Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliğini ziyaret etti ve açıklamalarda bulundu. Trabzon'un ve milletin hafızasında müstesna bir yere sahip, bayrak uğruna toprağa düşen Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i şehadetlerinin dokuzuncu yılında rahmet ve minnetle yad ettiğini ifade eden Akın Gürlek, “Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." dedi.
“KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLDİR, KİMSE KANUNLAR KARŞISINDA İMTİYAZLI DEĞİLDİR””
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu, kendisinin 86 milyon vatandaşın Adalet Bakanı olduğunu ifade eden Akın Gürlek, “Bu makamın sahibi değil, milletimizin ve devletimizin bize tevdi ettiği bu emanetin taşıyıcısıyım. Bu nedenle adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir. Hukuk herkes için işler. Hukukun asli amacı vatandaşı huzur ve güven içinde tutmaktır. Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar.” İfadelerini kullandı.
“BİZ, TÜRKİYE YÜZYILI'NI AYNI ZAMANDA ADALETİN YÜZYILI OLARAK DA GÖRÜYORUZ”
Türkiye Yüzyılı hedefini yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmediklerinin altını çizen Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da gördüklerini, adaletin yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalara kararlılıkla devam ettiklerini söyledi. Gürlek, bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ettiklerini belirtti.
“ÇOCUKLARIN, YİTİP GİTMESİNE, HAYALLERİNİN YARIM KALMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Gürlek şöyle devam etti:
“Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir. Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
“FAİLİ MEÇHUL OLAYLARI, ŞÜPHELİ ÖLÜMLERİ VE KAMU VİCDANINDA İZ BIRAKAN DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Bakan Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizler yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisiyiz. Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz. Biz özellikle suçla mücadele konusunda büyük Türk milletinin hizmetindeyiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu irade son derece açıktır. Milletimizin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyecektir. Biz de bu iradenin gereğini hukuk içerisinde yerine getireceğiz. Devletten daha güçlü bir yapı yoktur. Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de yoktur. Suç işleyen kim olursa olsun, nereye giderse gitsin, yaptığı yanına kar kalmayacaktır. Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz. Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız."
“TARİHE GEÇECEK ÇOK GÜÇLÜ BİR MİLLİ İRADE ORTAYA KONULMUŞTUR”
"Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır. Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir.
“TRABZON, TERÖRSÜZ TÜRKİYE KONUSUNDA EN GÜÇLÜ SAHİPLENEN İRADELERDEN BİRİ OLACAKTIR”
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi, hedefimiz Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamaktır. Burada özellikle altını çiziyorum, şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır. Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir. Yine Cumhurbaşkanı'mızın ifade ettiği gibi, Türkiye hepimizin ortak paydasıdır. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin müşterek yuvasıdır. Hangi kökenden olursak olalım hepimiz Türk milletinin fertleriyiz. Ülkenin ve milletin yüksek çıkarları söz konusu olduğunda ortaklaşmak, bir araya gelmek, aynı zeminde buluşmak mecburiyetindeyiz. Bu, kendini Türk milletine ait hisseden herkes için milli bir ödevdir. İşte bu nedenle inanıyorum ki Milli Mücadele ruhunu hala damarlarında taşıyan Trabzon, Terörsüz Türkiye konusunda en güçlü sahiplenen iradelerden biri olacaktır. Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız.”





