ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, telekonferans yoluyla yaptığı açıklamada, İran ile varılan nükleer uzlaşı sonrası Orta Doğu'daki askeri stratejilerini netleştirdi. Yaklaşık 50 bin askerin bulunduğu bölgede, üç uçak gemisi ve 200'den fazla uçağın yer aldığı mevcut askeri konuşlanmanın, nükleer taahhütlerin yerine getirilip getirilmeyeceğine bağlı olarak kademeli şekilde azaltılacağı ifade edildi.
"NÜKLEER TAAHHÜTLERİ İZLEYECEĞİZ"
ABD'li yetkili, İran'ın nükleer programdan vazgeçme noktasındaki söylemlerini icraata dökmesini beklediklerini belirtti. Müzakere sürecinin bir "güven testi" olacağının altını çizen yetkili, "İranlıların yapacaklarını söyledikleri şeyleri yaptıklarını görmek istiyoruz" diyerek Washington'ın izleyeceği denetim mekanizmasına dikkat çekti. Bu süreçte Orta Doğu'daki mevcut askeri yapının, herhangi bir risk durumuna karşı caydırıcı unsur olarak varlığını koruyacağı vurgulandı.

ASKERİ AZALTIM MÜZAKERE BAŞARISINA BAĞLI
İran ile nihai bir anlaşmaya varılması halinde bölgedeki askeri güçlerin azaltılmasının hedeflendiğini belirten yetkili, çekilme kararının tek taraflı değil, müzakerelerdeki olumlu ilerlemeye bağlı olduğunu kaydetti. "O zamana kadar ilgili birlikler görev yerlerinde kalacak" diyen yetkili, askeri varlığın statüsünü nükleer mutabakatın sürdürülebilirliği ile eşleştirdi.
BÖLGEDEKİ GÜÇ DENGESİ VE CENTCOM VARLIĞI
CENTCOM bünyesinde Orta Doğu'da görev yapan 50 bin civarındaki Amerikan askeri, bölgenin güvenlik mimarisinde kritik bir rol oynuyor. Üç uçak gemisi ve 200'ü aşkın hava unsuruyla desteklenen bu güç, hem diplomatik süreçte bir "güvenlik kalkanı" hem de bölgedeki gerilim hatlarında bir "denge unsuru" olarak görülüyor. Washington yönetimi, müzakere sürecindeki bu askeri kararlılığını, İran'ı mutabakata sadık kalmaya zorlayan bir baskı aracı olarak da kullanıyor.





