Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Yeni Azerbaycan Partisi'nin 2 Ekim'deki 8. Kurultayı'nda kullandığı "Herkes yerini bilsin, bizim işlerimize karışmasın" sözleri, Türkiye'de bazı yayınlarda ve sosyal medyadaki bazı hesaplar tarafından aynı anda Ankara'ya gönderilmiş bir mesaj gibi sunulma yarışına girildi. Türkiye’deki bir kesim söz konusu sözler üzerinden büyük bir tartışmanın fitilini ateşlemeye çalışırken, Azerbaycan medyası ise sözlerin muhatabının Rusya ve İran olduğuna işaret etti.

Konuyla ilgili Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cantürk Caner, Türkinform'a özel olarak yaptığı değerlendirmede Aliyev’in sözlerinin kime yönelik söylendiğini ve nasıl okunması gerektiğini açıklayarak dikkat çeken detaylara değindi.
O CÜMLELERDEN HEMEN ÖNCESİNİ GÖZDEN KAÇIRMAMAK LAZIM
"Bu sözlerin Türkiye'yi hedef aldığını düşünmüyorum. Konuşmanın tamamına bakınca karşımıza Türkiye-Azerbaycan ilişkisinden çok Azerbaycan'ın bağımsızlığı ve egemenliği üzerine kurulmuş geniş bir dış politika doktrini çıkıyor" diyen Caner, Aliyev'in o cümlelerden hemen önce dış baskılardan ve ideolojik müdahalelerden söz ettiğini hatırlattı.
ALİYEV'İN KONUŞMASI EGEMENLİK VURGUSU ÜZERİNE KURULDU
"Aliyev ardından Minsk Grubu eş başkanlarını ve geçmişte Ermenistan'ın arkasında duran büyük devletleri eleştiriyor. Konuşmanın ekseni Türkiye'ye tepki değil, Azerbaycan'ın hiçbir devletin nüfuz alanı olmadığı mesajı" ifadelerini kullanan Caner, "himayeye ihtiyacımız yok" sözünün müttefiklerden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurguladı.

"Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki zaten himaye eden ile edilen arasındaki bir ilişki değil. Şuşa Beyannamesi'nden sonra iki ülke hukuken de müttefik oldu. Ordular ortak tatbikat yapıyor, savunma sanayileri birlikte çalışıyor, enerji, ulaşım ve Orta Koridor başta olmak üzere ciddi bir stratejik ortaklık var" diye konuşan Caner, Karabağ konusundaki hassasiyete de dikkat çekti. Şuşa Beyannamesi 15 Haziran 2021'de imzalanmıştı.
KARABAĞ SAVAŞINI SAHADA AZERBAYCAN ORDUSU VERDİ
Karabağ savaşına da değinen Cantürk, "44 günlük savaşı sahada veren ve topraklarını geri alan Azerbaycan ordusu. Türkiye savaşa askeriyle katılmadı, ama Türkiye'nin siyasi, diplomatik ve stratejik desteğini yok saymak da tarihsel gerçeklikle örtüşmez" ifadelerin kullandı.
Caner'e göre Aliyev'in "tek başımıza kazandık" ve "silahlarımızı kendi paramızla aldık" çıkışları, zaferi başka bir başkentin üstlenmesine karşı gösterilen bir egemenlik refleksi.
Caner, Türkiye'nin mesajın tamamen dışında kaldığını söylemenin de fazla kesin olacağını belirtti. Türkiye'de kimi zaman dile getirilen "Karabağ'ı biz kazandırdık" türünden ifadelerin Bakü'de rahatsızlık yarattığını kaydeden Caner, konuşmanın dost ülkelere de "müttefikiz ama Azerbaycan bağımsız bir devlet" hatırlatması içerdiğini ifade etti.

SÖZLER BAĞLAMINDAN KOPARILINCA ANKARA'YA ÇIKIŞ GİBİ OKUNDU
"Birkaç cümleyi tek başına yan yana koyduğunuzda gerçekten Ankara'ya yönelik sert bir çıkış görüntüsü oluşuyor. Ama konuşmanın öncesini ve sonrasını okuyunca çok daha geniş bir egemenlik söylemi görüyorsunuz" diyen Caner, bu yorumun Türkiye'de ortaya çıkmasının üç nedeni olduğunu söyledi. Caner'e göre bunlar Türkiye'nin Karabağ'daki rolünün nasıl tanımlanacağına dair tartışma, Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerine yönelik eleştiriler ve Azerbaycan'daki yaşam tarzı uygulamalarının Türkiye'de gündeme gelmesi.
Azerbaycan'daki devlet okullarında kıyafet düzenlemesinin Türkiye'deki 28 Şubat süreci üzerinden okunmasının eksik kalacağını belirten Caner, yeni düzenlemenin tarih, kültür ve milli değerlerle ilgili etkinliklerde okulun pedagoji kurulu kararıyla milli kıyafet giyilmesine izin verdiğini hatırlattı.
Caner, kurumsal tablonun da kriz olmadığını gösterdiğini belirterek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov'un 15 Eylül'deki Bakü görüşmesinde ilişkileri "sarsılmaz bağlar" ve "müttefiklik" kavramlarıyla tanımladığını aktardı.
"SOSYAL MEDYANIN KISA İÇERİK MANTIĞI ALGILARI BÜYÜTÜYOR”
"İlişkiyi artık ağabey-kardeş psikolojisiyle değil, iki egemen müttefik devletin ilişkisi olarak okumak gerekiyor. Ortak çıkarlar, savunmadaki entegrasyon, enerji hatları, Zengezur ve Orta Koridor düşünüldüğünde iki ülkenin uzaklaşmasını gerektiren bir tablo yok. Bakü Ankara'ya sırtını dönmüyor, bütün başkentlerle ilişkisini eşitlik ve egemenlik temelinde yürüteceğini söylüyor. Müttefiklik var, kardeşlik var ama vesayet yok" diyen Caner, sosyal medyanın kısa içerik mantığının da bu tür algıları kendi başına büyüttüğünü söyledi.




