Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016’da Beykoz’da hayatını kaybetmişti. Denizolgun’un ölümünün ardından yıllar geçmesine rağmen olayla ilgili soru işaretleri yeniden gündeme geldi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Denizolgun’un ölüm gecesine ilişkin eski kayıtlar ve tanık anlatımları yeniden mercek altına alındı. Soruşturmanın son aşamasında ise Denizolgun’un doktoru Nurettin Demirkol’un geçmişte yaptığı telefon görüşmesi ile yıllar sonra verdiği ifade arasında dikkat çeken farklılıklar tespit edildi.

DOSYAYA GİREN 155 TUTANAĞI SORU İŞARETLERİNİ ARTIRDI

Soruşturmanın en dikkat çekici belgelerinden biri, 8 Eylül 2016 gecesine ait 155 Polis İmdat hattı ihbar çözüm tutanağı oldu. Tutanağa göre ilk telefon görüşmesi saat 00.29’da gerçekleşti. Telefonu açan 155 operatörüne ihbarda bulunan kişi kendisini açık şekilde; “Ben Doktor Nurettin Demirkol” sözleriyle tanıttı. Demirkol, aile hekimi olduğu bir hastasının hayatını kaybettiğini belirterek olay yerine hükümet tabibinin gelmesi gerektiğini söyledi. Ölüm nedeninin belli olmadığını ifade eden doktor, hakim ve savcının da olayı görmesi gerektiğini belirtti.

“ÖLÜM NEDENİ BELLİ DEĞİL, SAVCININ GÖRMESİ GEREKİYOR”

155 tutanağına göre Demirkol, operatöre olayın Beykoz Riva’daki Öyümce Köyü civarında olduğunu söyledi. Adresin jandarma bölgesinde olabileceğinin değerlendirilmesi üzerine operatör, Demirkol’dan 156 Jandarma hattını aramasını istedi. İlk görüşme bu şekilde sona erdi. Ancak birkaç dakika sonra telefon yeniden çaldı.

4 DAKİKA SONRA 155’İ TEKRAR ARADI

Tutanağa göre Demirkol, saat 00.33’te, yani ilk görüşmeden yaklaşık dört dakika sonra 155’i yeniden aradı. Bu kez de kendisini tanıtarak, “Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol. Vefat eden biriyle alakalı...” dedi. Demirkol, jandarmayla görüştüğünü ancak kendisine bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun söylendiğini belirterek yeniden yardım istedi. Tam bu sırada görüşmenin soruşturma açısından en kritik bölümü yaşandı.

OPERATÖR SORDU: “BURADA ŞÜPHELİ ÖLÜM KONUSU MU VAR?”

155 operatörü, ölümün niteliğini Demirkol’a sordu. “Burada şüpheli ölüm konusu mu var?” Demirkol’un yanıtı ise tutanağa şu şekilde geçti;

“Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm; beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm.”

Bu kayıt, soruşturmanın en dikkat çekici belgelerinden biri haline geldi. Çünkü 10 yıl önceki telefon görüşmesinde Demirkol’un ölümü yalnızca “ani ölüm” olarak değil, açık şekilde “şüpheli, beklenmedik ani ölüm” şeklinde tanımladığı görülüyor.

Başbakanın evini kiralık tatil evi yaptılar! Kimse fark etmedi
Başbakanın evini kiralık tatil evi yaptılar! Kimse fark etmedi
İçeriği Görüntüle

YILLAR SONRA VERDİĞİ İFADE İSE FARKLI ÇIKTI

Dosyadaki asıl dikkat çekici çelişki burada ortaya çıktı. Doktor Nurettin Demirkol, 26 Ağustos’ta savcılıkta tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde, Denizolgun’un özel doktoru olmadığını, kendisini Hisar Hastanesi’ne geldiği dönemlerde birkaç kez muayene ettiğini söyledi. Demirkol ayrıca olay günü dışında Denizolgun’un çiftliğine gitmediğini belirtti. Olaydan nasıl haberdar olduğu sorulduğunda ise aradan uzun zaman geçtiğini belirterek kendisini kimin aradığını hatırlamadığını ifade etti. Hatta olay yerine nasıl gittiğine ilişkin de ayrıntıları hatırlamadığını, muhtemelen kendisine konum gönderildiğini ancak bunu kimin yaptığını bilmediğini söyledi.

“ŞÜPHELİ ÖLÜM DEMEDİM” BEYANI DA MERCEK ALTINDA

Demirkol’un savcılık ifadesinde, olay yerine ulaştığında yalnızca Denizolgun’un hayatını kaybettiğini söylediğini ve ölümü “şüpheli” olarak değerlendirmediğini belirttiği aktarıldı. Ancak dosyaya giren 155 tutanağında ise doktorun bizzat “şüpheli, beklenmedik ani ölüm” ifadesini kullandığı görülüyor. Üstelik kayıt yalnızca doktorun kimliğini değil, ölümün niteliğine ilişkin yaptığı değerlendirmeyi de ortaya koyuyor. Bu nedenle soruşturmanın önemli başlıklarından biri, 10 yıl önceki telefon görüşmesiyle bugün verilen ifadede neden farklı anlatımlar bulunduğu sorusu oldu.

DOKTOR GÖZALTINA ALINDI

Ortaya çıkan bu belgelerin ardından Nurettin Demirkol hakkında yeni bir adli süreç başladı. Demirkol, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “yalan tanıklık” suçlamasıyla gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen Demirkol, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunda soruşturmayı yürüten savcıya ifade verdi. Savcılık işlemlerinin ardından doktor, tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

KAYIT SORUŞTURMANIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRECEK Mİ?

Denizolgun’un ölümünden yaklaşık 10 yıl sonra dosyaya giren 155 tutanağı, soruşturmanın en önemli yeni belgelerinden biri oldu. Bir tarafta olay gecesi yapılan ve ihbarcının kendisini açıkça “Doktor Nurettin Demirkol” olarak tanıttığı iki telefon görüşmesi bulunuyor. Diğer tarafta ise yıllar sonra verilen ve ihbarın kim tarafından yapıldığının hatırlanmadığı yönündeki ifade yer alıyor. Üstelik 155 kaydında ölümün “şüpheli, beklenmedik ani ölüm” olarak tanımlanması da soruşturmadaki kritik ayrıntılardan biri olarak öne çıkıyor. Başsavcılığın yürüttüğü soruşturmada, söz konusu çelişkilerin ve Denizolgun’un ölümüne ilişkin diğer iddiaların tüm yönleriyle araştırıldığı belirtiliyor.

Yıllar önce kayıtlara geçen birkaç dakikalık telefon görüşmesi, Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili soruşturmada şimdi en çok konuşulan belgelerden biri haline geldi.

Kaynak: HABER MERKEZİ