Ankaragücü Yönetim Kurulu Üyesi Sebahattin Güngör, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a yeni bir madde eklenmesini önerdi. Güngör'ün önerisinin temelinde oldukça net bir anlayış bulunuyor: "Eski borç eski dönemin, yeni borç yeni yönetimin sorumluluğunda olmalı."
35/A MADDESİ İLE BİREYSEL SORUMLULUK DÖNEMİ
Önerilen 35/A maddesiyle kulüplerde başkan ve yöneticilerin mali sorumluluğunun yalnızca yönetim kurulu üyeliğine bağlanmaması; görev süresi, yetki, imza, karar, fiili uygulama ve kusur esaslarına göre belirlenmesi öngörülüyor.
Buna göre yeni göreve gelen yönetim, önceki dönemden devreden vergi ve SGK borçlarından geçmişe etkili biçimde şahsen sorumlu tutulmayacak. Ancak kendi döneminde doğan veya kendi döneminde vadesi gelen kamu borçlarının zamanında ödenmesi için gerekli mali ve idari tedbirleri almak zorunda kalacak.
KULÜPLERİN GELECEĞİ VE MALİ DİSİPLİN HEDEFİ
Sebahattin Güngör'ün yaklaşımı, yöneticiyi cezalandırmaktan çok kulübü korumayı ve mali disiplini sağlamayı hedefliyor. Bugün bir kulübün başına geçen yöneticinin, geçmiş yönetimlerin oluşturduğu milyarlarca liralık borç nedeniyle kişisel sorumlulukla karşı karşıya kalması, yeni yönetimlerin kulüplere talip olmasını zorlaştırıyor.
Güngör'e göre çözüm, sorumluluğu ortadan kaldırmak değil; sorumluluğu doğru kişiye, doğru döneme ve doğru yetkiye bağlamak.
YASAMA VE YÜRÜTME MAKAMLARINA ÇAĞRI
Önerilen düzenlemenin hayata geçirilmesi, yalnızca Ankaragücü açısından değil, Türk futbolunun tamamı açısından büyük önem taşıyor. Amaç; kulüplerin borç sarmalından kurtarılması, kamu alacaklarının güvence altına alınması ve yönetimlerin görev yaptıkları dönem itibarıyla mali disiplin içinde hareket etmesinin sağlanması.
Sebahattin Güngör'ün önerisi şu temel anlayışa dayanıyor: Kulüp yönetmek yalnızca başkanlık koltuğuna oturmak değildir. Yetki varsa sorumluluk da olmalıdır. Ancak sorumluluk, kişinin görev yaptığı dönem ve sahip olduğu yetkiyle sınırlı tutulmalıdır. Türk futbolunun sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşması için bu düzenlemenin ciddi biçimde gündeme alınması gerektiğini savunan Güngör, konuyu yasama ve yürütme makamlarının takdirine sunuyor.





