Avrupa Birliği’nde dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna’nın finansmanında kullanılması tartışması yeniden alevlendi. İsveç, Hollanda, Polonya ve İspanya yaklaşık 210 milyar euroluk Rusya Merkez Bankası varlığının Kiev için değerlendirilmesini isterken, varlıkların büyük bölümüne ev sahipliği yapan Belçika hukuki ve finansal risklere dikkat çekerek geri adım atmadı. Brüksel’in temel endişesi, Rusya’nın ilerleyen dönemde açabileceği milyarlarca euroluk davaların maliyetinin Belçika’nın üzerine kalması.
İrlanda’da gerçekleştirilen Avrupa Birliği dışişleri bakanları gayriresmî toplantısı, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Birliğin önündeki en tartışmalı mali konulardan birini yeniden gündeme taşıdı. Rusya Merkez Bankası’na ait dondurulmuş varlıkların Ukrayna’nın finansmanında kullanılıp kullanılmayacağı konusunda üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarının sürdüğü görüldü.
İsveç, Hollanda, Polonya ve İspanya’nın öncülüğünde yeniden masaya getirilen öneri, toplantıda diğer üye ülkelerden beklenen desteği alamadı. Tartışmanın merkezinde ise yaklaşık 210 milyar euroluk Rus varlığının 185 milyar euroluk bölümünün bulunduğu Belçika yer aldı.

BELÇİKA GERİ ADIM ATMADI
Toplantının ardından açıklama yapan Belçika temsilcisi, Brüksel’in yaklaşık bir yıldır sürdürdüğü tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını belirtti. Belçika yönetimi, dondurulan varlıkların doğrudan veya dolaylı biçimde el koyma sonucunu doğuracak şekilde kullanılmasının ciddi hukuki ve finansal sonuçlar yaratabileceğini savunuyor.
Brüksel, Ukrayna’nın kısa vadede karşı karşıya bulunduğu finansman ihtiyacını ve Kiev’e desteğin sürdürülmesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, Rus varlıklarının kullanılmasını öngören mevcut formüllerin gelecekte ortaya çıkabilecek dava ve tazminat taleplerine karşı yeterli güvence sağlamadığı görüşünde.
Belçika açısından mesele yalnızca siyasi değil. Dondurulan Rus varlıklarının yaklaşık 185 milyar euroluk kısmı, Brüksel merkezli uluslararası menkul kıymet takas ve saklama kuruluşu Euroclear’da bulunuyor. Bu nedenle Rusya’nın başarılı bir hukuki süreç başlatması durumunda ortaya çıkabilecek finansal yükün önemli bölümünün Belçika ve Euroclear üzerinde kalabileceğinden endişe ediliyor.

DÖRT ÜLKEDEN AB’YE ORTAK ÇAĞRI
Tartışmayı yeniden gündeme taşıyan İsveç, Hollanda, Polonya ve İspanya dışişleri bakanları geçtiğimiz hafta AB kurumlarına ortak bir mektup göndererek dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna’nın hem kısa vadeli bütçe ihtiyaçlarının karşılanmasında hem de uzun vadeli finansmanında kullanılmasını istedi.
Dört ülke, oluşturulacak mekanizmanın uluslararası hukukla tam uyumlu olması gerektiğinin altını çizerken, ortaya çıkabilecek mali ve hukuki yüklerin yalnızca varlıkların bulunduğu ülkelerin üzerine bırakılmaması gerektiğini savundu. Buna göre olası risklerin tüm AB üyeleri arasında paylaşılması isteniyor.
Söz konusu öneri özellikle Belçika’nın temel itirazına yanıt niteliği taşıyor. Brüksel yönetimi, Rusya kaynaklı olası tazminat taleplerinin ve hukuki sonuçların tek başına üstlenilmesini kabul etmiyor ve AB çapında güçlü garantiler talep ediyor.
210 MİLYAR EUROLUK DEV RUS REZERVİ
Rusya-Ukrayna savaşının Şubat 2022’de geniş çaplı çatışmaya dönüşmesinin ardından Moskova’ya uygulanan yaptırımlar kapsamında Rusya Merkez Bankası’nın AB sınırları içerisindeki yaklaşık 210 milyar euroluk varlığı donduruldu.
Bu miktarın yaklaşık 185 milyar euroluk bölümü ise Euroclear bünyesinde tutuluyor. Böylece savaşın başlangıcından bu yana Avrupa’nın elindeki en büyük ekonomik baskı araçlarından biri ortaya çıkarken, söz konusu rezervlerin nasıl kullanılabileceği tartışması da giderek daha karmaşık bir hukuki meseleye dönüştü.
Tartışmanın merkezinde “dondurma” ile “el koyma” arasındaki kritik fark bulunuyor. Varlıkların dondurulması Rusya’nın bu kaynaklara erişimini engellerken, mülkiyet hakkını ortadan kaldırmıyor. Rezervlerin doğrudan müsadere edilmesi ise devlet varlıklarının dokunulmazlığı başta olmak üzere uluslararası hukuk açısından çok daha kapsamlı sonuçlar doğurabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

AB’NİN İLK PLANI BELÇİKA ENGELİNE TAKILDI
Avrupa Komisyonu daha önce dondurulan Rus varlıklarından elde edilen nakit akışının Ukrayna’ya sağlanacak kredilerin finansmanında değerlendirilmesini içeren bir model üzerinde çalıştı.
Ancak Belçika, Rusya’nın gelecekte açabileceği davalar ve ortaya çıkabilecek tazminat yükümlülüklerine karşı AB çapında yeterli güvence verilmesini talep etti. Brüksel’in çekincelerini giderecek ortak bir formül oluşturulamayınca plan hayata geçirilemedi.
Bunun yerine AB ülkeleri, Ukrayna’ya yönelik mali desteğin devam ettirilmesi amacıyla yaklaşık 90 milyar euroluk kaynağın ortak borçlanma modeliyle sağlanması konusunda anlaşmaya vardı.
AB’NİN ÖNÜNDEKİ ZOR SORU: RUS PARASINA DOKUNULACAK MI?
İrlanda’daki toplantıyla yeniden alevlenen tartışma, Avrupa’nın Ukrayna savaşının finansmanında giderek daha karmaşık bir denklemle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Bir tarafta Kiev’in artan bütçe ve savunma ihtiyaçları bulunurken diğer tarafta AB sınırları içerisinde yıllardır hareketsiz şekilde bekleyen yüz milyarlarca euroluk Rus rezervi bulunuyor.
Bu kaynağın Ukrayna için kullanılması Kiev’e uzun vadeli ve büyük ölçekli bir finansman imkânı sağlayabilir. Ancak Rus devlet varlıklarına doğrudan veya dolaylı biçimde el konulmasının uluslararası hukukta yaratabileceği emsal, Avrupa finans sistemine duyulan güven üzerindeki olası etkileri ve Moskova’nın başlatabileceği hukuki süreçler bazı AB ülkelerini temkinli davranmaya itiyor.
Özellikle Belçika’nın pozisyonu, tartışmanın yalnızca “Rusya ödesin” söylemi üzerinden çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Çünkü Euroclear’ın Brüksel’de bulunması nedeniyle alınacak kararın hukuki ve finansal sonuçlarının önemli bölümünün Belçika’nın karşısına çıkma ihtimali bulunuyor.
İrlanda’daki toplantıdan çıkan tablo da AB içerisinde siyasi iradenin henüz hukuki ve mali riskleri aşabilecek ortak bir modele dönüşmediğini gösterdi. 210 milyar euroluk Rus rezervi dondurulmuş halde beklerken Avrupa’nın önündeki asıl soru artık paranın bulunup bulunmadığı değil; bu paraya hangi hukuki mekanizmayla, hangi amaçla ve en önemlisi kimin risk üstlenmesiyle dokunulabileceği.



