Bayram ziyaretlerinde, aile toplantılarında veya kalabalık ortamlarda çocuklara sık sık “Hadi teyzeni öp”, “Amcana sarıl” ya da “Ayıp olur, elini öp” deniliyor. Ancak bazı çocuklar tanıdıkları kişilere bile sarılmak veya öpülmek istemeyebiliyor. Bu durum kimi zaman utangaçlık ya da saygısızlık olarak yorumlansa da çocukların kendi bedenleriyle ilgili sınırlarını belirleyebilmeleri, sağlıklı gelişim ve güvenlik açısından önem taşıyor. Peki, çocuklar istemedikleri kişilere sarılmak zorunda mı? Aileler çocuklarına hayır demeyi nasıl öğretmeli?

TÜRKİNFORM'a çocuk ihmali, istismar ve güvenliği konularında değerlendirmelerde bulunan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol, çocukların yaşadıkları olumsuzlukları ifade edebilmelerinde güvenli iletişimin önemine dikkat çekiyor. Çocukların bedensel sınırlarını öğrenmesi de bu güvenlik yaklaşımının önemli parçalarından birini oluşturuyor.

ÇOCUKLAR SARILMAK İSTEMEDİĞİNDE NE YAPILMALI?

Bir çocuğun aile üyelerine veya yakın çevresindeki kişilere sarılmak istememesi, mutlaka o kişiden korktuğu ya da onu sevmediği anlamına gelmiyor.

Çocuklar da yetişkinler gibi fiziksel temas konusunda farklı tercihlere sahip olabiliyor. Bazıları sarılmayı severken bazıları daha fazla kişisel alana ihtiyaç duyabiliyor.

Özellikle kalabalık ortamlarda çocuğun istemediği bir fiziksel temasa zorlanması, kendi rahatsızlığını ifade etmesini güçleştirebiliyor.

Çocuk koruma alanında çalışan uluslararası kuruluşlar, çocukların istemedikleri sarılma ve öpme davranışlarını reddedebilmelerinin önemini vurguluyor.

Bu yaklaşım, çocukların aile büyüklerine saygı göstermemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Aksine, sevgi ve saygının fiziksel temas dışında da ifade edilebileceğini gösteriyor.

Dünya Kız Çocukları Günü Neden Kutlanıyor 11 Ekim'in Anlamı Ne

“AYIP OLUR, SARIL” DEMEK NEDEN SORUN OLABİLİR?

Çocukların bedensel sınırları, günlük hayatta kullanılan küçük ifadelerle bile etkilenebiliyor.

Örneğin sarılmak istemeyen bir çocuğa “Bak teyzen üzüldü” veya “Sarılmazsan seni sevmez” denilmesi, fiziksel teması karşı tarafın duygularını korumak için yerine getirmesi gereken bir görev gibi algılamasına neden olabiliyor.

Oysa çocuğun birini sevmesi, o kişiyle her zaman fiziksel temas kurmak istediği anlamına gelmiyor.

Kişisel sınırların öğrenilmesinde çocuğun kendisini rahatsız eden durumları ifade edebilmesi ve yetişkinlerin bu ifadeleri ciddiye alması önem taşıyor.

Çocuğun hayır demesi karşısında onu utandırmak, suçlamak veya baskı altına almak yerine alternatif selamlaşma biçimleri sunulabiliyor.

ÇOCUKLARA HAYIR DEMEK NASIL ÖĞRETİLİR?

Çocuklara bedensel sınırlarını anlatmak için karmaşık açıklamalar yapmak gerekmiyor.

Yaşlarına uygun, kısa ve anlaşılır cümlelerle kendi bedenleri üzerinde söz sahibi oldukları anlatılabiliyor.

Örneğin bir çocuk sarılmak istemediğinde el sallamak, sözlü olarak selam vermek veya karşılıklı isteniyorsa el sıkışmak gibi alternatifler önerilebiliyor.

Bu yaklaşım, çocuğun hem sosyal ilişkilerini sürdürmesine hem de istemediği fiziksel temasa zorlanmamasına yardımcı olabiliyor.

Ancak çocukların yalnızca kendilerine yönelik teması reddetmeyi değil, başkalarının sınırlarına saygı göstermeyi de öğrenmesi gerekiyor.

Bir arkadaşına sarılmak isteyen çocuğun önce karşı tarafın isteğini sorması, karşılıklı rıza kavramını anlamasına katkı sağlayabiliyor.

ÇOCUKLARIN BEDENSEL SINIRLARI NEDEN ÖNEMLİ?

Çocukların kendi bedenlerini tanıması ve hangi temaslardan rahatsız olduklarını ifade edebilmesi, güvenlik eğitiminin önemli unsurları arasında bulunuyor.

UNICEF'in çocukları cinsel istismardan korumaya yönelik bilgilendirmelerinde, mahremiyet, kişisel sınırlar ve rıza kavramlarının erken yaşlardan itibaren öğretilmesi gerektiği belirtiliyor.

Çocuğun kendisini rahatsız eden bir dokunuşa karşı çıkabilmesi ve yaşadığı durumu güvendiği bir yetişkine anlatabilmesi desteklenmeli.

Ancak bedensel sınır eğitiminin, çocuğu bütün risklerden tek başına koruyabileceği düşünülmemeli.

Çocukların güvenliğini sağlama sorumluluğu yetişkinlere ve ilgili kurumlara ait. Çocuğun hayır diyememesi, yaşadığı herhangi bir istismar veya kötü muameleden sorumlu olduğu anlamına gelmiyor.

ÇOCUK RAHATSIZ OLDUĞUNU NASIL ANLATIR?

Her çocuk rahatsız olduğu durumu doğrudan kelimelerle ifade edemeyebiliyor.

Özellikle küçük yaştaki çocuklar, fiziksel temastan kaçınma, geri çekilme veya belirgin huzursuzluk gibi davranışlarla rahatsızlıklarını gösterebiliyor.

Ancak bu tür davranışların tek başına istismar belirtisi olarak değerlendirilmesi doğru değil.

Prof. Dr. Betül Ulukol, çocuklarda ortaya çıkan davranış değişikliklerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini, ancak hiçbir belirtinin tek başına ihmal veya istismarın kesin göstergesi sayılamayacağını ifade ediyor.

Hastalıkları adım adım çözüyor! Yapay zekada yeni dönem
Hastalıkları adım adım çözüyor! Yapay zekada yeni dönem
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle ailelerin çocukların davranışlarını gözlemlemesi, onları zorlamadan dinlemesi ve gerektiğinde uzman desteği alması önem taşıyor.

ÇOCUK ANLATTIĞINDA İLK TEPKİ NE OLMALI?

Çocuk güvenliği açısından önemli konulardan biri de rahatsız edici bir deneyimin yetişkinlerle nasıl paylaşıldığı.

Bazı çocuklar yaşadıkları bir durumu açık biçimde anlatırken bazıları korku, utanç veya suçlanma endişesi nedeniyle sessiz kalabiliyor.

Prof. Dr. Betül Ulukol, bir çocuğun yaşadığı olumsuzluğu anlattığında yetişkinlerin yaklaşımının kritik olduğunu belirtiyor.

Ulukol, “Çocuğun anlattıklarına inanılmaması kesinlikle olumsuz sonuçlara yol açar” sözleriyle, çocuğu suçlamadan ve yargılamadan dinlemenin önemine dikkat çekiyor.

Çocuğun anlattıklarını küçümsemek, sürekli sorgulamak veya konuşmaya zorlamak yerine sakin ve destekleyici bir yaklaşım benimsenmesi gerekiyor.

Özellikle istismar şüphesi bulunan durumlarda çocuğun güvenliği sağlanmalı ve uygun profesyonel destek ile yetkili kurumlara başvurulmalı.

DOKTOR MUAYENESİNDE DE ÇOCUĞUN SINIRLARI DİKKATE ALINMALI

Çocukların bedensel sınırlarına saygı gösterilmesi, gerekli sağlık ve güvenlik uygulamalarının yapılmayacağı anlamına gelmiyor.

Doktor muayenesi, hijyen veya çocuğu tehlikeden korumak için fiziksel müdahalenin gerekli olduğu durumlar bulunabiliyor.

Ancak bu süreçlerde de çocuğa ne yapılacağının yaşına uygun biçimde açıklanması, sorularının yanıtlanması ve mümkün olan durumlarda tercih sunulması önem taşıyor.

Örneğin bir muayene öncesinde doktorun hangi bölgeyi kontrol edeceğinin açıklanması, çocuğun yaşadığı belirsizliği azaltabiliyor.

Amaç, gerekli sağlık hizmetlerinden kaçınmak değil, çocuğun süreç boyunca mümkün olduğunca bilgilendirilmesi ve saygılı bir yaklaşım görmesi.

SEVGİ GÖSTERMEK İÇİN SARILMAK ŞART MI?

Çocukların kendilerini sevildiklerini ve güvende hissetmelerini sağlayan tek davranış sarılmak değil.

Birlikte oyun oynamak, sohbet etmek, ilgi göstermek ve çocuğun anlattıklarını dinlemek de yakınlık kurmanın yolları arasında bulunuyor.

Çocuğun istemediği fiziksel teması reddetmesi, aile üyeleriyle güçlü ilişkiler kurmasına engel değil.

Aksine, kendi sınırlarının dikkate alındığını görmesi, yetişkinlerle daha güvenli bir iletişim geliştirmesine yardımcı olabiliyor.

Prof. Dr. Betül Ulukol'un çocukların korunmasında güven ve iletişimin önemine ilişkin açıklamaları da yetişkinlerin çocukları dinlemesi ve söylediklerini ciddiye almasının değerini ortaya koyuyor.

Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bedensel sınırlarını öğretmek, yalnızca istemedikleri bir sarılmaya hayır diyebilmelerini değil, başkalarının sınırlarına da saygı göstermelerini destekliyor.

Muhabir: Sude Coşgun