Türk mitolojisi denildiğinde akla ilk olarak Bozkurt, Asena veya Ergenekon gibi anlatılar geliyor. Ancak eski Türk topluluklarının mitolojik dünyası yalnızca bu sembol ve hikâyelerle sınırlı değil.
Yazar ve Ressam Nuray Bilgili, Türk mitolojisinin gökyüzünden yer altına, kutsal dağlardan ağaçlara, yaratılış anlatılarından koruyucu ve yönlendirici figürlere kadar uzanan geniş bir düşünce sistemi olduğunu belirtti.
TÜRK MİTOLOJİSİ SADECE BOZKURT VE ERGENEKON DEĞİL
Bozkurt ve Ergenekon anlatılarının Türk mitolojisinin en çok bilinen parçaları arasında bulunduğunu belirten Bilgili, bunların çok daha büyük bir mitolojik dünyanın yalnızca bir bölümünü oluşturduğuna dikkat çekti.
Türklerin mitolojik evreninde gökyüzü, yer altı dünyası, yıldızlar, kutsal dağlar, ağaçlar ve doğa unsurları önemli bir yere sahip.
Bilgili’ye göre bu anlatılar yalnızca kahramanlık hikâyelerinden oluşmuyor; eski Türk topluluklarının dünyayı, doğayı, yaşamı ve ölümü nasıl anlamlandırdığına ilişkin geniş bir düşünce sistemi ortaya koyuyor.

UMAY, ÜLGEN VE ERLİK GİBİ FİGÜRLER DE BU EVRENİN PARÇASI
Türk mitolojisinde bugün geniş kitleler tarafından daha az bilinen çok sayıda önemli figür bulunuyor.
Bilgili; Umay, Ülgen, Erlik ve Ak Ana gibi figürlerin Türk mitolojik düşüncesinin önemli parçaları arasında yer aldığını aktardı.
Ülgen göksel düzen ve iyilikle ilişkilendirilen figürlerden biri olarak anlatılırken, Erlik yer altı dünyasıyla bağlantılı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Umay ise özellikle çocukları ve yaşamı koruyan bir figür olarak Türk mitolojik anlatılarında yer alıyor.
Ak Ana da yaratılış anlatılarında dikkat çeken kadın figürlerinden biri olarak öne çıkıyor.

DOĞA SADECE ÇEVRE DEĞİL, KUTSAL DÜZENİN BİR PARÇASIYDI
Bilgili’nin değerlendirmelerine göre eski Türk inanışlarında insan ile doğa arasındaki ilişki de mitolojik dünyanın temel unsurlarından birini oluşturuyor.
Dağlar, ağaçlar, su ve gökyüzü yalnızca doğal unsurlar olarak değil, insanın içinde yaşadığı kutsal düzenin parçaları olarak anlamlandırılabiliyordu.
Bu nedenle Türk mitolojisindeki pek çok anlatıda doğayla kurulan ilişkinin, insanın evrendeki yerini açıklayan sembolik bir anlam taşıdığı görülüyor.

GÖKYÜZÜNDEN YER ALTINA UZANAN BİR KOZMOLOJİ
Türk mitolojisini yalnızca tek tek efsaneler üzerinden değerlendirmenin eksik kalacağını belirten Bilgili, anlatıların arkasında bütünlüklü bir evren tasavvurunun bulunduğuna işaret ediyor.
Gökyüzü katları, yeryüzü ve yer altı dünyasına ilişkin anlatılar; tanrısal veya ruhani figürler ve doğaya yüklenen anlamlarla birlikte düşünüldüğünde Türk mitolojisi kapsamlı bir kozmoloji ortaya koyuyor.
Bu yönüyle mitoloji, yalnızca geçmişten aktarılan masalların değil, eski toplumların yaşam, ölüm, doğa ve evren hakkında geliştirdikleri düşüncelerin de izlerini taşıyor.
BİLDİĞİMİZ HİKÂYELER BU EVRENİN YALNIZCA BİR PARÇASI
Bozkurt, Asena ve Ergenekon gibi anlatılar Türk kültürel hafızasında güçlü biçimde yaşamaya devam etse de Bilgili’nin değerlendirmeleri, Türk mitolojisinin bundan çok daha geniş bir içerik taşıdığını gösteriyor.
Yaratılıştan yer altı dünyasına, koruyucu kadın figürlerinden kutsal doğa unsurlarına uzanan bu mitolojik birikim, Türklerin geçmişte dünyayı nasıl anlamlandırdığına ilişkin farklı bir pencere açıyor.
NOT: Haberde kullanılan görseller Nuray Bilgili’nin kendi eserlerinden oluşmaktadır.




