Tıp dünyasında "Herpes Zoster" olarak adlandırılan zona, suçiçeğine neden olan varicella-zoster virüsünün yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. Uzmanlara göre çocukluk döneminde geçirilen suçiçeği hastalığı sonrasında virüs tamamen vücuttan atılmıyor. Sinir köklerinde sessiz bir şekilde varlığını sürdüren virüs, yıllar sonra bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla yeniden harekete geçebiliyor. Bu nedenle daha önce suçiçeği geçiren kişilerde, aradan onlarca yıl geçmiş olsa bile zona gelişme riski bulunuyor. Özellikle yaş ilerledikçe ve vücudun savunma mekanizmaları zayıfladıkça bu risk daha da artıyor.

"YAŞ İLERLEDİKÇE..."

Enfeksiyon Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada, zonaya ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Zona, su çiçeği virüsünün (varicella zoster) yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle oluşur. Kişi çocuklukta su çiçeği geçirdikten sonra virüs sinir ganglionlarında gizli kalır. İleri yaşlarda veya bağışıklık sistemi zayıfladığında tekrar aktifleşir. Zona genellikle şiddetli ağrılı, bant şeklinde deri döküntüleriyle seyreder. Toplumda çok yaygın değildir ancak yaş ilerledikçe görülme riski artar. Bağışıklık zayıfladığında virüs yeniden hortlayabilir. Bu nedenle herpes grubu virüslerde bağışıklık sistemi çok belirleyici bir faktördür.”

İLK BELİRTİLER GENELLİKLE GÖZ ARDI EDİLİYOR

Zona çoğu zaman ciltteki döküntülerden önce kendini farklı belirtilerle gösteriyor. Hastalar genellikle vücudun belirli bir bölgesinde başlayan yanma, batma, karıncalanma ya da sızlama hissinden şikâyet ediyor. Bu ağrılar bazen kas ağrısı veya başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabiliyor. Birkaç gün sonra ise ağrılı bölgenin üzerinde kızarıklıklar ve içi sıvı dolu kabarcıklar oluşmaya başlıyor. Hastalığın en dikkat çekici özelliklerinden biri, döküntülerin çoğunlukla vücudun yalnızca tek tarafında görülmesi. Göğüs, sırt, bel, boyun ve yüz bölgesi zonanın en sık ortaya çıktığı bölgeler arasında yer alıyor.

STRES VE YORGUNLUK RİSKİ ARTIRABİLİYOR

Uzmanlar, zonanın ortaya çıkmasında yalnızca yaş faktörünün etkili olmadığını belirtiyor. Yoğun stres, uzun süreli yorgunluk, kronik hastalıklar, kanser tedavileri ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanımı da virüsün yeniden aktif hale gelmesine zemin hazırlayabiliyor. Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar, yoğun stres altında yaşayan bireylerde zona görülme sıklığının daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle hastalık, sadece fiziksel değil psikolojik faktörlerle de ilişkilendiriliyor.

CHP'de deprem! Bir başkan daha istifa etti
CHP'de deprem! Bir başkan daha istifa etti
İçeriği Görüntüle

EN BÜYÜK TEHLİKE AĞRININ KALICI HALE GELMESİ

Zona vakalarının büyük bölümü birkaç hafta içinde iyileşse de bazı hastalarda ağrılar uzun süre devam edebiliyor. Tıpta "postherpetik nevralji" olarak adlandırılan bu durum, hastalığın en önemli komplikasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Bazı kişilerde döküntüler tamamen kaybolmasına rağmen sinirlerde oluşan hasar nedeniyle aylarca hatta yıllarca sürebilen ağrılar görülebiliyor. Hastalar bu ağrıları çoğu zaman elektrik çarpmasına, bıçak saplanmasına veya şiddetli yanma hissine benzetiyor. Uzmanlar, özellikle ileri yaşlardaki bireylerde bu riskin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

GÖZ ÇEVRESİNDE GÖRÜLÜRSE TEHLİKELİ OLABİLİYOR

Zona hastalığı yüz ve göz çevresinde ortaya çıktığında durum daha ciddi bir hal alabiliyor. Göz bölgesini etkileyen vakalarda kornea hasarı, görme problemleri ve kalıcı göz rahatsızlıkları gelişebiliyor. Bu nedenle göz çevresinde ağrı, kızarıklık veya kabarcık oluşması durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtiliyor.

ERKEN TEDAVİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

Uzmanlar, zonada erken teşhisin tedavinin başarısını önemli ölçüde artırdığını vurguluyor. Özellikle belirtilerin başlamasından sonraki ilk 72 saat içerisinde uygulanan antiviral tedaviler, hastalığın süresini kısaltabiliyor ve komplikasyon riskini azaltabiliyor. Bu nedenle tek taraflı ağrı, yanma hissi ve ardından gelişen döküntüler hafife alınmamalı. Basit bir cilt problemi gibi görünen zona, zamanında müdahale edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen sonuçlara yol açabiliyor.

UZMANLARDAN UYARI

Sağlık uzmanları, özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerin ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin zona belirtilerine karşı daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Günümüzde uygulanan zona aşılarının da hastalığa karşı önemli bir koruma sağladığı ifade edilirken, risk grubundaki kişilerin doktorlarına danışarak gerekli önlemleri almalarının önem taşıdığı vurgulanıyor. Uzmanlara göre zona, yalnızca ciltte oluşan geçici bir döküntü değil; erken tanı ve tedavi gerektiren, sinir sistemini etkileyebilen ciddi bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmeli.

Muhabir: BEYZA COŞKUN