Türkiye ekonomisinde 2027 yılına ilişkin beklentiler; enflasyonla mücadele, ekonomik büyüme, faiz politikası ve vatandaşın alım gücü başlıklarında yoğunlaşıyor. Enflasyonun hangi seviyeye gerileyeceği, kredi koşullarının değişip değişmeyeceği ve ücret artışlarının hane bütçesine nasıl yansıyacağı merak edilirken, ekonomide toparlanma beklentileri de öne çıkıyor.
Türkinform muhabiri Pelin Zengin’in sorularını yanıtlayan Ekonomist Selçuk Gülten, 2027 yılının Türkiye ekonomisi açısından daha iyimser beklentilerin öne çıktığı bir toparlanma dönemi olabileceğini değerlendirdi. Gülten, büyüme ve enflasyon hedeflerinden küresel gelişmelerin etkilerine, yatırım araçlarından aile bütçesine kadar birçok başlıkta öngörülerini paylaştı.

2027’DE BÜYÜME YÜZDE 4,2, İHRACAT HEDEFİ 292 MİLYAR DOLAR
2027 yılı için temel ekonomik hedeflerin büyümede yüzde 4,2, enflasyonda yüzde 21 ve ihracatta 292 milyar dolar olarak belirlendiğini aktaran Gülten, Türkiye ekonomisinin gelecek yıl en az yüzde 3,5 büyüme gerçekleştirebileceğini öngördü.
Gülten’in değerlendirmesine göre dünya ekonomisi büyümeyi sürdürürken gelişmiş ekonomilerde büyümenin daha sınırlı kalması bekleniyor. Gelişmiş ekonomiler için 2027 yılında ortalama yüzde 1,8 büyüme tahmini bulunduğunu belirten Gülten, Türkiye’nin büyüme performansı açısından pozitif ayrışabileceği görüşünü paylaştı.
Bununla birlikte ekonomik büyümenin vatandaşın yaşamına nasıl yansıyacağı, enflasyonun seyri ve gelirlerdeki değişimle yakından ilişkili olacak. Ekonominin büyümesi tek başına alım gücünün artacağı anlamına gelmezken, fiyat artışlarının yavaşlaması ve ücretlerin seyri de belirleyici olacak.
ENFLASYONDA YÜZDE 21 HEDEFİ TUTACAK MI?
Türkiye ekonomisinin önündeki en önemli sınavın enflasyonla mücadele olmayı sürdüreceğini belirten Gülten, enflasyonun son üç yılda yüzde 75 seviyesinden yüzde 29 düzeyine gerilediğini ifade etti. Gülten’e göre 2027’de enflasyonun yüzde 21 seviyesine düşüp düşemeyeceği, ekonomik görünüm açısından belirleyici olacak.
Gülten, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 2027 yıl sonu enflasyon tahmini ile ara hedefinin yüzde 15 olarak belirlendiğini de aktardı. Böylece yüzde 21’lik enflasyon hedefi ile Merkez Bankasının yüzde 15’lik tahmini arasında dikkat çeken bir fark bulunuyor.
Enflasyonun gerilemesi, fiyatların genel olarak düşmesi değil, fiyat artış hızının yavaşlaması anlamına geliyor. Bu nedenle vatandaşın alım gücündeki değişimde ücret artışlarının enflasyon karşısındaki seyri önem taşıyacak. Fiyatlardaki artış yavaşlasa bile hane halkının ekonomik rahatlamayı ne ölçüde hissedeceği, gelir ve harcamalar arasındaki dengeye bağlı olacak.

FAİZLERİN YÜZDE 24’E GERİLEMESİ BEKLENİYOR
Gülten, enflasyondaki düşüşün devam etmesi hâlinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının faiz indirimlerini sürdürebileceğini öngördü. Ekonomistin beklentisine göre faiz oranlarının 2027 yıl sonunda kademeli olarak yüzde 24 seviyesine gerilemesi mümkün.
Faizlerdeki olası düşüşün kredi koşullarına yansıması, özellikle konut almak isteyenler ve finansmana ihtiyaç duyanlar açısından önem taşıyor. Gülten, kredilerin yeniden hareketlenmesiyle gayrimenkul sektöründeki alım satım hacminin artabileceğini, gayrimenkul fiyatlarının da yükselebileceğini tahmin etti.
Ancak faizlerdeki gerilemenin kredi maliyetlerini ne ölçüde düşüreceği ve krediye erişimi nasıl etkileyeceği, ekonomik koşullara ve finansman politikalarına bağlı olacak. Bu nedenle vatandaşın kredi kullanma kararında yalnızca faiz oranlarını değil, gelirini ve geri ödeme kapasitesini de dikkate alması önem taşıyor.
ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARINDA ARTIŞ BEKLENTİSİ
Gülten, 2027’nin seçim yılı olabileceği beklentisiyle asgari ücret ve emekli maaşlarında daha yüksek artışlar yaşanabileceğini öngördü. Ekonomist, kredi imkânlarının da genişleyebileceği beklentisini dile getirdi.
Ücretlerdeki olası artışların vatandaşın alım gücüne etkisi ise enflasyonun seyrine bağlı olacak. Maaş artışlarının fiyatlardaki yükselişin üzerinde kalması durumunda hane bütçesi rahatlayabilir. Buna karşılık fiyat artışlarının gelir artışlarını aşması, vatandaşın satın alma gücü üzerindeki baskının devam etmesine yol açabilir.
Gülten, son üç yıldır uygulanan enflasyonla mücadele programının sanayi ve ihracat sektörlerinde güç kaybına neden olduğunu belirtti. Bu açıdan 2027’yi daha iyimser beklentilerin oluşabileceği bir toparlanma yılı olarak değerlendirdi.
SAVAŞLARIN SONA ERMESİ PETROL VE GIDA FİYATLARINI ETKİLEYEBİLİR
Küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisinin seyrinde etkili olabileceğini belirten Gülten, Rusya-Ukrayna ve İran-ABD/İsrail savaşlarının 2027 yılında sona ermesini beklediğini aktardı. Bu beklentinin gerçekleşmesi hâlinde savaş sonrası yeniden inşa faaliyetlerinin Türkiye açısından ticari fırsatlar yaratabileceğini ifade etti.
Gülten, Hürmüz Boğazı’ndaki koşulların normale dönmesiyle petrol fiyatlarının düşebileceğini öngördü. Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesi durumunda tahıl ürünlerinin arzında artış yaşanabileceğini belirten ekonomist, bu gelişmenin küresel gıda fiyatlarının normalleşmesine katkı sağlayabileceğini değerlendirdi.
Petrol ve gıda fiyatlarındaki olası gerileme, Türkiye’de üretim ve tüketim maliyetleri açısından da önem taşıyor. Ancak bu senaryoların gerçekleşmesi, savaşların sona ermesine ve küresel ticaret koşullarının normalleşmesine bağlı.

ALTIN YÜKSELMEYE DEVAM EDECEK Mİ?
Gülten, jeopolitik risklerin azalması ve belirsizliklerin gerilemesi durumunda altın fiyatlarının 2027 yılında da yükselebileceğini öngördü. Son üç yılda güvenli liman olarak görülen altına yönelik ilginin gelecek yıl da sürebileceğini değerlendirdi.
Borsa açısından ise 2027 yılını toparlanma dönemi olarak nitelendiren Gülten, fon krizi sonrasında alınacak tedbirlerin piyasaya derinlik kazandırabileceğini ifade etti.
Gayrimenkul sektöründe kredi koşullarının gevşemesiyle işlem hacminin artabileceğini ve fiyatların yükselebileceğini belirten Gülten, bu alanda da hareketlilik beklediğini dile getirdi.
Altın, borsa ve gayrimenkule ilişkin bu beklentiler kesin sonuçlar değil. Piyasalardaki gelişmeler; ekonomi politikaları, finansman koşulları, küresel riskler ve yatırımcı davranışları gibi birçok etkene bağlı olarak değişebilir.

İŞSİZLİKTE SINIRLI DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ
Gülten, 2027 yılında işsizlik oranında sınırlı bir düşüş yaşanabileceğini öngördü.
Ekonomide beklenen büyümenin istihdama ne ölçüde yansıyacağı, gelecek yılın önemli başlıklarından biri olacak. Sanayi ve ihracat sektörlerinde yaşanabilecek toparlanma da istihdam görünümünü etkileyebilecek unsurlar arasında yer alıyor.
VATANDAŞIN AİLE BÜTÇESİ İÇİN BORÇLANMA UYARISI
Gülten, vatandaşların kredi kartı harcamalarını kontrol altında tutması, gelir ve gider dengesini koruması ve ödeme gücünü aşan borçlardan kaçınması gerektiğini vurguladı. Enflasyonun gerilemeye başladığı dönemde borç ödemenin avantaj sağlayabileceğine dikkat çekti.




