Saldırının, İranlıların "hayat damarlarını" hedef aldığını vurgulayan Tahran yönetimi, 10 köyün tamamen susuz kaldığını duyurdu. Olay, taraflar arasındaki gerilimin askeri hedeflerden sivil yaşam alanlarına doğru genişlediğini gösteriyor.

20 BİN KİŞİ SUSUZ KALDI

Sözcü Bekayi’nin verdiği bilgilere göre, 2 bin 500 metreküp kapasiteli iki büyük su deposunun imha edilmesi, bölgede ciddi bir insani krizin kapısını araladı. Özellikle kırsal bölgelerdeki 10 köyün temel içme suyu ihtiyacını karşılayan bu tesislerin devre dışı bırakılması, bölge halkı için yaşam koşullarını zorlaştırıyor.

"AÇIK BİR SAVAŞ SUÇU"

İran yönetimi, su gibi temel bir yaşam kaynağının savaşın bir parçası haline getirilmesini uluslararası hukukun ağır bir ihlali olarak görüyor. Bekayi, saldırının askeri bir gereklilik değil, sivil halkı cezalandırma girişimi olduğunu savunarak, dünya kamuoyuna "insan hakları" üzerinden tepki gösterilmesi çağrısında bulundu.

Trump'tan Hürmüz açıklaması: "Gizli görevle 100 milyon varil petrol taşındı"
Trump'tan Hürmüz açıklaması: "Gizli görevle 100 milyon varil petrol taşındı"
İçeriği Görüntüle

GERİLİM SİVİL ALTYAPIYA SIÇRADI

Daha önce askeri ve stratejik noktalarla sınırlı olduğu düşünülen gerilim, su depolarının vurulmasıyla birlikte sivil altyapıya sıçramış durumda. Bu durum, Tahran ve Washington arasındaki çatışmanın insani boyutunu daha da ağırlaştırırken, uluslararası kuruluşların bölgedeki krizin çözümü için devreye girip girmeyeceği merak konusu.

TAHRAN'IN HUKUKİ YANITI NE OLACAK?

İran Dışişleri Bakanlığı, yaşanan bu durumu uluslararası mahkemelere ve ilgili mercilere taşıyacağını belirtti. Tahran'ın "savaş suçu" nitelemesi, özellikle Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde ABD'nin eylemlerini sorgulatmayı amaçlayan bir diplomatik baskı aracı olarak öne çıkıyor.

Kaynak: AA