Avukat Çilem Karakoç, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, sürekli gürültü yapan komşulara karşı başvurulabilecek hukuki yolları anlattı. Gürültü nedeniyle belirli koşullarda maddi ve manevi tazminat talep edilebileceğini belirten Karakoç, 2026 yılı para cezalarını, şikâyet sürecini ve dava açarken dikkat edilmesi gerekenleri açıkladı.
KOMŞUNUZUN GÜRÜLTÜSÜNE KATLANMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ!
Komşular arasında yaşanan gürültü sorunları, belirli sınırların aşılması durumunda hukuki yaptırımlara neden olabiliyor.
Avukat Çilem Karakoç, Türk Medeni Kanunu'nun 737. maddesi kapsamında taşınmaz sahiplerinin, komşularını olumsuz etkileyecek ölçüde gürültü yapmaktan kaçınmakla yükümlü olduğunu belirtti.
Kanuna göre taşınmazın niteliği, bulunduğu çevre ve yerel koşullar dikkate alındığında, komşular arasında hoş görülebilecek düzeyi aşan gürültüyle rahatsızlık vermek yasak.
Bu nedenle sürekli ve yoğun gürültüye maruz kalan kişiler, şartların oluşması halinde gürültünün önlenmesini ve uğradıkları zararların giderilmesini talep edebiliyor.
Karakoç, Türk Medeni Kanunu'nun 730. maddesinin de mülkiyet hakkının yasal sınırlamalara aykırı kullanılmasından zarar gören kişilere hukuki başvuru imkânı tanıdığını ifade etti.
Ancak her sesin hukuka aykırı gürültü olarak değerlendirilmediğini, olayın özelliklerinin ve rahatsızlığın boyutunun önem taşıdığını vurguladı.

2026'DA GÜRÜLTÜ YAPMANIN CEZASI NE KADAR?
Komşuların huzurunu bozacak şekilde gürültü yapılması, yalnızca uyarıyla sonuçlanmayabiliyor. Bazı durumlarda idari para cezası da uygulanabiliyor.
Karakoç, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde gürültü yapan kişiler hakkında yaptırım uygulanabileceğini belirtti.
2026 yılı için belirlenen idari para cezaları ise şöyle:
-
Gerçek kişiler için: 1.764 TL
-
Ticari işletmeler için: 38.246 TL ile 191.867 TL arasında
Ticari işletmelere yönelik yüksek ceza tutarları, gürültünün işletmenin faaliyeti kapsamında meydana gelmesi durumunda uygulanabiliyor.
Gürültü nedeniyle idari para cezası verme yetkisi kolluk kuvvetleri ve belediye zabıta görevlilerinde bulunuyor.
Karakoç, para cezası uygulanmasının sorunun kalıcı olarak sona ereceği anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Bu nedenle gürültünün devam etmesi halinde idari başvuruların yanı sıra ihtar ve dava yollarının da değerlendirilmesi gerekebiliyor.
GÜRÜLTÜ YAPAN KOMŞUDAN TAZMİNAT ALINABİLİR Mİ?
Sürekli ve yoğun gürültü, bazı durumlarda kişinin yalnızca huzurunu değil, sağlığını ve günlük yaşamını da olumsuz etkileyebiliyor.
Karakoç, gürültünün neden olduğu zararın niteliğine göre maddi ve manevi tazminat talep edilebileceğini belirtti.
Türk Medeni Kanunu'nun komşuluk ilişkilerine yönelik hükümleri ile Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil ve kişilik haklarının korunmasına ilişkin düzenlemeleri, bu tür taleplerin hukuki dayanakları arasında bulunuyor.
Ancak Karakoç, yalnızca gürültüye maruz kalmanın her durumda manevi tazminat hakkı doğurmadığını vurguladı.
“Ancak manevi tazminata hükmedilebilmesi için yalnızca gürültünün varlığı yeterli değildir. Gürültünün süresi, sıklığı, şiddeti ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilir.”
Özellikle uzun süre devam eden rahatsızlıkların kişinin yaşam kalitesi ve psikolojik bütünlüğü üzerindeki etkilerinin somut delillerle ortaya konulması önem taşıyor.
Tazminat talebinin kabul edilip edilmeyeceği ise zarar, hukuki sorumluluk koşulları ve sunulan delillerin değerlendirilmesine bağlı.
GÜRÜLTÜ YAPAN KOMŞU NEREYE ŞİKÂYET EDİLİR?
Gürültü nedeniyle hukuki süreç başlatmadan önce sorunun çözülmesi ve yaşanan rahatsızlığın belgelenmesi amacıyla bazı adımlar atılabiliyor. Karakoç, öncelikle gürültüye neden olan komşuyla uygun bir dille iletişim kurulmasını önerdi.
Sorunun devam etmesi halinde apartman veya site yönetimine yazılı şikâyette bulunulabileceğini belirten Karakoç, yapılan başvuruların kayıt altına alınmasının önemine dikkat çekti.
Gürültünün yaşandığı tarih ve saatlerin not edilmesi, olaylara tanık olan kişilerin belirlenmesi ve mevcut belgelerin korunması da hukuki süreçte önem taşıyor.
Gürültü devam ederken polis, jandarma veya belediye zabıtasına başvurularak olayın tespit edilmesi ve gerekli işlemlerin yapılması istenebiliyor.
Yapılan uyarılara rağmen sorunun giderilmemesi durumunda ise noter aracılığıyla ihtar gönderilmesi değerlendirilebiliyor.
Bu sayede rahatsızlığın sona erdirilmesine yönelik talep resmî olarak ortaya konulurken, olası bir davada yapılan başvuruların belgelenmesi de sağlanabiliyor.
KOMŞUNUZU GİZLİCE KAYDEDİYORSANIZ DİKKAT!
Gürültü şikâyetlerinde en çok merak edilen konulardan biri, ses ve görüntü kayıtlarının mahkemede delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı.
Karakoç, gürültünün ispatlanması amacıyla elde edilen kayıtların hukuka uygun olması gerektiğine dikkat çekti.
Özellikle komşuların özel yaşam alanlarını ihlal edecek şekilde izinsiz ses veya görüntü kaydı alınması, hukuki ve cezai sorumluluk doğurabiliyor.
“Unutulmamalıdır ki, bir delilin mevcut olması kadar, hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması da önemlidir.”
Karakoç, gürültünün ispatlanmasında kolluk veya zabıta tutanaklarının, apartman yönetimine yapılan şikâyetlerin, tanık beyanlarının ve gerektiğinde düzenlenen gürültü ölçüm raporlarının önem taşıdığını belirtti.
Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen kayıtlar, şikâyetçi olan kişinin de hukuki sorunlarla karşılaşmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle vatandaşların delil toplarken özel hayatın gizliliğine dikkat etmesi ve mümkün olduğunca resmî tespit yollarına başvurması gerekiyor.
Avukat Çilem Karakoç'un açıklamaları, sürekli gürültü yapan komşulara karşı yalnızca şikâyette bulunmanın değil, gerekli koşulların oluşması halinde tazminat talep etmenin de mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak her gürültü şikâyetinin tazminatla sonuçlanmayacağı, hukuki süreçte rahatsızlığın boyutu ve ortaya çıkan zararın somut delillerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.





