Düzce’nin Akçakoca ilçesinde yüzde 90 oranında ağır engelli raporu bulunan 6 yaşındaki otizmli öğrenci H.S.’nin okulda şiddete maruz kaldığı iddiasıyla başlayan hukuki süreç devam ediyor.
Ailenin şikayeti üzerine 2025 yılında soruşturma başlatılırken, aile soruşturmanın yeterli delil toplanmadan sonlandırıldığını savunarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.
Süreci takip eden Öğr. Gör. Av. Arb. Burcu Akar Muratoğlu, yaşananları Türkinform muhabiri Pelin Zengin’e anlattı.
AİLE ŞİDDET İDDİASINI NASIL FARK ETTİ?
Çocuğun babası L.S.’nin savcılığa verdiği ifadeye göre aile, 28 Kasım’da çocuklarının vücudunda morluklar fark etti. Baba, kızının arka baldırında dört parmak izi şeklinde kızarıklık ve morarma bulunduğunu, diz kapağı ve kolunda da morluklar gördüklerini anlattı.
Babanın ifadesinde, çocuğa ne olduğu sorulduğunda “Öğretmenim yaptı” yanıtını verdiği aktarıldı.

Anne G.S. ise aynı gün çocuğunu okula bıraktığında öğretmenlerine “dokunmak yok, sarılmak yok” şeklinde tepki verdiğini ifade etti. Anne, çocuğunu okuldan almaya gittiğinde saçlarının ve kıyafetlerinin dağınık olduğunu, daha önce de benzer morluklar gördüğünü savcılığa anlattı.
Ailenin avukatı Burcu Akar Muratoğlu, soruşturma sürecinde çocuğun özel durumuna uygun yöntemlerin uygulanmadığını ileri sürdü.

“SORUŞTURMA YETERLİ DELİL TOPLANMADAN KAPATILDI”
Muratoğlu, Akçakoca Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ailenin iddia ettiği şekilde eksik incelemeyle kapatıldığını belirtti.
Avukat Muratoğlu, çocuğun tanısına uygun uzmanlar eşliğinde dinlenmediğini, tanıkların ifadelerinin alınmadığını ve hastanelerden gerekli raporların istenmediğini savundu. Muratoğlu ayrıca çocuğun düzenli takiplerini yapan doktorlardan görüş alınmadığını ve ailenin sunduğu delillerin yeterince toplanmadığını ileri sürdü.
Muratoğlu, bu gerekçelerle çocuk ve annesi adına Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptıklarını ve başvurunun halen devam ettiğini söyledi.
ÖĞRETMENİN TAZMİNAT DAVASI REDDEDİLDİ
Soruşturma sonrasında iddiaya göre şiddet uyguladığı öne sürülen öğretmen, ailenin kendisini mağdur ettiği ve yaşananlar nedeniyle psikolojik olarak etkilendiği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat davası açtı.
Muratoğlu, Akçakoca’da görülen davada hastane raporları, doktor beyanları, tanık ifadeleri ve ilgili kurumlara yazılan müzekkerelerin dosyaya sunulduğunu belirtti.
Davada öğretmenin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedildiğini aktaran Muratoğlu, kararın devam eden hukuki süreç açısından önemli bir delil olduğunu ifade etti.
“ÇOCUĞUN HAKLILIĞINI BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYDUK”
Muratoğlu, öğretmenin açtığı davanın reddedilmesini aile açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi. “Çocuğun haklılığını bir kez daha ispatladık. Bir kez daha kazandık” ifadelerini kullandı.
Avukat, mahkeme dosyasına giren rapor, tanık beyanı ve diğer belgelerin Anayasa Mahkemesi’ne devam eden bireysel başvuruda da delil olarak sunulduğunu belirtti.
MEB VE TİHEK SÜREÇLERİ DE DEVAM ETTİ
Muratoğlu, olayla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde de başvurular yapıldığını söyledi. Bakanlığın Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen süreç sonucunda özel eğitim öğretmenleri ve okul yönetimi hakkında disiplin yaptırımları uygulandığını belirtti.
Muratoğlu ayrıca Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na engellilik temelinde ayrımcılık iddiasıyla başvuruda bulunulduğunu aktardı. TİHEK tarafından da ilçe milli eğitim müdürlüğü hakkında idari para cezası kararı verildiğini ifade etti.
“DEVLETİN POZİTİF YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNUYOR”
Burcu Akar Muratoğlu, özel gereksinimli çocukların eğitim, sağlık, güvenlik ve adalete erişiminde devletin yükümlülükleri bulunduğunu söyledi.
Muratoğlu, sürecin Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ve 573 sayılı KHK çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Yüzde 90 ağır engelli bir çocuğun güvenliği, sağlığı, eğitime erişimi ve adalete erişimi devletin pozitif yükümlülüğüdür” diyen Muratoğlu, özel eğitim ihtiyacı bulunan çocuklar için soruşturmaların özel hassasiyetle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“KAMU DAVASI AÇILMASINI BEKLİYORUZ”
Muratoğlu, mevcut deliller, TİHEK kararı ve Milli Eğitim Bakanlığı sürecinde verilen disiplin kararlarının ardından savcılığın yeniden harekete geçmesini beklediklerini söyledi.
Avukat Muratoğlu, “Çocuğun darp ve şiddete maruz kaldığı, travma yaşadığı ve eğitimden uzaklaştığı bu olayda kamu davası açılması hem hukuki zorunluluktur hem de toplumsal sorumluluktur. Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.
Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun da takip edildiğini belirten Muratoğlu, yeni delillerin başvuru dosyasına sunulduğunu kaydetti.


