Yapay zekâ teknolojilerinin günlük yaşamda yaygınlaşması, insanların iletişim ve yakınlık kurma biçimlerini de değiştiriyor. Her an ulaşılabilen, yargılamadan dinleyen ve sorulara yanıt veren yapay zekâ sistemleri, bazı kişiler için yalnızlık hissiyle baş etmenin yeni yollarından biri hâline geliyor. Ancak dijital ortamda kurulan bu yakınlığın gerçek insan ilişkilerinin yerini tutup tutamayacağı tartışılıyor.
Davranış Bilimleri Uzmanı Sinem Genez Turan, Türkinform’a yaptığı değerlendirmede yapay zekânın bilgi verme, fikir üretme ve kişilerin kendilerini ifade etmelerine yardımcı olma konusunda güçlü bir araç olduğunu ancak insan ilişkilerinin temelindeki duygusal bağın tamamen ikame edilemeyeceğini belirtti. İnsanların yalnızca konuşmaya değil, güven duymaya, fiziksel temasa ve duygusal paylaşıma da ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Turan, “İnsan sadece konuşmaya değil, bağ kurmaya ihtiyaç duyar” dedi.

DİJİTAL BAĞLANTI, GERÇEK YAKINLIK ANLAMINA GELMİYOR
İnternet ve akıllı cihazlar iletişimi kolaylaştırırken, sürekli bağlantıda olmak her zaman güçlü sosyal ilişkiler kurulduğu anlamına gelmiyor. Mesajlaşmak ve görüntülü görüşmek iletişim imkânlarını artırsa da yüz yüze temasın sağladığı yakınlık ve aidiyet duygusunu bütünüyle karşılamıyor.
Danışanlarında yalnızlık hissinin arttığını gözlemlediğini aktaran Turan, insanların gün boyunca çok sayıda kişiyle iletişim kurmasına rağmen kendilerini yalnız hissedebildiğine dikkat çekti. Günümüzde iletişim kanallarının hiç olmadığı kadar çeşitlendiğini ancak bunun duygusal yakınlığı aynı ölçüde artırmadığını belirten uzman, “Hiç kimse bu kadar bağlantıda olmamıştı. Gün içinde yüzlerce mesajlaşıyoruz, onlarca kişiyi görüyoruz ama buna rağmen birçok insan kendini hiç olmadığı kadar yalnız hissediyor. Bağlantı kurmak ile bağ kurmak aynı şey değil” ifadesini kullandı.

YAPAY ZEKÂYLA KONUŞMAK NEDEN DAHA KOLAY?
Yapay zekâ destekli sohbet sistemlerinin eleştirmeyen, sesini yükseltmeyen ve istenilen her an erişilebilen yapısı, bazı kullanıcıların kendilerini daha rahat ifade etmesini sağlıyor. Özellikle sosyal ilişkilerinde anlaşılmadığını düşünen kişiler için bu iletişim biçimi daha kolay bir seçenek olarak öne çıkabiliyor.
Ancak Turan'a göre insan ilişkilerini geliştiren deneyimler yalnızca rahat ve sorunsuz iletişimden oluşmuyor. Fikir ayrılıkları, yanlış anlaşılmalar, tartışmalar, affetmek ve birlikte zorlukların üstesinden gelmek de kişiler arası bağların gelişmesinde önemli rol oynuyor.
Bir danışanının kendisine, “Hocam, insanlarla konuşmaktansa bilgisayarla konuşmak daha kolay geliyor” dediğini aktaran Turan, bu sözlere karşılık “Kolay olan her zaman iyileştirir mi?” sorusunu yönelttiğini anlattı. Uzman, kolay iletişimin her zaman kişisel gelişime katkı sağlamayabileceğine dikkat çekerek insan ilişkilerindeki zorlukların da olgunlaşma sürecinin bir parçası olduğunun altını çizdi.

TEKNOLOJİ ZEKÂYI TAKLİT EDEBİLİR AMA GÜVENİ DEĞİL
İnsanların sosyal bağ kurma ihtiyacı psikolojik olduğu kadar biyolojik süreçlerle de ilişkili. Özellikle bebeklik döneminde bakım veren kişiyle kurulan temas, güven duygusunun ve duygusal gelişimin temel unsurları arasında bulunuyor. Göz teması, dokunma ve sarılma gibi fiziksel etkileşimler, insan ilişkilerinin yalnızca sözcüklerle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Turan da insan beyninin başka insanlarla temas ederek sakinleşmeyi öğrendiğini belirterek teknoloji ile gerçek duygusal yakınlık arasındaki farka dikkat çekti. Uzman, “Teknoloji zekâyı taklit edebilir ama güven duygusunu taklit etmek çok daha zordur” değerlendirmesinde bulundu.
YAPAY ZEKÂ RAKİP DEĞİL, YARDIMCI OLMALI
Yapay zekâyı insan ilişkilerinin karşısında bir rakip olarak görmediğini belirten Turan, teknolojinin doğru kullanıldığında önemli katkılar sağlayabileceğini vurguladı. Bilgiye erişimi kolaylaştıran, üretkenliği artıran ve insanların kendilerini ifade etmelerine destek olan yapay zekânın güçlü bir yardımcı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bununla birlikte bir çocuğun anne kucağında hissettiği güvenin, bir arkadaşın sarılırken verdiği sıcaklığın veya bir eşin gözlerindeki sevginin henüz hiçbir teknoloji tarafından üretilemediğini vurgulayan Turan, insanın başka bir insanla kurduğu ilişkinin önemini hatırlattı.
Gelecekte yapay zekânın hayatın çok daha büyük bir parçası olacağını ancak asıl ihtiyacın teknolojiyi kullanırken insan kalabilmek olduğunu belirten Turan, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Yapay zekâ bize cevap verebilir, ama hayatımızı değiştiren şey çoğu zaman doğru cevaptan çok, bir insanın bizi gerçekten hissetmesi ve hissettirmesidir.”




