Dijital çağın getirdiği tek tıkla ödeme kolaylığı ve sürekli yenilenen indirim kampanyaları, alışveriş alışkanlıklarını kökünden değiştiriyor. Uzman Klinik Psikolog Mustafa Mert Mutlu, ihtiyaç odaklı alışverişin klinik düzeyde bir bağımlılığa (onyomani) dönüşme evrelerini ve e-ticaret algoritmalarının insan beyni üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Indir-39

FİZİKSEL İHTİYAÇTAN "RUHSAL YARA BANDINA" GEÇİŞ

İhtiyaç odaklı alışveriş ile onyomani arasındaki ince çizgi, satın alınan ürünün işlev değiştirmesiyle başlıyor. Uzman Klinik Psikolog Mustafa Mert Mutlu'ya göre, sağlıklı bir alışveriş somut bir eksikliğin giderilmesiyle son bulurken; bağımlılığa evrilen süreçte kişi ürünü değil, satın alma eyleminin verdiği gücü, kontrol hissini ve anlık uyuşmayı arzuluyor. Mutlu, bu noktada alışverişin fiziksel bir gereksinim olmaktan çıkıp "ruhsal bir yara bandına" dönüştüğünün altını çiziyor.

TEHLİKE ÇANLARI: GİZLENEN KARGOLAR VE BORÇLAR

Bağımlılık döngüsüne giren bireylerin en belirgin özelliğinin dürtü kontrolünü kaybetmek olduğu belirtiliyor. Bireyin ihtiyacı olmadığı halde sürekli alışveriş yapması, planlanan bütçeyi aşması ve eylemi gerçekleştiremediğinde yoğun kaygı yaşaması klinik bir tablonun habercisi olarak görülüyor. Özellikle alınan kargoların aileden veya eş dosttan saklanması, harcamalar konusunda yalan söylenmesi ve ciddi borç yükü altına girilmesi, durumun kişinin yaşamı üzerinde belirgin bir kontrol kurduğunu gösteriyor.

Istockphoto 1082995504 612X612

İstanbul’da İsrail bağlantılı dolandırıcılık operasyonu: 248 kişiden 201’i gözaltında
İstanbul’da İsrail bağlantılı dolandırıcılık operasyonu: 248 kişiden 201’i gözaltında
İçeriği Görüntüle

E-TİCARETİN PSİKOLOJİK TUZAKLARI VE "ÖDEME ACISI"

E-ticaret ekosisteminin insan zihnindeki zaafları çok iyi tanıdığını vurgulayan Mutlu, "Son iki ürün" veya "İndirim üç saat sonra bitiyor" gibi yapay aciliyet uyarılarının beynin duygusal alarm merkezi olan amigdalayı tetiklediğini ifade ediyor. Fırsatı kaçırma korkusu mantık merkezini zayıflatarak dürtüsel kararlara yol açıyor. Üstelik sisteme kayıtlı kredi kartlarıyla tek tıkla yapılan işlemler, beynin "ödeme acısı" denilen koruyucu mekanizmasını devre dışı bırakıyor. Ekonomik kaybın gerçekliği, ancak ay sonundaki ekstreyle yüzleşildiğinde anlaşılabiliyor.

PİŞMANLIK DÖNGÜSÜNDEN ÇIKIŞIN İLK ADIMI

Kontrolsüz satın alma davranışlarının temelinde yalnızlık, yönetilemeyen stres, karşılanmamış duygusal ihtiyaçlar veya nörobiyolojik etkenler yatıyor. Alışveriş anında hissedilen geçici hazzın ardından kargolar açıldığında yoğun bir suçluluk ve utanç duygusu baş gösteriyor. Beyin, bu yeni stresle başa çıkabilmek için tekrar en iyi bildiği yatıştırıcıya, yani alışverişe yöneliyor. Mutlu, tedavinin ilk adımının kredi kartlarını kesmek gibi dışsal yasaklar yerine "duygusal farkındalık" geliştirmek olduğunu vurguluyor. Sepeti onaylamadan önceki son on saniyede bireyin kendine, "Şu an bu eşyayı gerçekten ihtiyacım olduğu için mi, yoksa içimdeki bir huzursuzluğu bastırmak için mi alıyorum?" sorusunu sorması iyileşme sürecinin en kritik basamağını oluşturuyor.

Images (1)-188

"İRADE" YETERLİ DEĞİL, PROFESYONEL DESTEK ŞART

Her hayatı olumsuz etkileyen alışkanlığın bağımlılık sayılamayacağını hatırlatan Mutlu, asıl sorunun kişinin kontrol kaybı yaşayıp olumsuz sonuçlara rağmen eylemi sürdürmesi olduğunu belirtiyor. Bu yıkıcı döngüden çıkmak için sadece "iradeli olmalıyım" demenin yetersiz kalacağı ifade ediliyor. Davranışın altında yatan duygu düzenleme ihtiyacının (kaygı, stres, değersizlik) fark edilmesi gerektiğini söyleyen Mutlu, alışverişin kişinin günlük sorumluluklarında ve maddi durumunda belirgin kayıplara yol açması halinde mutlak surette klinik psikolog desteği alınması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü