Addis Ababa'ya 500 kilometre mesafede, surların içinde iki kişinin yan yana geçemediği bir sokak var. Adı Barış Sokağı.

Küs olan iki kişi burada karşılaşınca yüz yüze gelmek zorunda kalıyor, gelenek böyle barışılmasını söylüyor.
Harar'ın eski şehri Jugol'da bunun gibi yaklaşık 400 dar sokak var, duvarlar beyaz badanalı. Terzilerin toplandığı Gırgır Sokağı adını dikiş makinelerinin sesinden almış.
Beş kapı, yüz cami
Şehri çevreleyen asırlık surların beş kapısı var, her kapı İslam'ın bir şartını simgeliyor. Surların içinde yüze yakın cami ve türbe bulunuyor, bu yoğunluk nedeniyle Harar bazı kaynaklarda İslam dünyasının dördüncü kutsal şehri olarak anılıyor.

Kıtanın doğusundaki en eski yerleşimlerden Harar, 2006'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girdi. Bölge kahvesiyle de tanınıyor, Harar kahvesi dünya pazarına ihraç ediliyor.
Osmanlı konsolosluğu Ankara'dan restore edildi
Osmanlı Devleti Harar'da konsolosluk bulundurdu. Şehir müzesinde, 1900'lü yılların başında Osmanlı askerlerine yardım eden Bekir Muhammed adlı Hararlının imzalı makbuzu sergileniyor.
Son konsolosluk binasını Ankara merkezli TİKA restore etti. Dış cephede Ayasofya'yı ve İstanbul'u gösteren duvar resimleri yer alıyor. Bina şimdi Türkiye Maarif Vakfı'nın kullanımında, Hararlılar burada Türkçe öğreniyor. 70 yaşındaki Harar sakini Abdulkadir Mustafa şehrin Türkiye'ye bakışını iki cümleyle anlatıyor.
"Türkiye Müslümanların anası babasıdır. Osmanlı zamanında Türkiye buradaydı."
Rimbaud'nun evi, sırtlan geleneği
Fransız şair Arthur Rimbaud 19. yüzyılın sonunda 11 yıl kadar Harar'da yaşadı, kaldığı ev bugün müze. Şerif Harar Şehir Müzesi de sur içinde.
Şehrin en ilginç geleneği ise akşamları sur dışında sırtlanların elle beslenmesi. Yüzyıllardır süren uygulama turistlerin en çok fotoğraf çektiği an.




