Çocuklara yönelik adli süreçleri yeniden düzenleyen Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle çocukların ceza sorumluluğu, infaz süreçleri ve korunmasına ilişkin önemli değişiklikler yapılırken, özellikle 12-18 yaş grubundaki çocuklar için farklı ceza ve güvenlik tedbirleri getirildi. Ayrıca çocukların suç işlemesine yol açabilecek risklere karşı dijital risklerden korunma, kitap ve kütüphane, çevre temizliği ile bağımlılıkla mücadele gibi yeni “yönlendirme tedbirleri” uygulanabilecek.
Kanunla ayrıca çocukların bulunduğu ceza infaz kurumlarının yapısında değişikliğe gidilirken, çocuk hükümlülerin iyi halleri dikkate alınarak eğitimevlerine ayrılmasına yönelik yeni bir sistem oluşturuldu. Aile hukukundan doğan yükümlülükleri yerine getirmeyenlere yönelik cezalar artırılırken, çocukların tehlikeli şekilde silahlara erişmesini önlemek amacıyla silahların dikkatsiz şekilde muhafaza edilmesine ilişkin yeni hapis cezası da getirildi. Bunun yanında amaç dışı bıçak taşıma ve satışına yönelik yeni kurallar belirlenirken, bazı düzenlemelerin 1 Aralık 2026’da yürürlüğe gireceği belirtildi.
“ÇOCUK KORUMA KANUNU EN AZ BİLİNEN YASALARDAN BİRİ”
Avukat Ceren Kalay Eken, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eken, “Kasten öldürme, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama fiilleri yönünden ayrı düzenlemeye gidilmiş, somut vaka yönünden irdelenmesi gereken kusurun ağırlığı, suçun işleniş şekli gibi alt başlıklar getirilmiştir. Ancak ülkemizde ceza yargısındaki sorunlardan biri hakimlerin yasadan kaynaklı takdir haklarını gereği gibi kullanmamaları olup, somut vakadaki bu ayrıntılı yorumların gereği gibi yapılabileceği hususu net değildir. Çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama kapasitelerine ilişkin düzenlemenin uygulamadaki karşılığı da yasadan amaçlanan da çok farklıdır. Neredeyse hiç fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama kapasitesi olmama haline dair rapor görememekteyiz. Oysa ki sahadaki gerçek bu değildir. Toplum, aile, devlet tarafından gerekli önlemler alınmayarak sağlıklı gelişimi ihmal edilen, ebeveynleri cezaevindeyken kendi kendine sokaklarda büyüyen çocuklar bulunmaktadır bu ülkede. Bu çocukların işledikleri fiilin anlam ve sonuçlarını anlayacak kapasiteye sahip olduklarını iddia etmek güçtür. Burada da görevini yapmayanın kamu kurumları ve kamu görevlileri olduğu açıktır. Anayasada devletin görevlerinin başında anne ve çocukları korumak, tüm yurttaşların sağlıklı koşullarda maddi, manevi varlıklarını geliştirmelerine uygun ortamı yaratma yükümlülüğü gelmektedir. Yine Anayasa ya göre sosyal devlet olması gereken devlet yönetiminin yanı sıra Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan yükümlülükleri de yerine getirmesi gerekmektedir. Ama bu ülkede en az bilinen yasanın Çocuk Koruma Kanunu olduğunu görüyoruz. Bu yaşadıklarımız bir günün değil en az 24 yılın yönetiminin sonucu olan kayıp, yalnız bırakılmış bir nesli göstermektedir” ifadesini kullandı.
TOPYEKÜN MÜCADELE UYARISI
Avukat Eken, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
“12 yaşını doldurmuş çocuğun da oldukça ağır bir ceza alabilmesinin önünü açan, bunu da tamamen hâkimin takdirine bırakan bir düzenleme de öngörülmektedir. Önceki düzenlemede çocuklar için tekerrür yani yeniden suç işleme halindeki infaz ağırlaştırıcı durumlar uygulanmazken burada yaş sınırı 15’e çekilerek 15-18 yaş arası çocuklara tekerrür hükümlerinin uygulanması öngörülmektedir. Ancak gerek tekerrür gerek infaz rejimi düzenlemeleri yetişkin suçluluğunda da suçun yatarını azaltıp, çok sayıda suç işlemedikçe fiilen bir yatar ceza sağlamadığı için cezaların caydırıcılığı değil çocuk, yetişkinler için de bu ülkede kalmamıştır. Asıl sorun cezaların caydırıcılığını tümden ortadan kaldırmış olan infaz düzenlemeleri ve bu iktidar tarafından yıllardır sürekli yapılan yargı reformu adı altındaki örtülü aflardır. Yani aslında bu ülkede suç işlenmesini önlemek değil, caydırıcı olmaktan çıkaran mevcut iktidarın yıllardır yaptığı düzenlemelerken, bunun doğal sonucu olarak artan çocuk suçluluğunun tüm yükünü çocuklara yüklemek büyük bir haksızlık olduğu gibi sorunu da çözmesi mümkün değildir. Zira asıl yapılması gereken suç işlenmesinin önüne geçilmesi, yeni nesillerin kayıp, suça yatkın, bağımlı nesiller haline gelmesinin önüne geçme düzenlemeleri olması gerektiği açıktır. Bunun yolu da topyekûn bir mücadeleyi, eğitim, spor, çocuk gelişimi, çocuk koruma sistemi ve son noktada çocuk adalet sisteminin iyileştirilmesinden geçmektedir. Bu düzenlemede iyileştirmeye ilişkin çok az düzenleme yer almaktadır.”





