Ankara Resim Heykel Müzesi olarak bilinen yapı, Türk Ocakları Merkez Binası olarak başlayan geçmişiyle Cumhuriyet’in kültür ve sanat politikalarının şekillendiği önemli duraklardan biri olarak öne çıkıyor. Mimarisinden ev sahipliği yaptığı etkinliklere, geçirdiği işlevsel dönüşümlerden koleksiyonuna kadar uzanan süreçte yapı, yalnızca bir müze değil, Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık eden bir bellek mekanı niteliği taşıyor. Gelin, bu yapının kültür ve sanat yaşamındaki yolculuğuna birlikte bakalım.

BAŞLANGIÇTA TÜRK OCAKLARI MERKEZ BİNASI OLARAK İNŞA EDİLDİ
Bugün müze olarak kullanılan bina, Türk Ocakları Merkez Binası olarak inşa edildi. Yapı, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın özelliklerini yansıtan mimarisiyle dikkat çekti. İnşa süreci tamamlandıktan sonra bina, dönemin kültürel ve sanatsal faaliyetlerinin önemli adreslerinden biri haline geldi. Sergiler, toplantılar ve konferanslar bu yapıda düzenlendi.

CUMHURİYET DÖNEMİ SANAT HAYATININ MERKEZLERİNDEN BİRİ OLDU
Bina, Cumhuriyet’in ilk yıllarında sanat ve kültür alanındaki gelişmelere ev sahipliği yaptı. Ressamlar Cemiyeti’nin sergileri, dönemin önde gelen sanatçılarının eserleri ve çeşitli kültürel etkinlikler bu yapı içinde gerçekleştirildi. Yapı, Başkentte şekillenen yeni kültür ortamının önemli mekanları arasında yer aldı.
TÜRKİYE’NİN İLK OPERASI BU BİNADA SAHNELENDİ
Yapının tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk operası olarak bilinen Özsoy Operası’nın burada sahnelenmesi oldu. 19 Haziran 1934’te sahnelenen opera, Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler çerçevesinde düzenlenen etkinlikler kapsamında izleyiciyle buluştu. Bu yönüyle bina, yalnızca görsel sanatlara değil, sahne sanatlarına da ev sahipliği yaptı.

HALKEVİ VE KAMU KURUMLARI TARAFINDAN KULLANILDI
Türk Ocakları’nın feshedilmesinin ardından bina, Şubat 1932’den itibaren Ankara Halkevi olarak kullanılmaya başlandı. 1952 yılına kadar bu işlevini sürdüren yapı, daha sonra farklı dönemlerde Türk Ocakları, Devlet Tiyatroları, Ankara Belediyesi ve çeşitli bakanlıklar tarafından farklı amaçlarla değerlendirildi. Bu süreçte bina, eğitimden kültüre uzanan çok sayıda faaliyete ev sahipliği yaptı.

RESİM HEYKEL MÜZESİNE DÖNÜŞÜM KARARI ALINDI
25 Ekim 1975 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yapının Resim ve Heykel Müzesi yapılmak üzere Kültür Bakanlığı’na tahsis edilmesine karar verildi. Uzun yıllar farklı amaçlarla kullanılması nedeniyle yıpranan bina için kapsamlı bir restorasyon süreci başlatıldı. Çalışmaların ardından yapı, 2 Nisan 1980 tarihinde Ankara Resim Heykel Müzesi olarak ziyarete açıldı.

KOLEKSİYON OLUŞTURMA SÜRECİ BAŞLATILDI
Müzenin açılışı öncesinde, sergilenecek eserlerin belirlenmesi amacıyla kamu kurumlarında taramalar yapıldı. Çeşitli bakanlıklar ve kurumlardan tespit edilen eserler müze koleksiyonuna dahil edildi. Ayrıca İstanbul Resim Heykel Müzesi’nden seçilen bazı eserler de Ankara’ya getirildi. Bu süreçte oluşturulan koleksiyon, Cumhuriyet dönemi Türk resim ve heykel sanatının önemli örneklerini bir araya getirdi.

MÜZEDEKİ KAYIP ESERLER
Ankara Resim Heykel Müzesi’nin geçmişine ilişkin en çok tartışılan başlıklardan biri de kayıp eserler oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanan bilgilere göre müzeden kayıp olduğu tespit edilen 40 eser bulunuyor. Bakanlık açıklamalarında, kayıp eserlere ilişkin adli sürecin devam ettiği ve her yıl düzenli envanter sayımı yapıldığı belirtildi. Geçmiş yıllarda ise farklı dönemlere ilişkin olarak kayıp ya da orijinalliği tartışmalı eser sayıları kamuoyuna yansıdı.
KAYIP OLDUĞU TESPİT EDİLEN ESERLERİN LİSTESİ
2020’DE YENİDEN ZİYARETE AÇILDI
Yapıda 2018 yılında modern müzecilik anlayışına uygun bir restorasyon süreci daha başlatıldı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından Ankara Resim Heykel Müzesi, 28 Aralık 2020 tarihinde yeniden ziyarete açıldı. Müze, yeniden açılışının ardından sergiler, kültürel etkinlikler ve sanat organizasyonlarıyla faaliyetlerini sürdürmeye başladı.

KÜLTÜR VE SANAT TARİHİNDEKİ YERİNİ KORUYOR
Türk Ocakları Merkez Binası olarak başlayan yolculuğunu Resim Heykel Müzesi olarak sürdüren yapı, Cumhuriyet’in kültür ve sanat hafızasında önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Mimari özellikleri, ev sahipliği yaptığı tarihi etkinlikler ve koleksiyonuyla bina, Ankara’nın ve Türkiye’nin kültürel belleğinde varlığını koruyor.





