Okulların açılmasıyla birlikte akran ilişkilerinde yaşanan sorunlar yeniden gündeme geldi. Peki hangi davranışlar zorbalık, hangileri sıradan bir çatışma? Psikolog Dilara Ocak, zorbalığın işaretlerini ve ailelerin bu süreçte nasıl davranması gerektiğini Türkinform Muhabiri Pelin Zengin’e değerlendirdi.
Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla çocukların okul ortamındaki sosyal ilişkileri de yeniden şekilleniyor. Bu süreçte yaşanan anlaşmazlıkların her zaman akran zorbalığı anlamına gelmediğine dikkat çeken Psikolog Dilara Ocak, zorbalığı sıradan çatışmadan ayıran önemli noktalarından bahsetti.
Ocak’a göre bir davranışın zorbalık olarak değerlendirilmesinde zarar verme amacı, davranışın tekrarlanması veya tekrarlanma ihtimali ve taraflar arasındaki güç dengesizliği belirleyici oluyor.
Fiziksel şiddetin yanı sıra sürekli alay etme, lakap takma, küçük düşürme, tehdit, sistematik dışlama, söylenti yayma ve dijital ortamda hedef gösterme de zorbalık kapsamında değerlendirilebiliyor. Ocak, özellikle davranışın çocuk üzerindeki etkisi ve sürekliliğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.
ÇOCUĞUN DAVRANIŞLARI ALARM VEREBİLİR
Çocukların yaşadıkları zorbalığı her zaman ailelerine anlatmayabileceğini belirten Ocak, bu nedenle ebeveynlerin davranış değişikliklerini yakından takip etmesi gerektiğini söyledi.
Okula gitmek istememe, özellikle okul sabahları veya pazar akşamları ortaya çıkan karın ve baş ağrıları, uyku ve iştah değişiklikleri, ders başarısında düşüş, arkadaşlardan uzaklaşma, eşyaların kaybolması veya zarar görmesi, içe kapanma ile öfke ve kaygıdaki artış dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.
Tek bir belirtinin doğrudan zorbalık anlamına gelmediğini ifade eden Ocak, birden fazla değişikliğin uzun süre devam etmesi halinde çocukla güvenli bir iletişim kurulmasını ve okul ile iş birliği yapılmasını önerdi.
“ÇOCUĞU ETİKETLEMEK ÇÖZÜM DEĞİL”
Zorbalık yapan çocuğun yalnızca “kötü çocuk” olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ocak, davranışın altında güç kazanma isteği, akran grubunda kabul görme çabası, öfke ve dürtü kontrolünde güçlük, empati eksikliği veya çevredeki saldırgan davranışları model alma gibi farklı etkenlerin bulunabileceğini söyledi.
Ancak davranışın nedenini anlamanın zorbalığı kabul etmek anlamına gelmediğini vurgulayan Ocak, ailelerin çocuklarını utandırmak veya ağır şekilde cezalandırmak yerine net sınırlar koyması gerektiğini ifade etti.
Çocuğa yaptığı davranışın karşı tarafta nasıl bir etki oluşturduğunun anlatılması gerektiğini belirten Ocak; empati, duygu düzenleme ve sağlıklı problem çözme becerilerinin desteklenmesini önerdi. Davranışın devam etmesi halinde ise okul rehberlik servisi ve gerektiğinde ruh sağlığı uzmanından destek alınması gerektiğini kaydetti.
Ocak, bu süreçte temel hedefin yalnızca zorbalığı durdurmak değil, çocuğa sağlıklı iletişim ve ilişki kurmanın yollarını öğretmek olduğunu belirtti.





