Türkiye'nin yükselen askeri kapasitesi ve savunma sanayisindeki ihracat başarısı, Avrupa'nın güvenlik hesaplarında Ankara'nın konumunu yeniden gündeme taşıdı. ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantic Council'da yayımlanan Ali Mammadov imzalı analizde, Türkiye ile Fransa arasında ekim ayında imzalanan savunma iş birliği yol haritasının perde arkası ele alındı. Analizde, iki ülke arasında geçmişten gelen bölgesel anlaşmazlıklara rağmen Avrupa'nın savunma ihtiyaçlarının Türkiye ile iş birliğini daha önemli hale getirdiği değerlendirmesi yapıldı.
PARİS VE ANKARA NEDEN YAKINLAŞIYOR?
Atlantic Council'ın Türkiye programında yayımlanan analizde, Fransa ile Türkiye'nin geçmişte birçok bölgesel meselede karşı karşıya geldiği hatırlatıldı. İki ülkenin Libya ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere farklı tutumlar sergilediği, Suriye ve Güney Kafkasya konusunda da anlaşmazlık yaşadığı belirtildi. Analizde bu durum, "Paris ve Ankara, Libya ve Doğu Akdeniz dahil olmak üzere birçok bölgesel meselenin farklı taraflarında yer aldı. Suriye ve Güney Kafkasya konusunda da anlaşmazlığa düştü" sözleriyle aktarıldı. Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa'nın güvenlik önceliklerinin değiştiğine dikkat çekilen değerlendirmede, Türkiye'nin askeri imkanlarının Avrupa açısından daha önemli hale geldiği vurgulayarak, "Türkiye'nin askeri yetenekleri Avrupa için daha büyük önem taşımaktadır" ifadeleri kullanıldı.

TÜRKİYE NATO'NUN İKİNCİ EN BÜYÜK ORDUSU
Analizde Türkiye'nin askeri kapasitesine ilişkin dikkat çeken veriler paylaşıldı. NATO'nun 2025 tahminlerine atıfta bulunularak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin personel sayısına dikkat çekildi. Analizde, "NATO'nun 2025 tahminine göre Türkiye, yaklaşık 495 bin personeliyle NATO'nun ikinci en büyük ordusuna sahiptir" denildi. Türk savunma sanayisinin ihracat performansı da değerlendirmede öne çıkan başlıklardan biri oldu. Analizde, "Türk savunma ve havacılık ihracatı, Eylül 2026'da sona eren on iki aylık dönemde neredeyse 11 milyar dolara ulaştı" ifadeleri kullanıldı. Türkiye'nin savunma sanayisinde geliştirdiği kabiliyetlerin NATO ülkeleri açısından önemine de değinildi.
"Türk şirketleri, NATO ülkelerinin kendi savunma üretimlerini artırmaya çalıştığı bir dönemde artık dron, füze, zırhlı araç, deniz sistemleri ve diğer kabiliyetleri üretmektedir" değerlendirmesine yer verildi.
"AVRUPA'NIN TÜRKİYE GİBİ MÜTTEFİKLERE İHTİYACI VAR"
Atlantic Council analizinde, Avrupa'nın savunma kapasitesini güçlendirme hedefinde AB üyesi olmayan NATO müttefiklerinin de önemli rol oynadığı belirtildi.
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu askeri ve endüstriyel kapasiteye sahip olduğu vurgulandı. Analizde, "Avrupa'nın savunma kapasitesini güçlendirmek isteyen ülkeler Türkiye gibi AB dışındaki NATO müttefikleriyle iş birliği geliştirmesi şart" ifadeleri kullanıldı. Fransa açısından Türkiye'nin geniş askeri kapasitesi, stratejik coğrafi konumu ve gelişen savunma sanayisinin önemli fırsatlar sunduğu değerlendirmesi yapıldı.

SAMP/T DOSYASINDA DİKKAT ÇEKEN DEĞİŞİM
İki ülke arasındaki yakınlaşmanın en somut örneklerinden biri olarak SAMP/T hava ve füze savunma sistemi gösterildi. Analizde, Fransa'nın daha önce Türkiye'ye muhtemel SAMP/T satışına yönelik itirazını yumuşattığı belirtildi. Bu gelişmenin, iki ülke arasındaki daha geniş siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle ilerleyemeyen savunma projesinin yeniden gündeme gelmesini sağladığı aktarıldı. Atlantic Council'ın değerlendirmesinde, "Temmuz ayında Fransa, SAMP/T'nin Türkiye'ye muhtemel satışına karşı muhalefetini yumuşatarak, daha önce daha geniş siyasi anlaşmazlıklar içinde takılı kalmış bir projeyi yeniden açtı" denildi. Ekim ayında imzalanan savunma iş birliği yol haritasının da bu yakınlaşmayı somutlaştırdığı ifade edildi. Anlaşmanın kapsamına ilişkin şu değerlendirmeye yer verildi:
"Ekim ayında imzalanan yol haritası; hava savunması, birlikte çalışabilirlik, ortak tatbikatlar ve iki ülkenin savunma sanayileri arasındaki iş birliği dahil olmak üzere bu alanların birçoğunu kapsamaktadır."
FRANSA'NIN YUNANİSTAN VE ERMENİSTAN İLE İLİŞKİLERİ DE GÜNDEMDE
Analizde, Fransa ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın önündeki bölgesel görüş ayrılıklarına da dikkat çekildi.
Fransa'nın Yunanistan ve Ermenistan ile yakın ilişkilerini sürdürdüğü, Türkiye'nin ise Azerbaycan ile stratejik ortaklığını ve kendi bölgesel önceliklerini takip etmeye devam ettiği belirtildi. Güney Kafkasya'nın iki ülke arasındaki iş birliğinin sınırlarını gösterecek önemli alanlardan biri olduğu değerlendirilerek şu ifadelere yer verildi:
"Güney Kafkasya, Fransız-Türk iş birliğinin ne kadar ileri gidebileceğinin yararlı bir göstergesi olacaktır. Buradaki ilerleme, ilişkinin daha istikrarlı bir döneme girdiğine işaret edecektir."
Analizde, Türkiye ile Fransa'nın bütün bölgesel meselelerde aynı görüşü paylaşmasının beklenmediği de vurgulandı. İki ülkenin anlaşmazlıklarının diğer iş birliği alanlarını etkilememesinin daha gerçekçi bir yaklaşım olduğu belirtilerek, "Daha gerçekçi ihtimal, her iki ülkenin de bu anlaşmazlıkların diğer iş birliği alanlarını raydan çıkarmasını engelleme konusunda daha başarılı hale gelmesidir" değerlendirmesi yapıldı.

"SAMP/T'DEKİ İLERLEME AVRUPA'NIN SAVUNMASINI GÜÇLENDİREBİLİR"
Atlantic Council analizinin sonuç bölümünde, Türkiye-Fransa savunma iş birliğinin NATO ve Avrupa güvenliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi. SAMP/T sistemine ilişkin ilerlemenin Avrupa'nın hava ve füze savunma kapasitesine katkı sağlayabileceği belirtilirken, iki ülkenin savunma sanayileri arasındaki ortaklığın üretim kapasitesini artırabileceği ifade edildi. Analizde şu değerlendirmelere yer verildi:
"SAMP/T konusundaki ilerleme, Avrupa'nın hava ve füze savunmasını güçlendirebilir. Fransız ve Türk savunma sanayileri arasındaki iş birliği, Avrupa genelinde talebin yüksek olduğu bir dönemde üretim kapasitesini artırabilir."
İki ülke arasında imzalanan yol haritasının kalıcı bir iş birliğine dönüşmesi halinde NATO içerisindeki askeri uyuma katkı sağlayabileceği belirtildi. Analiz, şu ifadelerle tamamlandı:
"Yeni yol haritası sürdürülebilir bir savunma iş birliğine dönüşürse, Fransa-Türkiye yakınlaşması NATO içinde halihazırda gerçekleşen daha büyük uyumun bir parçası haline gelebilir. İki ülkenin yakınlaşması, Avrupalı müttefiklerin NATO'yu transatlantik güvenliğin ana çerçevesi olarak zayıflatmadan, aksine güçlendirerek, daha büyük askeri kapasiteyi nasıl inşa edebileceğini ve savunmaları için nasıl daha fazla sorumluluk üstlenebileceğini gösterebilir."



