İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade veren Oğuzhan Uğur, emniyette verdiği ifadeyi tamamen tekrar ettiğini belirterek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini söyledi. Uğur, öz geçmişi, şirket ortaklıkları, mal varlığı ve sosyal medya faaliyetlerine ilişkin emniyette verdiği bilgilerin doğru olduğunu ifade etti.
Fotoğraf teşhisi sırasında yalnızca Haluk Levent'i tanıdığını belirten Uğur, Ahbap Derneği ile ilişkisine dair soruları da ayrıntılı şekilde yanıtladı.
HALUK LEVENT İLE NASIL TANIŞTIĞINI ANLATTI
Oğuzhan Uğur ifadesinde Haluk Levent ile ilk kez 2018 yılında Onedio'da yayınlanan "P!NÇ" programı sayesinde tanıştığını söyledi. Levent'in o dönem sosyal medyada oldukça etkili ve Ahbap Derneği faaliyetleriyle ön plana çıkan bir isim olduğunu belirten Uğur, ikinci görüşmelerinin ise 2021 yılında sosyal medya yasasıyla ilgili düzenlediği programa davet etmesiyle gerçekleştiğini anlattı.
DEPREM GECESİ YAŞANANLARI TEK TEK ANLATTI
Uğur, 6 Şubat depreminin yaşandığı gece Haluk Levent'in kendisini telefonla aradığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
Levent'in yardım faaliyetlerinin İstanbul'dan yürütülemeyeceğini, Hatay'a gidilmesi gerektiğini söylediğini aktaran Uğur, daha sonra ambulans uçakla Adana'ya gönderildiklerini ve oradan Hatay'a geçtiklerini anlattı. Hatay'da AFAD ve Ahbap gönüllüleriyle röportaj yaptıklarını ancak internet erişimi olmadığı için görüntüleri servis edemediklerini söyleyen Uğur, faydalı olamayacaklarını düşündükleri için İstanbul'a döndüklerini ifade etti.
"HEM AFAD'IN HEM AHBAP'IN IBAN'LARINI PAYLAŞTIK"
İstanbul'a döndükten sonra Babala TV stüdyolarında deprem yayınları yaptıklarını anlatan Uğur, yayınlarda hem AFAD'ın hem de Ahbap Derneği'nin IBAN bilgilerini paylaştıklarını söyledi.
Bağış yapmak isteyen kişilerin kendilerini arayarak hesap numaralarını doğrulattığını ifade eden Uğur, özellikle yurt dışından gelen bağış taleplerini ise olası yasa dışı para riskini gözeterek AFAD'a yönlendirdiklerini belirtti.
Uğur, "Sadece Ahbap'a bağış topladığımız yönündeki iddialar doğru değildir. Kendi şirketimiz veya şahsi hesaplarımız üzerinden hiçbir zaman bağış toplamadık. Bunun yasal olmadığını biliyorduk." dedi.
"HALUK LEVENT İLE ARAMIZ AÇILDI"
Deprem sürecinin ardından gazeteci Taha Hüseyin Karagöz'ün kendisini aradığını söyleyen Uğur, Karagöz'ün Haluk Levent'in kendisi hakkında bazı konuşmalar yaptığını aktardığını ifade etti.
Bunun üzerine Haluk Levent'e mesaj attığını belirten Uğur, Levent'in yüz yüze görüşmek istediğini söylediğini anlattı. İki telefon görüşmesi yaptıklarını belirten Uğur, bunlardan birinde Haluk Levent'in kendisine "Arkamdan kötü konuşuyormuşsun" dediğini, konuşmayı uzatmadan kapattığını söyledi.
Bir başka görüşmede ise Haluk Levent'in çıkaracağı bir şarkı için destek istediğini belirtti.
"CANSU İMŞEK BELGE ARIYORDU"
Gazeteci Cansu İmşek'in de 27 Şubat 2023 tarihinde kendisini aradığını söyleyen Uğur, Haluk Levent hakkında çeşitli şüpheleri olduğunu ve belge aradığını söylediğini ifade etti.
O dönem Haluk Levent'in kamuoyunda kahraman olarak görüldüğünü belirten Uğur, herhangi bir belge olmadan böyle bir konunun üzerine gitmenin mümkün olmadığını söyledi. Kendisine ulaşan çeşitli dedikodular bulunduğunu ancak bunları somutlaştıracak bilgiye sahip olmadığını ifade eden Uğur, Haluk Levent ile iletişimini bu süreçten sonra tamamen kestiğini anlattı.
"AHBAP'I SAHADA GÖRDÜM"
Hatay'da Ahbap gönüllülerini sahada gördüğünü belirten Oğuzhan Uğur, dernek ile Haluk Levent'i birbirinden ayırdığını ifade etti. Ahbap'ın sahada çalışma yürüttüğünü gördüğünü belirten Uğur, Haluk Levent'in dernek kaynaklarını nasıl kullandığını bilmediğini söyledi.
Derneğe yapılan bağışların amacı dışında kullanıldığına ilişkin herhangi bir şüphe duymadığını ifade eden Uğur, bunu görebilecek konumda olmadığını da sözlerine ekledi.
"NE TİCARİ İŞ YAPTIK NE PARA ALDIK"
Uğur ifadesinde, Ahbap Derneği veya Haluk Levent tarafından reklam ya da tanıtım amacıyla kendisiyle herhangi bir ticari görüşme yapılmadığını söyledi.
"Ne dernekle ne de Haluk Levent ile herhangi bir ticari faaliyet yürüttüm. Şirket hesaplarıma veya şahsi hesaplarıma herhangi bir para girmedi." diyen Uğur, deprem döneminde böyle bir şeyi düşünmelerinin bile mümkün olmadığını belirtti.
BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ ŞİRKETLERİ ANLATTI
Savcılıkta 18 Temmuz tarihli bilirkişi raporu da okunan Uğur, şirket yapılarını tek tek anlattı.
Babala TV Organizasyon Ticaret Ltd. Şti.'nin YouTube kanalının büyümesiyle kurulduğunu belirten Uğur, şirketin yüzde 100 ortağının annesi Pakize Uğur olduğunu söyledi.
Şirket hesaplarının annesi, kendisi ve kardeşi Tuğrul Uğur tarafından kullanıldığını ifade eden Uğur, şirketi annesi adına kurmalarının sebebinin finans işlerinde kendisinin yeterince bilgili olmaması olduğunu belirtti.
OSİS VE BABALAYKA ŞİRKETLERİNİ AÇIKLADI
Osis Yapım şirketinde yüzde 25 ortak olduğunu söyleyen Uğur, diğer ortakların İlker Ayrık ve diğer iş ortakları olduğunu belirtti. Şirketin "Mevzular Açık Mikrofon" ve "P!NÇ" programları için kurulduğunu söyleyen Uğur, yalnızca kâr payı aldığını, yönetimde bulunmadığını ifade etti.
Babalayka Film Yapım'ın ise 2024 yılında komedi içerikleri üretmek amacıyla kurulduğunu belirten Uğur, şirketin kardeşi Tuğrul Uğur adına kurulduğunu ancak gelir ve giderlerden haberdar edildiğini söyledi.
45 MİLYON LİRALIK GAİN MEDYA ÖDEMESİNE AÇIKLAMA
Bilirkişi raporunda yer alan Gain Medya'dan gelen yaklaşık 45 milyon liralık ödemeye de açıklık getiren Uğur, bu paraların "P!NÇ" ve "Mevzular Açık Mikrofon" programlarının yayın hakları karşılığında yapıldığını söyledi.
Anlaşmanın Gain Medya'nın eski sahibi Faruk Bülbül döneminde yapıldığını belirten Uğur, şirket daha sonra el değiştirdiğinde yeni yönetimle yeni sözleşme yapmadıklarını ifade etti.
Kayyım atandıktan sonra çekilmiş ancak yayınlanmamış üç bölüm hakkında da TMSF yetkilileriyle görüştüklerini söyledi. Uğur, bu ticari ilişkiye ilişkin fatura ve muhasebe kayıtlarını da savcılığa sunduklarını belirtti.
25 MİLYON LİRALIK VİLLA İDDİASINA YANIT
Bilirkişi raporunda yer alan Çekmeköy Ömerli'deki villa alımıyla ilgili de konuşan Uğur, peşinatın Gain Medya'dan gelen yaklaşık 13 milyon liralık ödeme sayesinde karşılandığını söyledi. Kalan bölüm için Türkiye İş Bankası'ndan kredi kullandıklarını belirten Uğur, kredi hesap numarasını savcılığa sunduklarını ifade etti.
Raporda kredi bulunmadığı yönündeki tespitin doğru olmadığını savunan Uğur, kredi belgelerini dosyaya eklediklerini söyledi.
6,5 MİLYON LİRALIK NAKİT PARA AÇIKLAMASI
1 Kasım 2024 tarihinde hesaba yatırılan 6,5 milyon liralık nakit paraya ilişkin de açıklama yapan Uğur, söz konusu parayı ismini açıklamak istemediği bir aile dostundan aldıklarını söyledi. Paranın ev kredisi, tadilat, maaş ve vergi ödemelerinde kullanıldığını belirten Uğur, hesap hareketlerini de dosyaya sunacaklarını ifade etti.
"MENAJERLERİMLE PARA TRAFİĞİ DOĞALDIR"
Bilirkişi raporunda adı geçen Serhat Aydın, Barış Zümrüt ve Ercüment Karataş ile para transferlerine de değinen Uğur, bu kişilerin menajerlik ve organizasyon işleri yaptığını söyledi.
Ev tadilatlarından organizasyonlara kadar birçok işte birlikte çalıştıklarını belirten Uğur, aralarındaki para hareketlerinin sektörün olağan ticari ilişkileri kapsamında gerçekleştiğini savundu.
Mehmet Sait Köse'yi ise ilk kez nezarethanede gördüğünü söyleyen Uğur, raporda belirtilen dolaylı mali bağlantılarla ilgisinin bulunmadığını ifade etti.
"GAYE AKIL VE AYTAÇ KÖSE'Yİ TANIMIYORUM"
Bilirkişi raporunda ikinci bağlantı hattında adı geçen Gaye Akıl ve Aytaç Köse isimlerini tanımadığını belirten Uğur, araştırma yapması için süre verilmesi halinde gerekli bilgileri dosyaya sunabileceğini söyledi.
Kardeşi Tuğrul Uğur'un şahsi banka hesaplarını kendisinin yönettiğini belirten Uğur, bu hesaplardaki işlemler hakkında bilgisinin olmadığını ifade etti.
SUÇLAMALARI REDDETTİ
İfadesinin sonunda üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyleyen Oğuzhan Uğur, bildiği tüm hususları ayrıntılı biçimde anlattığını belirterek serbest bırakılmasını talep etti.
Avukatları da savunmalarında, bilirkişi raporunda belirtilen dolaylı para transferlerinin çok düşük tutarlara dayandığını, bu nedenle müvekkilleriyle suçlama arasında illiyet bağı kurulamayacağını savundu.
Müdafiler ayrıca bilirkişi raporunun kendilerine usulüne uygun şekilde verilmediğini, arama ve el koyma işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Oğuzhan Uğur hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini ve derhal serbest bırakılmasını talep etti.



