4 Ocak 1740 tarihinde Osmanlı Devleti ile İsveç Krallığı arasında savunma ve ittifak esaslarını kapsayan bir antlaşma imzalandı. Hicrî takvime göre 4 Şevval 1152 tarihine denk gelen bu gelişme, Osmanlı dış politikasının 18. yüzyıldaki denge arayışlarının önemli örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Antlaşma, Osmanlı Devleti’nin 1736-1739 Osmanlı-Rus ve Avusturya savaşlarının ardından Avrupa’daki güç dengelerini yeniden değerlendirdiği bir dönemde hayata geçirildi. Aynı süreçte İsveç Krallığı da Baltık bölgesinde Rusya karşısında zayıflayan konumunu diplomatik hamlelerle dengelemeyi hedefliyordu.

ANTLAŞMANIN ARKA PLANINDA RUSYA FAKTÖRÜ

Osmanlı-İsveç Savunma Antlaşması’nın temelinde, iki devletin de Rusya’nın artan nüfuzundan duyduğu rahatsızlık bulunuyordu. 18. yüzyıl boyunca Rusya, Karadeniz ve Baltık havzasında etkinliğini artırırken, Osmanlı Devleti güneyde, İsveç ise kuzeyde bu genişlemeden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Bu ortak tehdit algısı, tarafları diplomatik iş birliğine yöneltti.

Antlaşma çerçevesinde, İsveç’e mali destek sağlanması ve askerî alanda karşılıklı yardımı içeren hükümler yer aldı. Ancak Osmanlı kaynaklarında, bu desteğin koşullara bağlı olduğu ve özellikle önceki dönemlerden kalan borç meselelerinin tamamen ortadan kaldırılmadığı vurgulandı.

Sveç Osmanlı

Tarihte Bugün: Idi Amin’in Uganda’da darbeyle iktidara gelişi
Tarihte Bugün: Idi Amin’in Uganda’da darbeyle iktidara gelişi
İçeriği Görüntüle

DEMİRBAŞ ŞARL DÖNEMİNİN YANSIMALARI

Anlaşmanın müzakerelerinde, İsveç Kralı XII. Karl’ın (Demirbaş Şarl) Osmanlı topraklarında bulunduğu yıllardan kalan mali ve askerî meselelerin de etkili olduğu belirtiliyor. Uzun süredir çözüme kavuşturulamayan bu konular, 1740 tarihli savunma antlaşmasıyla birlikte yeniden ele alındı. İsveç’in Osmanlı Devleti’ne askerî teçhizat sağlaması da bu çerçevede gündeme geldi.

4 Ocak 1740 Osmanlı-İsveç Savunma Antlaşması, doğrudan bir askerî ittifaktan ziyade, dönemin şartları içinde şekillenmiş bir denge politikası olarak değerlendiriliyor. Antlaşma, Osmanlı Devleti’nin Avrupa diplomasisinde yalnızca sıcak çatışmalara değil, ittifak ve savunma anlaşmalarına da ağırlık verdiğini gösteren örnekler arasında yer alıyor. Bu yönüyle belge, 18. yüzyıl Osmanlı dış politikasının önemli kilometre taşlarından biri olarak tarih kayıtlarında bulunuyor.

Kaynak: Haber Merkezi