Türkiye-İsrail hattında Gazze savaşıyla derinleşen siyasi kriz, Suriye’de iki ülkenin güvenlik çıkarlarının karşı karşıya gelmesiyle yeni bir boyuta taşındı. Haaretz’in aktardığına göre, son yıllarda Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan temasların kesildiği dönemlerde devreye giren Azerbaycan, iki ülke arasında mesajların iletilmesinde arabulucu rol üstlendi. Ancak bu kanalın da son aylarda giderek zayıfladığı belirtildi.
Üst düzey İsrailli yetkili, mevcut tabloyu “Şu anda İsrail ile Türkiye arasında herhangi bir diyalog yok” sözleriyle özetledi. Bununla birlikte Ankara’nın İsrail tarafından doğrudan bir düşman olarak sınıflandırılmadığını belirten yetkili, Türkiye için “rakip devlet” ifadesini kullandı.

DİPLOMATİK İLİŞKİLER FİİLEN DONMUŞ DURUMDA
İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler son yılların en düşük seviyesine gerilerken diplomatik mekanizmalar da büyük ölçüde işlemez hale geldi. Karşılıklı diplomatik temsilciliklerin faaliyet göstermediği, büyükelçilerin görev sürelerinin sona ermesinin ardından yerlerine yeni atamaların yapılmadığı kaydedildi.
Gerilimin ulaştığı seviyeyi gösteren gelişmelerden biri de İsrail hükümetinin haziran ayında Ermeni soykırımını resmen tanıma kararı oldu. İsrail hükümetleri geçmiş yıllarda Türkiye ile ilişkilerin daha fazla zarar görmemesi için bu konuda resmi bir adım atmaktan kaçınmıştı. Son karar, Tel Aviv’in Ankara ile ilişkilerde uzun yıllardır gözettiği diplomatik hassasiyetlerden birini artık öncelik olarak görmediği şeklinde değerlendiriliyor.
Buna karşın siyasi ilişkilerdeki kopuşun özel sektör düzeyindeki ekonomik bağlantıları tamamen ortadan kaldırmadığı belirtiliyor. İsrail ve Türkiye merkezli özel şirketler arasındaki ticaret sürerken hükümetler arasında aktif bir ekonomik ilişki bulunmadığı ifade ediliyor.

EN TEHLİKELİ CEPHE SURİYE
Ankara-Tel Aviv hattındaki krizin doğrudan askeri gerilime dönüşme riskinin en yüksek olduğu alan ise Suriye. İsrail’in Suriye’deki bir hava üssüne gerçekleştirdiği saldırının iki ülkeyi askeri çatışmanın eşiğine getirdiği öne sürüldü.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın değerlendirmelerine göre Ankara, söz konusu İsrail saldırısından önceden haberdar edilmedi. Barrack, böyle bir ortamda Türkiye’nin saldırıyı kendisine yönelik bir eylem olarak değerlendirebileceğine ve karşılık verebileceğine dikkat çekti.
Sınır bölgesinde savaş uçaklarının önceden bildirim veya koordinasyon mekanizması olmaksızın faaliyet göstermesinin son derece tehlikeli olduğunu vurgulayan Barrack, İsrail'in hamlelerinin Türkiye’yi askeri karşılık vermeye sürükleyebilecek bir noktaya ulaşabileceği uyarısında bulundu.
Bu tablo, Ankara ile Tel Aviv arasındaki anlaşmazlığın artık yalnızca Gazze, diplomatik söylem veya ticaret üzerinden okunamayacağını gösteriyor. Suriye hava sahasında iki ülkenin askeri faaliyetlerinin kesişmesi, siyasi krizin yanlış hesaplama veya koordinasyon eksikliği nedeniyle doğrudan güvenlik krizine dönüşme ihtimalini artırıyor.
AZERBAYCAN DEVREYE GİRDİ, TEMASLAR SONUÇ VERMEDİ
Türkiye ve İsrail ile yakın ilişkilere sahip ender bölge ülkelerinden biri olan Azerbaycan ise krizin büyümesini önlemek amacıyla arabuluculuk girişimlerinde bulundu. Bakü yönetiminin özellikle İsrail’in Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimine yönelik politikasını sertleştirdiği dönemde Ankara ile Tel Aviv arasında uzlaşı zemini oluşturmaya çalıştığı belirtildi.
Azerbaycan üzerinden karşılıklı mesajlar iletilmesine rağmen bu temasların son aylarda azaldığı ve taraflar arasında kalıcı bir siyasi diyalog mekanizmasına dönüşmediği ifade edildi.
İSRAİL, SURİYE'DEKİ TAMPON BÖLGEDEN ÇEKİLMEK İSTEMİYOR
Haberde İsrail-Suriye hattındaki müzakerelere ilişkin ayrıntılara da yer verildi. Taraflar arasında geçen yıl yürütülen güvenlik anlaşması görüşmelerinin sonuçsuz kaldığı, anlaşmazlığın temel başlıklarından birinin İsrail’in tampon bölgeden çekilmeyi reddetmesi olduğu aktarıldı.
Tel Aviv yönetimi söz konusu bölgeyi güvenliği açısından stratejik bir kazanım olarak değerlendiriyor ve gelecekte imzalanabilecek bir güvenlik anlaşmasının İsrail’in buradaki askeri varlığını sona erdirmesini zorunlu kılmaması gerektiğini savunuyor.
Şam yönetiminin tutumunun da son dönemde değiştiği belirtiliyor. ABD'nin Suriye üzerindeki yaptırımları kaldırmasının ardından Suriye yönetiminin İsrail ile hızlı bir anlaşmaya ulaşma konusundaki motivasyonunun azaldığı öne sürülüyor. Buna rağmen İsrail ve Suriye arasında ülkenin güneyindeki güvenlik düzenlemelerine ilişkin temasların tamamen kesilmediği ve görüşmelerin sürdüğü kaydedildi.

TEL AVİV-BEYRUT HATTINDA YENİ GÖRÜŞME HAZIRLIĞI
Bölgedeki diplomatik trafik yalnızca Türkiye ve Suriye ile sınırlı değil. İsrail ile Lübnan arasındaki görüşmelerin gelecek ay yeniden başlamasının beklendiği, ancak henüz kesin bir tarih üzerinde anlaşılmadığı belirtildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da süreci yürüten ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ve ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile salı günü bir araya geldiği aktarıldı.
Ortaya çıkan tablo, İsrail'in kuzey ve kuzeydoğu cephesinde Suriye ve Lübnan'la yeni güvenlik düzenlemeleri oluşturmaya çalışırken Türkiye ile doğrudan iletişim kanalının giderek daraldığını gösteriyor. Azerbaycan'ın arabuluculuk girişimlerinin de zayıflaması, özellikle Suriye sahasında iki ülke arasında yaşanabilecek olası bir askeri yanlış hesaplamayı engelleyecek mekanizmaların önemini daha da artırıyor.





