17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Saat 03.02’de meydana gelen ve merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 7,4 büyüklüğündeki deprem, başta Kocaeli, Sakarya, Yalova ve İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi’nde büyük yıkıma yol açtı. On binlerce kişinin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin yaralandığı ve yüz binlerce kişinin evsiz kaldığı deprem, Türkiye’nin hafızasında derin bir iz bıraktı.
Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos’un acısı ve deprem gerçeği unutulmadı. Marmara Depremi’nin yıl dönümünde hayatını kaybedenler anılırken, Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı bir kez daha hatırlanıyor. 17 Ağustos’un ardından geçen 27 yıl, olası depremlere karşı hazırlığın, dayanıklı yapıların ve afet bilincinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
İSTANBUL DEPREME HAZIR MI?
Peki İstanbul'da yaşayan milyonlarca insanın en çok merak ettiği soru şu: İstanbul’daki kentsel dönüşümün depreme bir etkisi olur mu? Deprem Uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yanıtladı. Görür, “Şimdi depreme hazırlık kentsel dönüşüm değildir. Kim kentsel dönüşüm, depreme hazırlık diyorsa doğru söylemiyor. İstanbul'u spor kentine dönüştürebilirsin. Atletizm kentine dönüştürebilirsin. Her yere atletizm binaları, top oynayacak, spor yapacak yerler, binalar yaparak dönüştürebilirsin. Para kentine, ekonomik bir kente dönüştürebilirsin. Devamlı banka, genel müdürlüklerini toplayarak, burayı finans kentine dönüştürebilirsin. Tarihi binaları ön plana çekerek tarihi bir kente dönüştürebilirsin. Yani aklına gelen her şeye İstanbul'u büküp eğip, onun gerektiği fazla miktarda yatırım yaparak veya az miktarda yatırım yaparak istediğin kente dönüştürebilirsin. Depremle ne ilgisi var? Yani bir finans kentinin deprem kentiyle ilgisi var mı? Spor kentinin depremle ilgisi var mı? Tarihi bir kent olmaz olasılığının depremle ilgisi var mı? Yok” değerlendirmesinde bulundu.
“KENTİN BÜTÜN BİLEŞENİ DEPREME DAYANIKLI OLACAK!”
Deprem Uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
“Depremle ilgisi olabilmesi için sen bir sefer millete şunu demeyeceksin. ‘Ben evinizi bulunduğu yere göre yapacağım, depreme hazırlayacağım’ diyemezsin. Bulunduğu yer belki de bina yapmaya müsait bir yer değil. Zemin müsait değil. Siz orada bina yapsanız yıkılır. Veya yüzü astarından pahalı bir bina olur. Bir binaya 100 bin lira verirken 1 milyon lira vermek zorunda kalabilirsin. Sen buna dayanabilir misin? Yapabilecek güç var mı? Demek ki bir kenti depreme hazırlamak, deprem dönüşümünü bir kent haline getirmekle veya tarihsel bir kent haline getirmekle mümkün değil. Bunun için depreme hazırlık apayrı bir şey. Kentin bütün bileşenlerini depreme dirençli yapacaksın.”
İKİ DEPREM, İKİ FARKLI TABLO
Görür, bir kentin altı bileşeni olduğuna dikkat çekerek, “Ne bunlar? Birincisi yönetim. İkincisi halk. Üçüncüsü altyapı. Dördüncüsü yapı stoku. Beşincisi ekosistem ve çevre. Altıncısı ekonomi. Sen bunları ayrı ayrı depreme dirençli yaparsan, para harcarsan, iyice üzerinde durursan, bunlar deprem dirençli olur. Bak, iki deprem oldu… Biri Kamçatka'da oldu, biri Türkiye'de oldu Şubat'ta. Biz 53 bin kişiyi gömdük bir gecede. Kamçatka'da bizim bin misli büyük deprem oldu. Bir kişiyi gömmedik, bir kişi ölmedi. Niye? Kamçatka'da deprem dirençli yapıldı. Biz deprem dirençsiz yapılan bir kentiz. Deprem dirençlilik nedir? Hiç zarar görmeyecek kent demek değildir. Minimum zarar görecek kent demektir. Afet boyutunda, yani boyutu yüksek bir felaketle karşılaşılmaz. Ancak çok ucuzdan çok kolay atlatılabilecek afetler oluşabilir” ifadesini kaydetti.




