Türkiye’de sosyal güvenlik alanında atılan en önemli adımlardan biri, 4 Ocak 1950 tarihinde hayata geçirilen yasal düzenlemeyle kayıtlara geçti. Bugün, işçi sigortalarının kapsamını genişleten ve hastalık riskine karşı devlet güvencesini sistematik hale getiren Hastalık ve Analık Sigortası Kanunu’nun kabulünün yıl dönümü.
4 OCAK 1950’DE NE OLDU?
4 Ocak 1950 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilen 5502 sayılı Hastalık ve Analık Sigortası Kanunu, çalışanların hastalık ve analık hallerinde sosyal güvence altına alınmasını amaçlayan önemli bir mevzuat düzenlemesi olarak dikkat çekti. Kanun, kabulünün ardından 10 Ocak 1950 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlük sürecine girdi.
Bu düzenleme ile birlikte işçiler, hastalık halinde sağlık yardımlarından yararlanabilme ve geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına kavuştu. Analık sigortası kapsamında ise gebelik muayeneleri, doğum yardımı ve doğum öncesi ile sonrası ödenekler yasal güvenceye bağlandı.
UYGULAMA NE ZAMAN BAŞLADI?
Kanunun kabul tarihi 1950 olsa da, uygulamaya geçiş süreci kademeli olarak planlandı. Mevzuat çerçevesinde hastalık ve analık sigortası uygulamaları, 1951 yılı itibarıyla fiilen hayata geçirildi. İlk uygulamaların İstanbul ve Trakya bölgesinde başlaması, sistemin aşamalı olarak ülke geneline yayılmasını hedefleyen bir model benimsendiğini ortaya koydu.
Bu durum, zaman içinde “1950 mi, 1951 mi?” şeklinde süregelen tarih tartışmalarının da temelini oluşturdu. Ancak hukuki açıdan bakıldığında, kanunun kabul tarihi açık şekilde 4 Ocak 1950 olarak kayıtlara geçti.

SOSYAL GÜVENLİK TARİHİNDE YERİ
5502 sayılı Kanun, Türkiye’de modern anlamda işçi sigortalarının kapsamını genişleten düzenlemeler arasında önemli bir yere sahip. Daha önce sınırlı alanlarda uygulanan sağlık güvencesi anlayışı, bu düzenleme ile birlikte daha sistemli ve yasal bir zemine oturtuldu. Kanun, ilerleyen yıllarda sosyal güvenlik alanında yapılacak yeni düzenlemelere de temel oluşturdu.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, 4 Ocak 1950 tarihi, Türkiye’de çalışanların sağlık güvencesi yolunda atılan en önemli adımlardan biri olarak sosyal güvenlik tarihindeki yerini koruyor.




