını etkilediğine dikkat çeken Demir, “Dizilerde ideal aile modeli genellikle az çocuklu, konforlu ve ekonomik olarak güçlü bir yapı üzerinden sunuluyor. Bu da çok çocuklu ailelerin geri planda ve dezavantajlı olduğu algısını besliyor” sözlerini kullandı.
Bu kültürel etkinin ekonomik kaygılarla birleştiğinde ailelerin bilinçli olarak daha az çocuk sahibi olmayı tercih ettiğini vurgulayan Demir, sorunun temelinde değişen yaşam tarzı ve sosyal algının bulunduğunu dile getirdi.

SEZARYEN DENETİMLERİ HEKİMLER ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR

Sezaryen oranlarını düşürmeye yönelik denetim politikalarını da değerlendiren Doç. Dr. Demir, devletin toplum sağlığını koruma hassasiyetini anladıklarını ancak çözümün yalnızca yoğun denetimle sağlanamayacağını belirtti.
Normal doğumun kadın doğum uzmanları için fizyolojik olarak en uygun ve klinik açıdan en tatmin edici yöntem olduğunu vurgulayan Demir, “Normal doğum, hekim için hem mesleki hem de tıbbi açıdan en ideal sonuçları sunar. Ancak tek taraflı denetim baskısı, hekimleri ‘defansif tıp’ uygulamalarına yöneltebiliyor” dedi.
Hekimlerin cezalandırılma kaygısı yerine güven, rehberlik ve destek ortamında çalışmasının normal doğum oranlarını doğal olarak artıracağını ifade etti.

Türkiye’de nüfusun kendini yenileme eşiğinin 2,1 olduğunu hatırlatan Demir, mevcut doğurganlık hızının nüfusun yaşlanacağını ve azalacağını matematiksel olarak ortaya koyduğunu söyledi. Bu tablo karşısında “en az dört çocuk” hedefinin bir telafi stratejisi olarak değerlendirilebileceğini belirten Demir, bu hedefe ulaşmak için dört temel başlıkta reform yapılması gerektiğini ifade etti.

Doğum süreçlerinde hekimlerin üzerindeki hukuki baskının azaltılması gerektiğini belirten Demir, malpraktis tazminatlarına makul bir üst sınır getirilmesini önerdi. Bu sınırın mümkün olmaması halinde, doğum sorumluluğunun ebe odaklı bir modele kaydırılabileceğini dile getirdi.

Bilinçaltı ve bilinçdışı farkı  nedir?
Bilinçaltı ve bilinçdışı farkı nedir?
İçeriği Görüntüle

AİLELERE GÜÇLÜ VE GERÇEKÇİ MALİ TEŞVİKLER SAĞLANMALI

Doç. Dr. Demir, hem çalışan hem de ev hanımı anneleri kapsayan güçlü ekonomik desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Dört çocuklu ailelere özel sosyal konut projeleri, çocuklar için düzenli aylık destekler, çok çocuklu iş yeri sahiplerine teşvik paketleri ve dört çocuk sahibi devlet memuru annelere erken emeklilik gibi uygulamaların doğum oranlarını artırabileceğini ifade etti.

MEDYA VE TOPLUMSAL ALGI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ

Medya içeriklerinde çok çocuklu ailelerin olumsuz veya geri planda gösterilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini söyleyen Demir, çok çocuklu annelerin eğitimli, başarılı ve toplumda saygın bireyler olarak temsil edilmesinin önemine dikkat çekti.

Sezaryen doğumun çocuk sayısını sınırladığı yönündeki yanlış algının bilimsel verilerle düzeltilmesi gerektiğini belirten Demir, doğru bilgilendirmenin hem ailelerin hem de sağlık sisteminin güvenini artıracağını söyledi.
Doç. Dr. Mustafa Demir, bu çok boyutlu adımların hayata geçirilmesiyle hekimlerin daha güvenli bir ortamda hizmet vereceğini, ailelerin ise devlet desteğiyle geleceğe daha umutla bakabileceğini kaydetti.
Röportajın sonunda Demir, “Sorun ortada, çözüm çok boyutlu. Devletimizin bu süreci doğru politikalarla yöneteceğine inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Hazal Ergen