Oval Ofis'teki bir imza töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran'ın donanma ve hava kuvvetlerinin ciddi kayıplar verdiğini ifade ederek, Hürmüz Boğazı'nın artık ABD kontrolünde olduğunu ve nükleer silahlanmaya kesinlikle müsaade edilmeyeceğini vurguladı. Trump, bölgesel sorunları "çok hızlı" çözme kapasitesine sahip olduklarını belirterek, Dışişleri Bakanı Rubio'nun yürüttüğü diplomasiye tam destek verdi.
"İSRAİL MESELESİNDE ÇÖZÜMÜ BİZ ÜRETİRİZ"
İsrail'in Lübnan'daki askeri varlığını sürdüreceğine dair açıklamaların, İran ile yürütülen ateşkes süreci üzerindeki etkisi sorulduğunda Trump, "Ben sorun çözen biriyim, sorunları çok hızlı çözerim" yanıtını vererek, bölgedeki karmaşık yapıyı kendi yönetiminin çok daha etkin bir şekilde yönetebileceğini savundu. Doğrudan Netanyahu'yu eleştirmekten kaçınan Trump, ekibinin stratejik kapasitesine güvendiğini belirtti.
DENİZ ABLUKASI VE HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN ÖNEMİ
Trump, İran'a yönelik deniz ablukasının hava operasyonlarından çok daha tesirli bir "caydırıcı güç" olduğunun altını çizdi. Hürmüz Boğazı'nın stratejik açıdan açık kalmasının ABD'nin bir "kırmızı çizgisi" olduğunu belirten Trump, İran'ın askeri altyapısının füze ve İHA sistemleri dahil ağır darbe aldığını hatırlattı. ABD Başkanı, Tahran yönetiminin anlaşma şartlarına sadık kalması durumunda bir sorun yaşamayacaklarını, aksi takdirde "yapması gerekeni yapacağını" belirterek askeri müdahale ihtimalini masada tuttu.

"HARİKA BİR İŞ ÇIKARDI"
İsviçre'deki müzakereleri yürüten Başkan Yardımcısı JD Vance'in performansını öven Trump, "Çok zeki bir adam, harika bir iş çıkardı" değerlendirmesinde bulundu. Demokratların dış politika vizyonunu yetersiz bulduğunu savunan Trump, ulusal güvenlik konularında Cumhuriyetçi yönetimin çok daha güçlü ve "kararlı" bir kadroyla hareket ettiğini sözlerine ekledi.
DİPLOMASİDE SAYGI VURGUSU
Tahran yönetimine karşı "Bize saygı duydukları sürece sorun yaşamayacağız" ifadesini kullanan Trump, anlaşmanın kaderini İran’ın takınacağı tavrın belirleyeceğini açıkça ifade etti. Bölgedeki dengeleri değiştiren İsviçre görüşmelerinin, nihai bir anlaşma için sağlam bir temel oluşturduğunu savunan Beyaz Saray yönetimi, sürecin merkezinde "sert bir diplomasi" yürüttüğünü gösteriyor.





