Washington yönetimi, İran'ın anlaşma sürecini uzattığını savunurken, düzenlenen yeni saldırıların Tahran'ı müzakere masasında taviz vermeye zorlamayı amaçladığı belirtiliyor.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran yönetimine açık bir mesaj verildiğini belirterek, diplomatik çözümün tercih edildiğini ancak gerektiğinde askeri gücün de devreye sokulacağını söyledi.
CENTCOM'DAN YENİ OPERASYON
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, İran'a yönelik son saldırılarda hassas güdümlü mühimmatların kullanıldığı bildirildi.
Açıklamaya göre operasyonlarda İran'ın askeri gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı ve hava savunma unsurları hedef alındı. Washington yönetimi, bu saldırıların İran'ın bölgedeki askeri kapasitesini sınırlandırmayı ve müzakere sürecinde baskı oluşturmayı amaçladığını savunuyor.

WASHINGTON'DAN ÇİFTE STRATEJİ
ABD yönetimi bir yandan diplomatik temasları sürdürürken diğer yandan askeri baskıyı artırıyor. Beyaz Saray'a yakın kaynaklara göre Washington, artan askeri baskının İran'ı hem Hürmüz Boğazı üzerindeki baskıyı azaltmaya hem de nükleer program konusunda yeni tavizler vermeye zorlayacağını düşünüyor.
Ancak Tahran yönetimi farklı bir görüşte.
İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said İravani, kalıcı bir anlaşmanın tehdit ve güç kullanımıyla sağlanamayacağını belirterek ABD'nin yaklaşımını eleştirdi.
KATAR ARABULUCULUK YÜRÜTÜRKEN SALDIRI GELDİ
Dikkat çeken gelişmelerden biri de ABD saldırılarının, Katar'ın arabuluculuk girişimleri sürerken gerçekleşmesi oldu.
Katarlı yetkililerin, Washington ile Tahran arasında hazırlanan mutabakat taslağında kalan anlaşmazlıkları gidermek amacıyla İran'da temaslarını sürdürdüğü sırada düzenlenen saldırılar, diplomasi ve askeri baskının eş zamanlı yürütüldüğüne işaret etti.

ÇATIŞMANIN BÜYÜME RİSKİ ARTIYOR
Uzmanlar, ABD'nin askeri baskıyı artırmasının İran tarafından daha sert karşılıklarla cevaplanabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyelerinden Jim Himes, İran'ın Körfez bölgesindeki enerji altyapılarını hedef alabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.
Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'daki enerji tesislerinin olası hedefler arasında bulunduğu değerlendirilirken, İran'ın Yemen'deki Husiler üzerinden Kızıldeniz'deki petrol taşımacılığına yönelik baskıyı artırabileceği de konuşuluyor.
ENERJİ PİYASALARI ENDİŞELİ
Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'de yaşanabilecek yeni gerilimlerin küresel enerji piyasalarında yeni dalgalanmalara yol açabileceği belirtiliyor.
Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşirken, olası bir tırmanmanın petrol ve doğalgaz fiyatlarını yeniden yükselişe geçirebileceği ifade ediliyor.

TRUMP YÖNETİMİNİN HESABI TUTACAK MI?
Trump yönetimi, yeni saldırıların geniş çaplı bir savaşı yeniden başlatmayı değil, İran'ı daha avantajlı şartlarda müzakere masasına çekmeyi hedeflediğini savunuyor.
Ancak İran yönetimi, Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını sürdürerek müzakerelerde elini güçlü tuttuğunu düşünüyor. Tahran'ın ağır ekonomik yaptırımlara rağmen geri adım atmaması ise Washington'un askeri baskı stratejisinin başarı şansına ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Uzmanlara göre İran'ın geri adım atmaması halinde ABD'nin daha yoğun ve uzun süreli operasyonlara yönelme ihtimali bulunuyor. Böyle bir senaryonun ise Körfez ülkelerini yeniden çatışmanın içine çekebileceği ve küresel enerji krizini daha da derinleştirebileceği değerlendiriliyor.
Olası bir anlaşma durumunda ise tarafları bu kez İran'ın nükleer programı, uranyum stokları ve yaptırımların geleceği gibi son derece zorlu ve uzun müzakerelerin beklediği belirtiliyor.




