Türkiye İttifakı Partisi Genel Başkanı Ferhat Yılmaz, Begen TV ekranlarında yayınlanan programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Hem iktidara hem de muhalefete yönelik net ve sarsıcı mesajlar veren Yılmaz; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki liderlik krizinden liyakat sorununa, basın özgürlüğünden terörle mücadeleye kadar birçok başlıkta dikkat çeken ifadeler kullandı. Siyasette "omurga" vurgusu yapan Yılmaz, muhalefet cephesindeki tutarsızlıkları hedef alarak, "Siyaset; dün sessizce yanlışa susup, bugün kendi ayağınıza basılınca bağırma sanatı falan değildir" çıkışıyla dikkat çekti.
TÜRK MİLLİYETÇİLERİNE 'TEK ÇATI' ÇAĞRISI
Türkiye İttifakı Partisi'nin misyonunu açıklarken siyaset sahnesindeki parçalanmış yapıya dikkat çeken Yılmaz, aynı tabana hitap eden parti liderlerine bir çağrıda bulundu. Dağınık yapının iktidar yürüyüşünü engellediğini belirten Yılmaz, yüzde 40'lık seçmen kitlesine işaret ederek milliyetçi cepheye "birleşin" mesajı verdi. Liderlik ihtiraslarının Türkiye'nin geleceğine zarar verdiğini vurgulayan Yılmaz, şu açıklamayı yaptı:
"Bizim asıl amacımız; Türkiye'de bize benzeyen, aynı dünya görüşüne sahip olan ama farklı siyasi partilerde çalışan arkadaşlarımızı tek bir çatı altında toplamaktır. Türk milliyetçileri bir olursa iri oluruz, diri oluruz. Bugün bize benzeyen 6-7 siyasi parti var. Her biri bir şeyler yapacağını söylüyor ama bunun için güç lazım. Anadolu'da adamın sırtına taşla vurmuşlar, 'Vay arkam!' demiş; yani arkasında bir güç var mı? Yüzde 1-2 oyla kimse tek başına bu ülkeyi yönetemez. Türkiye'de geçmişte birlikte oy vermiş yüzde 40 civarında bir seçmen kitlesi var. Türk milliyetçisi liderlere buradan sesleniyorum: Nefisler bir kenara konulmalı. Kendi içindeki problemleri çözemeyenler, aynı masa etrafında toplanıp konuşmalı. Bunu başardığımız gün Türkiye'nin her problemini çözeriz. Ben dahil, bunu başaramayanların hiçbiri Türk milletinin problemlerini çözemez."
"DÜN PİRO KEMAL DİYENLER, BUGÜN HAİN KEMAL DİYE BAĞIRIYOR"
CHP'nin atanmış Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla siyaset sahnesine dönüşünü ve parti içindeki çatlakları değerlendiren Yılmaz, CHP'li bazı isimleri ağır bir dille eleştirdi. Siyasette istikrar ve dürüstlüğün olması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, Ali Mahir Başarır gibi isimlerin tutumlarına atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:
"Cumhuriyet Halk Partisi ikiye bölündü. Bölünürken dün ne dediler? 'Piro Kemal' dediler. Gözyaşları içinde, ağlayarak uğurladılar. 'Sen bulunmaz Hint kumaşısın' dediler; ağladılar, sızladılar. 'Ya aday olacaksın ya aday olacaksın' dediler. Kemal Bey'e gazı verdiler, Kemal Bey de aday oldu. Şimdi aynı adamlar, mahkeme kararından sonra gözyaşı dökenler, ağlayanlar; dün perde arkasında Kemal Bey'e destek verenler çıktılar, bugün hem medyada hem Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde 'Hain Kemal' diye bağırdılar. Ya dün yalan söyleyerek ağladın ya da bugün yalan söylüyorsun. İkisinden birinde yalancısın. Demek ki sadece bir milletvekilliği, bir koltuk uğruna veya birini kandırıp 'Sen bir şekilde git de alanı biz boşaltalım' düşüncesiyle hareket ediyorsanız, siyasette sizin Türk milletine verebileceğiniz hiçbir hizmet yoktur."
"TELEVİZYONA ÇIKIP SİNAN OĞAN'DAN ÖZÜR DİLEYİN"
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Sinan Oğan’ın "devlet odaklı" aldığı karar üzerinden yürütülen karalama kampanyalarına isyan eden Yılmaz, o dönem Oğan'ı linç edenlerin bugün perde arkasından "günah çıkardığını" iddia etti. İtibar suikastı yapanlara seslenen Yılmaz, muhalefeti açıkça özür dilemeye davet etti:
"Dün Sayın Dr. Sinan Oğan Beyefendi'nin ikinci turda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekası için aldığı bir karara haksızca, hukuksuzca iftira ederek sosyal medyada, sağda solda, çeşitli platformlarda itibar suikastı yapmak için balıklama atlayan adamlar bugün çıktılar. Direkt söylemiyorlar ama Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin önünden beni aradılar. 'Başkanım, Sayın Dr. Sinan Oğan Beyefendi çok haklıymış. Kendilerine selam söylüyoruz. Biz dün anlamamışız, bugün anladık ve 'hain Kemal' diye bağırıyoruz' dediler. İki yanlış bir doğru etmez. O zaman bugün bağıranlar çıksın, televizyon programlarında isim vererek 'Sayın Dr. Sinan Oğan'dan özür diliyoruz' desinler."
"DEVLETİN DİNİ ADALETTİR, LİYAKAT YOKSA TENCERE YANAR"
Ülkenin temel sorunlarının başında adalet ve liyakat eksikliğinin geldiğine dikkat çeken Yılmaz, bu sorunlar çözülmeden ekonomik krizin de aşılamayacağını belirtti. Özellikle vatandaşın geçim derdine ve yükselen enflasyona değinen Yılmaz, "tenceredeki yangına" şu sözlerle vurgu yaptı:
"Devletlerin dini yoktur, din adalettir. Adalet olmayan yerde insani değerler de olmaz. Liyakat tam manasıyla tesis edilirse, iş ehline verilirse, insanların dünya görüşünden çok bilgi birikimine ve becerilerine bakılırsa problemler tıkır tıkır, çorap söküğü gibi çözülür. Derdiniz ne, sıkıntınız ne diye sorduğumuzda ekonomi burada çok önemli; yani tencere çok önemli. Eğer bir evde tencerede sıkıntı varsa demek ki bir yerlerde başka sıkıntılar var; tencereye bu yansıyor. Onun için mutlaka emeklimizin, çiftçimizin, memurumuzun, asgari ücretlimizin ve dar gelirlimizin problemlerini çözmek lazım."
"TERÖRDEN KİM BESLENİYORSA VATAN HAİNİDİR"
Terörsüz bir Türkiye hedefi için net ve tavizsiz bir tavır koyan Yılmaz, terörden beslenen odakları açıkça "vatan haini" ilan etti. Bölge halkının terörden duyduğu rahatsızlığı sahada gözlemlediğini belirten Yılmaz, Diyarbakır annelerinin feryadını hatırlatarak şu açıklamayı yaptı:
"Bu ülkede terörü kim istiyorsa, terörden kim besleniyorsa ve bu ülkede kanın akmasını kim istiyorsa bizim için vatan hainidir. Bunun lamı cimi, şunu bunu yok. 'Biz terörist değiliz' diye bugün Diyarbakır'da bir siyasi partinin önünde; 'Sizin çocuklarınız Dubai'de tatil yapıyor, Londra'da, Paris'te, Amerika'da okuyor; bizim çocuklarımız ise dağda ölüyor. Verin çocuklarımızı' diyen annelerin sesine kulak vermek lazım. O bölgeyi gezdim. Bölge halkımız kesinlikle terörden muzdarip. El ele vereceğiz ve kardeşlik hukukunu tesis edeceğiz."
"BASINDA KİMSENİN BİR FİYATI OLMAMALI"
Basın özgürlüğü ve afet yönetimi gibi devletin temel sütunlarına da değinen Yılmaz, medyanın "satılık kalemlerden" arınması gerektiğini savundu. Olası depremlere karşı acilen bir Afet Bakanlığı kurulması çağrısında bulunan Yılmaz, sözlerini şu mesajla noktaladı:
"Basın, demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Ama basındaki kalemlerin bir fiyatı olmaması lazımdır. Hükümetin yaptığı bir yanlışta —çünkü hükümet eksik de yapabilir— basın bunu yazmalıdır. Savunma sanayimizdeki başarılara, İHA’lara teşekkür edeceğiz. Ama basın şunu da yazacak: 'Emekli 21 bin lirayla geçinemiyor, çiftçi buğdayını bu fiyata sattığı zaman girdi maliyetlerini kurtaramıyor.' Öte yandan Türkiye bir afet ülkesi, çeşitli afetler oluyor. Mutlaka Afet Bakanlığı kurulmalıdır diyorum. Buradan Sayın Cumhurbaşkanımızdan da bu konuda istirham ediyorum. Ciddi bir koordinasyon olursa altyapı önceden hazırlanır."




