Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin LPG pazarındaki konumuna ilişkin önemli veriler paylaştı. İstanbul’da düzenlenen Likit Gaz Haftası Programı’nda konuşan Bayraktar, Türkiye’nin toplam LPG tüketiminde Avrupa’da ikinci sırada bulunduğunu, otogaz istasyonları, bayileri ve LPG’li araç sayısı bakımından ise dünyada ilk sırada yer aldığını belirtti. Türkiye’de yaklaşık 10 bin otogaz istasyonu ve LPG ile çalışan 5,2 milyon araç bulunduğunu kaydetti.
TÜRKİYE’NİN LPG PAZARINDAKİ GÜCÜ DİKKAT ÇEKTİ
Dünya Likit Gaz Birliği (WLGA) tarafından İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Bayraktar, küresel enerji sektörünün belirsizliklerle karşı karşıya olduğunu söyledi. Enerji güvenliğinin ulusal güvenlik açısından öncelikli olduğunu vurgulayan Bayraktar, güvenilir ve uygun fiyatlı enerjiye erişimin öneminin giderek arttığını ifade etti.
Enerji sistemlerinin dayanıklılığının artırılması gerektiğini belirten Bayraktar, kaynak çeşitliliğinin önemine dikkat çekerek tek bir enerji kaynağına, tedarikçiye, teknolojiye veya nakliye güzergahına bağımlı kalınmaması gerektiğini dile getirdi.
LPG’nin enerji güvenliğine katkısının göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydeden Bayraktar, taşınabilirliği, esnekliği ve erişilebilirliği sayesinde bu yakıtın özellikle arz kesintilerinin yaşandığı dönemlerde önemli bir alternatif sunduğunu söyledi.

5,2 MİLYON LPG’Lİ ARAÇ BULUNUYOR
Türkiye’nin LPG alanında gelişmiş bir pazara sahip olduğunu belirten Bayraktar, geçen yıl toplam LPG tüketiminde Avrupa’da ikinci sırada yer alındığını açıkladı. Türkiye’nin otogaz tüketiminde dünya ikincisi olduğunu da ifade eden Bayraktar, altyapıya ilişkin verileri paylaştı.
Türkiye genelinde yaklaşık 10 bin otogaz istasyonu bulunduğunu belirten Bayraktar, LPG ile çalışan 5,2 milyon aracın kayıtlı araç filosunun yaklaşık yüzde 30’unu oluşturduğunu bildirdi.
Bu verilerin Türkiye’nin LPG pazarındaki gelişmişliği ve altyapısının gücünü ortaya koyduğunu kaydeden Bayraktar, LPG’nin yalnızca ticari açıdan değil, küresel ölçekte enerjiye erişim sorunlarının çözümünde de önemli bir araç olduğunu vurguladı.
TEMİZ PİŞİRME COP31’İN GÜNDEMİNDE OLACAK
Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insanın temiz pişirme imkanından yoksun olduğuna dikkat çeken Bayraktar, modern enerji hizmetlerine erişimin kapsayıcı enerji dönüşümünün temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.
Elektrik ve doğal gaz altyapısının sınırlı olduğu bölgelerde LPG’nin geleneksel pişirme yakıtlarına alternatif oluşturabileceğini belirten Bayraktar, Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin diğer ülkelere örnek olabileceğini ifade etti.
Temiz pişirme imkanlarının yaygınlaştırılması için uygun fiyatlı tedarik, güvenli ekipman ve güçlü dağıtım ağlarının önemini vurgulayan Bayraktar, hükümetler, sektör temsilcileri ve uluslararası kuruluşlar arasında işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Bayraktar, temiz pişirmenin kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında küresel gündeme taşınması planlanan konular arasında bulunduğunu belirterek, iklim eyleminin enerjiye erişim ve ekonomik kalkınmayla birlikte ele alınması gerektiğini dile getirdi.
KÜRESEL LPG SEKTÖRÜ İÇİN 3 ÖNCELİK
LPG’nin temiz pişirmenin yanı sıra ulaşım, ısıtma ve sanayi alanlarında da kullanılabildiğini belirten Bayraktar, sınırlı altyapı gereksinimi ve taşınabilirlik özelliklerinin bu yakıtı doğal afetler ve acil durumlarda da önemli hale getirdiğini söyledi.
Küresel LPG sektörünün geleceğine ilişkin üç öncelik sıralayan Bayraktar, ilk olarak tedarik zincirinin çeşitlendirilmiş kaynaklar, güvenilir altyapı ve uluslararası işbirliğiyle güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İkinci önceliğin, özellikle temiz pişirme imkanlarından ve modern enerji altyapısından yoksun toplulukların LPG’ye güvenli ve uygun fiyatlı erişiminin artırılması olduğunu belirten Bayraktar, üçüncü sırada ise verimlilik, güvenlik standartları, inovasyon ve sürdürülebilirlik yatırımlarının bulunduğunu kaydetti.
Türkiye’nin bu alanlarda uluslararası ortaklarla işbirliğine hazır olduğunu dile getiren Bayraktar, enerji geleceğinin tek bir yakıta veya teknolojiye bağlı olmayacağını, ülkelerin ihtiyaçlarına göre farklı çözümlerin birlikte kullanılacağını belirtti.




