Çağdaş sanatçı Atilla Galip Pınar’ın “Life is a Dream – Hayat Bir Rüya” başlıklı kişisel sergisi, Murat Asılcan’ın küratörlüğünde Ütopya Art Project’te sanatseverlerle buluşuyor.

Sıra dışı formlar, güçlü renkler ve düşsel kompozisyonların öne çıktığı sergide Pınar, bireyin varoluşsal kaygılarından insan-doğa ilişkisine, günümüz yaşamının yarattığı dönüşümden insanın iç dünyasına kadar uzanan geniş bir alanı kendi görsel diliyle ele alıyor.

Serginin açılış kokteyli 19 Eylül Cumartesi günü 17.00-20.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. “Hayat Bir Rüya”, 28 Eylül’e kadar Ütopya Art Project’te ziyaret edilebilecek.

“HAYAT BİR RÜYA” NE ANLATIYOR?

Serginin adının kendi düşünsel dünyası ve sanat pratiğiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Atilla Galip Pınar, “Hayat Bir Rüya” başlığının kendisi için taşıdığı anlamı şöyle ifade etti:

“Hayat Bir Rüya başlığını hem düşünsel dünyamla hem de sanat pratiğimle örtüştüğü için kullanıyorum.”

Pınar’ın eserlerinde insan bedeni, doğa, hayvan figürleri ve düşsel unsurlar kimi zaman iç içe geçerken alışılmış anatomik sınırların dışına çıkan kompozisyonlar dikkat çekiyor.

Atilla Galip Pınar

“GÜNÜMÜZ İNSANININ DOĞAYLA İLİŞKİSİ MADDİ MENFAAT SEVİYESİNDE”

Bireyin varoluşsal kaygıları ile insanın doğayla kurduğu ilişkinin de sergide önemli bir yer tuttuğunu belirten Pınar, günümüz insanının doğayla bağını eleştirel bir noktadan değerlendiriyor.

Sanatçı, “Varoluş bilinci düşük günümüz insanının doğayla ilişkisi, maddesel menfaat seviyesindedir” ifadelerini kullandı.

EN TEMEL KAYNAĞI İÇ DÜNYASI

Sergide öne çıkan sıra dışı biçimlerin ve kendine özgü görsel dilin tek bir kaynaktan beslenmediğini belirten Pınar, yaşadıklarının, düşüncelerinin ve hislerinin üretim sürecinin bir parçası olduğunu söyledi.

“Eser üretimimde, tüm yaşayışıma, düşüncelerime, hislerime ait verilerin bir araya gelmesi etkili olur. En temel kaynağım iç dünyamdır.”

Bu yaklaşım, sanatçının eserlerinde insan anatomisinin yeniden kurgulandığı, tanıdık olanla düşsel olanın iç içe geçtiği bir anlatıya dönüşüyor.

GÜNÜMÜZÜN ATMOSFERİ ESERLERE DE YANSIYOR

Savaşlar, ekonomik kaygılar, teknoloji ve giderek hızlanan yaşam biçiminin insan üzerindeki etkisinin sanat üretiminden bağımsız olmadığını belirten Pınar, günümüz atmosferinin çalışmalarına doğrudan yansıdığını ifade etti.

“Tüm bu etkenler; farkındalık bilinci zayıflamış, sosyal ve duygusal bağları sağlıksız bir insan türünün yaygınlaşmasına sebep oluyor. Bir sanatçı olarak bu durum eserlerime ve üretim sürecime elbette yansıyor.”

Atilla Galip Pınar-1

İZLEYİCİDE “FARKINDALIK TEMELLİ” BİR HİS BIRAKMAK İSTİYOR

Pınar, “Hayat Bir Rüya” sergisini gezen izleyicinin eserlerle kuracağı ilişkinin yalnızca görsel beğeni düzeyinde kalmasını istemediğini belirtti.

Sanatçı, sergiden ayrılan izleyicide görmek istediği etkiyi, “Eserlerimin; dengeli bir farkındalık temelli estetik hissiyat uyandırması beni memnun eder” sözleriyle anlattı.

KÜRATÖRYAL YAZI

Serginin küratörü Murat Asılcan’ın “Life is a Dream – Hayat Bir Rüya” için kaleme aldığı küratöryal yazı şöyle:

“Atilla Galip Pınar’ın üretimi, çağdaş figüratif resmin sınırlarını genişleten; heykelsi düşünceyi resim düzlemine taşıyan özgün bir görsel dildir. Marmara Üniversitesi’nde başlayan sanat eğitimi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü’nde olgunlaşmış; form, hacim ve mekân üzerine kurduğu akademik birikim, bugün resimlerinde benzersiz bir anatomik evrene dönüşmüştür.
Bu nedenle Pınar’ın figürleri yalnızca resmedilmez; inşa edilir, parçalanır ve yeniden var edilir.

Uluslararası Silahsızlanma Vakfı Birincilik Ödülü, Küçükçekmece Belediyesi Resim Yarışması Üçüncülük Ödülü, Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü ve yıllar içinde kazandığı diğer seçkin başarılar, onun yalnızca güçlü bir ressam değil; çağdaş sanat içinde kendi estetik dilini kurmuş özgün bir düşünce üreticisi olduğunu kanıtlar.

Mahsun Karaca bu kez avukat oluyor: "Ben Sana İnanıyorum" filminin çekimleri başladı
Mahsun Karaca bu kez avukat oluyor: "Ben Sana İnanıyorum" filminin çekimleri başladı
İçeriği Görüntüle

Dönüşümü biyolojik değil, ontolojik bir eylem olarak ele alır.
İnsan, hayvan ve bilinçaltı aynı bedende birleşirken kimlik çözülür; geriye yalnızca varoluşun çıplak gerilimi kalır.

Pınar’ın son dönem eserleri, anatomiyi parçalayarak yeni bir görsel alfabe oluşturur. Her figür, insanın korkularını, arzularını, yalnızlığını ve özgürleşme ihtimalini aynı anda taşır. Bu resimler fantastik değildir; gerçekliğin henüz adlandırılmamış hâlidir.

Atilla Galip Pınar, çağdaş sanatın giderek birbirine benzeyen görsel ikliminde kendi ikonografisini kurabilmiş ender sanatçılardan biridir.
Onun üretimi estetik bir temsil değil; insanın dönüşüm kapasitesine dair güçlü bir manifestodur.

LIFE IS A DREAM, izleyiciyi yalnızca bir sergiye değil, insanın kendi sınırlarını yeniden düşünmeye davet ediyor.”

Muhabir: SUDE COŞGUN