Tamamen açık raflarla döşenmiş mutfaklar, neredeyse hiç eşya bulunmayan minimalist salonlar ve büyük dekoratif objeler...
Sosyal medyada binlerce kez paylaşılan dekorasyon fikirleri oldukça estetik görünse de gerçek bir yaşam alanına taşındığında aynı sonucu vermeyebiliyor.
Türkinform’a konuşan İç Mimar Zeynep Koca, ev dekorasyonunda yalnızca görselliğe odaklanmanın kullanım sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekerek, trendlerin evin büyüklüğüne ve kullanıcıların günlük alışkanlıklarına göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
FOTOĞRAFTA GÜZEL, GÜNLÜK HAYATTA ZORLAYICI OLABİLİR
Sosyal medya içerikleri çoğunlukla mekanın en estetik ve düzenli halini gösteriyor.
Ancak gerçek bir ev sürekli kullanılan, eşya depolanan, yemek yapılan ve günlük hayatın devam ettiği bir alan.
Bu nedenle fotoğrafta oldukça sade veya şık görünen bir dekorasyon uygulaması, günlük kullanıma geçildiğinde aynı işlevselliği sağlayamayabiliyor.

AÇIK RAFLAR SÜREKLİ DÜZEN İSTEYEBİLİR
Son yılların en yaygın dekorasyon trendlerinden biri açık raf sistemleri.
Özellikle mutfaklarda ve salonlarda kullanılan bu sistemler mekana ferah ve modern bir görünüm kazandırabiliyor.
Ancak açık raflarda bulunan her eşya sürekli görünür durumda olduğu için düzenin korunması ve yüzeylerin temiz tutulması daha fazla çaba gerektirebiliyor.
Kapalı dolapların azaltılması ise depolama ihtiyacı yüksek olan evlerde yeni bir sorun ortaya çıkarabiliyor.
AŞIRI MİNİMALİZM DE HER EVDE İŞE YARAMIYOR
Minimalist dekorasyonun temelinde sade ve gereksiz eşyalardan arındırılmış yaşam alanları bulunuyor.
Ancak Koca’ya göre bu yaklaşım işlevselliği ortadan kaldıracak noktaya taşındığında kullanışlılığını kaybedebiliyor.
Evde yaşayan kişilerin gerçek ihtiyaçları düşünülmeden yalnızca sosyal medyadaki sade görüntüyü yakalamaya çalışmak, yetersiz depolama alanlarına ve günlük kullanımda pratik olmayan odalara yol açabiliyor.
BÜYÜK OBJELER KÜÇÜK EVİ DAHA DA DARALTABİLİR
Sosyal medyada öne çıkan büyük lambaderler, geniş dekoratif objeler, büyük sehpalar veya hacimli mobilyalar da her mekana uygun olmayabiliyor.
Özellikle metrekaresi küçük evlerde mekânın ölçüsüne uygun olmayan parçalar hem görsel yoğunluk yaratabiliyor hem de hareket alanını azaltabiliyor.
Bu nedenle bir ürünü yalnızca fotoğrafta beğenmek yerine evde kaplayacağı alanı da hesaba katmak gerekiyor.
TRENDİ DEĞİL, EVDEKİ HAYATI MERKEZE ALIN
Bir dekorasyon fikrini uygularken yalnızca “Güzel görünüyor mu?” sorusunu sormak yeterli değil.
Temizliği kolay mı, yeterli depolama alanı sağlıyor mu, evde yaşayanların alışkanlıklarına uyuyor mu ve mekânın ölçüsü bu uygulama için yeterli mi gibi sorular da önem taşıyor.
Sosyal medyada kusursuz görünen bir dekorasyonun gerçek hayatta da başarılı olmasının yolu trendi birebir kopyalamaktan değil, evin ihtiyaçlarına göre uyarlamaktan geçiyor.




