Sosyal medyada öne çıkan güzellik kalıpları, estetik uygulamalarda da benzer yüz hatlarına yönelimi artırabiliyor. Oysa botoksta doğal mimikleri korumak, dudak dolgusunda ise yüzün genel yapısıyla uyumlu bir görünüm elde etmek kişiden kişiye değişen bir planlama gerektiriyor.
Medikal Estetik ve Kozmetoloji Doktoru Ömer Faruk Ekinci, Türkinform muhabiri Pelin Zengin’in sorularını yanıtlayarak botoksta doğal görünümün nasıl sağlanabileceğini ve tekrarlanan dudak dolgularının olası etkilerini değerlendirdi.

BOTOKSTA HERKES AYNI GÖRÜNÜMÜ İSTEMİYOR
Botoks uygulamasında amaç, kırışıklıkları azaltırken kişinin yüz ifadesini tamamen ortadan kaldırmamak. Kaşların ne kadar kalkacağı ve hangi mimiklerin korunacağı, kişinin beklentilerine ve yüz anatomisine göre belirleniyor.
Ekinci, sosyal medyada yaygınlaşan benzer güzellik anlayışının botoks tercihlerine de yansıyabildiğini belirterek kişiye özel planlamanın altını çizdi. Hastaların beklentilerinin birbirinden farklı olabileceğini anlatan Ekinci, “Örneğin bazı hastalar kaşlarının kalkmasını isterken bazıları istemiyor. Amacımız, kırışıklıkları azaltırken mimikleri bir miktar koruyarak daha dinlenmiş ve canlı bir görünüm elde etmek” dedi.
Başarılı bir estetik uygulamanın herkesi aynı görünüme kavuşturmak anlamına gelmediğini vurgulayan Ekinci’ye göre asıl hedef, kişinin kendi yüz hatlarıyla uyumlu bir sonuç elde etmek.

TEKRARLANAN DUDAK DOLGUSU DOĞAL YAPIYI BOZABİLİR
Dudakların daha dolgun görünmesi amacıyla yapılan işlemlerde uygulama tekniği, dolgu miktarı ve kullanılan ürünün niteliği sonucu etkileyebiliyor. Yanlış teknikle yapılan, gereğinden fazla tekrarlanan veya uygun olmayan ürünlerle gerçekleştirilen dolgular, dudağın doğal anatomisinde değişikliklere yol açabiliyor.
Ekinci, özellikle aşırı uygulamaların ve yanlış ürün seçiminin dudak yapısını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle her yeni işlem öncesinde dudağın mevcut durumunun değerlendirilmesi ve kişinin anatomisine uygun bir yaklaşım belirlenmesi gerekiyor.
DOLGU ERİTİLİNCE DUDAK ESKİ HÂLİNE DÖNER Mİ?
Dolgunun eritilmesi, dudağın her zaman işlem öncesindeki görünümüne tamamen döneceği anlamına gelmiyor. Ekinci’nin değerlendirmesine göre dudak çoğu durumda eski hâline büyük ölçüde yaklaşabiliyor; ancak aşırı dolgu nedeniyle dokuda esneme meydana gelmişse önceki görünüm bütünüyle geri kazanılamayabiliyor.
Bu gibi durumlarda uygulanabilecek yöntemler, kişinin doku yapısı ve mevcut durumu değerlendirilerek belirleniyor. Ekinci, uygun hastalarda fraksiyonel lazer gibi cilt sıkılaştırıcı işlemlerin de seçenek olarak ele alınabileceğini belirtiyor.
UYGUN OLMAYAN ÜRÜNLERİN RİSKİ NE?
Dolgu uygulamalarında ürünün güvenilirliği de olası komplikasyonlar açısından belirleyici. Ekinci, içeriği belirsiz veya uygun olmayan ürünlerin kalıcı nodül, inflamasyon ve alerjik reaksiyon gibi sorunlara neden olabileceğini aktarıyor.
Bu nedenle ürün seçiminin yanı sıra uygulamanın hekim tarafından, kişinin anatomisine uygun biçimde gerçekleştirilmesi gerekiyor. İşlem öncesinde beklentilerin gerçekçi şekilde belirlenmesi ve dudağın mevcut durumunun değerlendirilmesi de sürecin önemli bir parçası.
Ekinci’nin değerlendirmeleri, estetik uygulamalarda tek tip güzellik anlayışı yerine kişiye özgü sonuçların hedeflenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Botoksta kişinin mimiklerini ve yüz ifadesini korumak, dudak dolgusunda ise doğal anatomiyi gözetmek, uygulamanın yalnızca görünüşe değil, kişinin ihtiyaçlarına göre planlanmasını gerektiriyor.





