İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlediği hava saldırısı, bölgedeki dengeleri yeniden hareketlendirirken Tel Aviv ile Ankara arasındaki gerilimi de tırmandırdı. Atıl durumdaki üssün hedef alınmasını ve saldırının Türkiye'nin bölgesel politikalarına etkilerini Türkinform'a değerlendiren Akademisyen Mehmet Rakipoğlu, hamlenin tesadüfi olmadığını ve doğrudan Ankara'ya mesaj niteliği taşıdığını vurguladı.
"SALDIRI ASKERİ DEĞERDEN ÇOK CAYDIRICILIK AMACI TAŞIYOR"
İsrail’in 18 Ağustos’ta hedef aldığı Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik operasyonun arka planını analiz eden Akademisyen Mehmet Rakipoğlu, Türkinform'a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
İsrail'in 18 Ağustos'ta İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlediği saldırı, tesadüfi bir hedef seçimi değil, doğrudan Ankara'ya yönelik bir mesaj niteliği taşıyor. Üssün yıllardır atıl durumda olması ve vurulanın esasen pist ile depolama tesisleri olması, saldırının askeri değerden çok caydırıcılık amacı taşıdığını gösteriyor. Tel Aviv'in gerekçesi açık: Suriye'nin bu üssü Türkiye ile savunma işbirliği çerçevesinde yeniden faaliyete geçirmesi girişimini, kendi hava üstünlüğüne ve bölgesel güvenlik statükosuna yönelik bir tehdit olarak okuyor.
GELİŞMELER TÜRKİYE AÇISINDAN ÜÇ GÜVENLİK KATMANINDA ELE ALINIYOR
Saldırının Türkiye’nin bölgesel politikalarına ve güvenlik mimarisine yansımalarını detaylandıran Rakipoğlu, konunun üç ana başlıkta incelenmesi gerektiğini belirtti:
Toprak Bütünlüğü ve Meşruiyet: Suriye'nin toprak bütünlüğü ve "tek ordu" ilkesi çerçevesinde yürütülen yeniden yapılanma sürecine verilen destek, Ankara'nın Şam'la ilişkilerinin meşruiyet zeminini oluşturuyor.
Sınır Güvenliği ve Kırmızı Çizgiler: Kuzey Suriye'deki askeri varlığın sürdürülebilirliği, İsrail'in fiilen çizdiği "kırmızı çizgiler"le sınırlanma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Caydırıcılık ve Kriz Yönetimi: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası bir tırmanmanın Türkiye-İsrail arasında doğrudan çatışmaya evrilebileceği yönündeki açıklaması, Ankara'nın bu meseleyi sahada değil diplomatik/siyasi düzeyde yönetmeyi tercih ettiğini gösteriyor.
"SURİYE POLİTİKASI ABD'NİN ARABULUCULUĞUNA BAĞLI ÜÇLÜ DENKLEME DÖNÜŞTÜ"
Ankara'nın kriz yönetiminde diplomasiye öncelik verdiğine dikkat çeken Akademisyen Mehmet Rakipoğlu, Türkinform'a yaptığı açıklamayı şu değerlendirmeyle tamamladı:
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları, Ankara'nın bu meseleyi sahada değil diplomatik ve siyasi düzeyde, özellikle Washington üzerinden yönetmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Bu durum da Türkiye'nin Suriye politikasının artık yalnızca ikili değil, ABD'nin arabuluculuğuna bağlı üçlü bir denklemde şekillendiğine işaret ediyor.



