Dünya liderlerini bir araya getiren Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumu New York'ta gerçekleştiriliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Genel Kurul kürsüsüne çıkarak uluslararası kamuoyuna hitap etti. Erdoğan, konuşmasının başında Genel Kurul'un tüm insanlık için hayırlı olması temennisinde bulundu.
"FİLİSTİN'İN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Konuşmasına Genel Kurul'un hayırlı olması temennisiyle başlayan Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e de teşekkür etti. Erdoğan, "Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nun başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlara hayırlı olmasını Rabb'imden niyaz ediyorum" dedi. BM Genel Sekreteri Guterres'e ilişkin ise Erdoğan, "On yıla yakın süredir Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini tarafsızlıkla, hepsinden önemlisi cesaretle yürüten kıymetli dostum Sayın Guterres'e çabalarından dolayı tebriklerimizi, teşekkürlerimizi iletiyorum" ifadelerini kullandı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın üst üste iki yıldır Genel Kurul salonunda bulunamadığını belirten Erdoğan, bu durumu eleştirdi. Erdoğan, "Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti'nin değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abbas'ın salonda bulunamamasına rağmen Filistin'in sesi olmaya devam edeceklerini belirterek, "Bilinmesini isterim ki Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi, özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olacak BM kürsüsünden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca Filistin Devleti'ni henüz tanımayan ülkelere çağrıda bulunarak, "Bu vesileyle bugün bir kez daha Filistin Devleti'ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum" dedi.

"İNSANLIK GÜÇLÜ İRADENİN HAYAT BULACAĞI GÜNLERİ HASRETLE BEKLİYOR"
BM'nin kuruluş sürecine ve Birleşmiş Milletler Anlaşması'nın hedeflerine değinen Erdoğan, 26 Haziran 1945'te imzalanan anlaşmada savaşların önlenmesi, insan haklarının korunması ve uluslararası barışın sağlanmasına yönelik verilen taahhütleri hatırlattı. Erdoğan, anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın süre geçtiğini belirterek, "Ama insanlık halen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son bir yıldaki savaş ve çatışmalara dikkat çekerek, "Bakınız, geride bıraktığımız 12 ay, 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti" ifadelerini kullandı. Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a kadar farklı bölgelerdeki çatışmalara değinen Erdoğan, "250 bin insan hayatını kaybetti. Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşadı. Yüz binlercesi doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı" dedi.
"İSRAİL'İN DEVLET TERÖRÜ"
Erdoğan, Gazze'deki can kayıplarına ve insani duruma ilişkin de sert ifadeler kullandı. "Yalnızca Gazze'de son üç yılda, çoğu çocuk ve kadın, 74 bin kardeşimiz İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu" diyen Erdoğan, Gazze'deki sivillerin yaşadığı tabloyu anlattı. Erdoğan, "Gazze halkı halen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor, eşlerinin, çocuklarının, anne babalarının naaşlarını çıkarıyor. İsrail'in saldırılarında ellerini, ayaklarını kaybetmiş masum yavrular, tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. Gazze'deki hastanelerin durumuna da dikkat çeken Erdoğan, "Gazze'deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70'inden fazlası şu anda hizmet veremiyor" dedi.

"GAZZE DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇOCUK KABRİSTANIDIR"
Gazze'deki çocukların durumuna dikkat çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak bu kürsüden bizim için, vicdanımız parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım: Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir."
Erdoğan, Gazze'ye ilişkin değerlendirmesinde "Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Donald Trump'ın gayretleri ve Türkiye'nin de dahil olduğu ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkese değinen Erdoğan, "Başkan Trump'ın gayretleri ve bizim de dahil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1.500'ü aşmıştır" dedi.
"BU TAYYİP ERDOĞAN'IN ŞAHSİ MESELESİ DEĞİLDİR"
İsrail hükümetinin işgali durdurmaya yanaşmadığını belirten Erdoğan, Batı Şeria'daki yerleşimlere ve Kudüs'teki kutsal mekanlara erişime de dikkat çekti. Erdoğan, "İsrail Hükümeti işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria'da ise yerleşimci terörünün en ağır dönemini yaşıyoruz. Kudüs'te Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekanlara erişimi engelleniyor. Hepimizin ortak girişimi olan UNRWA yok edilmek isteniyor" dedi. Ardından konuşmasının en sert bölümüne geçen Erdoğan, "Bu, Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. Bu, insani bir meseledir. Hepimiz için vicdani bir meseledir" ifadelerini kullandı. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan, yüreğinde merhamet, şefkat olan, insan ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz."
"TEK BİR ÇAKIL TAŞINI DAHİ VERMEYİZ"
Erdoğan, Kudüs'e yönelik mesajında da sert ifadeler kullandı. "Elinde 65 bin Gazzeli mazlumun kanı olan canilere şunu söylüyorum, Kudüs, Müslümanlarla birlikte tüm insanlığın onurudur, izzetidir, şerefidir" diyen Erdoğan, Kudüs'ün savunulmasının barış ve insanlığın ortak değerlerini savunmak olduğunu söyledi. Erdoğan, "Kudüs'e yönelik her saldırı, karşısında bu mübarek beldeye, bu övünmüş şehre kara sevdalı serdengeçtileri bulacaktır" ifadelerini kullandı. Kudüs'le ilgili sözlerini sürdüren Erdoğan, "Değil size o kitabeyi, Kudüs-ü Şerif'e ait tek bir çakıl taşını dahi vermeyiz. Sultan Abdülhamit verdi mi, alabildiniz mi? Biz, Sultan Abdülhamit'lerin torunuyuz. Aynı yolda gidiyoruz" dedi. Erdoğan, "Bu can, bu tende olduğu müddetçe, Allah'ın izniyle ecdadın emanetlerine sahip çıkacak, Kudüs'ten elimizi hiç çekmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

"BAĞIMSIZ VE EGEMEN BİR FİLİSTİN DEVLETİ KURULUNCAYA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin devletinin kurulmasına ilişkin mesajını da yineledi. Erdoğan, "Hangi sinsi hesabı yaparsa yapsınlar 1967 sınırları dahilinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti kuruluncaya kadar mücadelemiz sürecek" dedi. Kudüs'e ilişkin temennisini de dile getiren Erdoğan, "Sokaklarından süt ve bal akan kutsal şehre tarihte olduğu gibi kalıcı huzur yarın gelecek. Rabbim, inanıyorum ki bize bunun gerçekleştiğini görmeyi nasip edecek" ifadelerini kullandı. Erdoğan konuşmasında Gazzelilere de seslenerek, "Buradan 23 aydır maruz kaldıkları onca barbarlığa rağmen topraklarını terk etmeyen Gazzeli kardeşlerimizi bir kez daha hürmetle selamlıyorum. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum" dedi.
"BM TEŞKİLATI KAN KAYBEDİYOR"
Erdoğan, konuşmasının bir diğer bölümünde Birleşmiş Milletler'in mevcut işleyişini eleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Filistin, Lübnan ve Sudan başta olmak üzere kriz bölgelerinde BM'ye duyulan güvenin zedelendiğini belirterek, "Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını Birleşmiş Milletler'e bağlamış olanlar derin bir hayal kırıklığı içindedir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki genel kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum" ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca BM Genel Sekreteri'nin Birleşmiş Milletler 80 girişimi kapsamında yürüttüğü çalışmalara ilişkin, "Sayın Genel Sekreter'in Birleşmiş Milletler 80 girişimi dahil bu yönde sarf ettiği samimi çabaları destekliyoruz" dedi.
"DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin yapısının reforme edilmesi gerektiğini belirterek, "Güvenlik Konseyi dünya 5'ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir" dedi. Uluslararası hukukun uygulanmasında çifte standardın sona ermesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Yapanın yanına kâr kaldığı, cezasızlığın sıradanlaştığı sistem çürümeye mahkumdur" ifadelerini kullandı. Erdoğan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenmenin önemine dikkat çekerek, "Uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız" dedi. Karadeniz Tahıl Koridoru'nu örnek gösteren Erdoğan, Türkiye'nin bu süreçte hem bölgesel hem de küresel güvenliğe katkı sunduğunu belirtti. Devletler arası ilişkilerde iş birliği ve açık diplomasinin merkeze alınması gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih bize acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir" ifadelerini kullandı. Gelir adaletsizliğine de dikkat çeken Erdoğan, çözümün "ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısızlıktan" geçtiğini belirtti. Erdoğan, toplumların yollar, ticaret, enerji hatları ve ortak üretim üzerinden birbirine bağlanmasının huzur ve istikrara katkı sağlayacağını söyledi. Teknoloji alanındaki eşitsizliklere de değinen Erdoğan, "İnsan merkezli teknoloji anlayışını hakim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz" dedi. Erdoğan, "Tekno-kutuplaşma ve dijital hegemonya ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin söz konusu ilkeleri yalnızca dile getirmediğini belirten Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan'la kurulan savunma ittifakına da değindi. Erdoğan, bu iş birliğiyle bölgesel dayanışmanın güçlendirilmesini ve bölgedeki sorunlara bölge içerisinden çözümler üretilmesini amaçladıklarını söyledi.
"GAZZE'NİN YENİDEN İNŞASINA VAKİT KAYBETMEDEN BAŞLAMAMIZ GEREKİYOR"
Gazze'ye ilişkin mesajını da yineleyen Erdoğan, "Gazze'de ise bir yıl evvel Şarm El-Şeyh'te attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze'nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor" dedi. Erdoğan, Gazze konusunda İsrail üzerindeki baskının artırılması çağrısında bulunarak, "Bu konuda sizleri İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, "Şunu herkes artık kabul etsin: Filistin Devleti'ni bozma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. Bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti'nin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz" sözleriyle tamamladı.
"KIBRIS'IN İZOLASYONU SON BULMALI"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Ege ve Doğu Akdeniz'deki meselelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, sorunların iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuk temelinde çözülmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi çağrısında bulundu. Erdoğan, "Ege ve Doğu Akdeniz'de mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini arzu ediyoruz" dedi. Doğu Akdeniz Konferansı önerisinin ortak bir zemin oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirten Erdoğan, Kıbrıs konusunda daha önce yaptığı çağrıyı yineledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kıbrıs, Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayri insani izolasyon artık son bulmalıdır. Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE BİR İSTİKRAR ADASI OLMAYI SÜRDÜRÜYOR"
Türkiye'nin savunma sanayisi ve ekonomisine de değinen Erdoğan, "Türkiye gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle, çatışmaların ortasında adeta bir istikrar adası olmayı sürdürüyor" dedi. Türkiye'nin Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Erdoğan, kıtanın refah ve güvenliğinde Türkiye'nin rolüne dikkat çekti. Temmuz ayında gerçekleştirilen NATO Ankara Zirvesi'ne de değinen Erdoğan, zirvenin ortak güvenliğe ilişkin kararlılığın somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Erdoğan, "Türkiye'nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa'nın daha güçlü, daha güvenli olması açık söylüyorum mümkün değildir. Biz Avrupa Birliği ile geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz" ifadelerini kullandı.
BALKANLAR VE KAFKASYA MESAJI
Balkanlar'ın Türkiye açısından tarihi, kültürel ve beşeri bağların bulunduğu bir bölge olduğunu belirten Erdoğan, "Balkan barış platformunda birliğimizi derinleştirecek ortak adımlar atıyoruz" dedi. Güney Kafkasya'ya ilişkin değerlendirmesinde Erdoğan, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesis edilmesini temenni ettiklerini belirterek, "Sayın Aliyev ile Sayın Paşinyan'ın ortaya koydukları çözüm iradesini takdirle karşılıyor, destekliyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Ermenistan'la yürütülen normalleşme sürecinin de kararlılıkla sürdürüldüğünü söyledi.
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI VE AFRİKA ZİRVESİ
Türk Devletleri Teşkilatı'nın giderek güçlenen bir bölgesel iş birliği modeli haline geldiğini belirten Erdoğan, 30 Ekim'de Ankara'da düzenlenecek 13. Liderler Zirvesi'ne dikkat çekti. Erdoğan, zirvenin teşkilat açısından yeni imkanlar ve perspektifler oluşturacağını ifade etti. Aralık ayında Libya'da düzenlenecek 4. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi'ne de değinen Erdoğan, zirvenin Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında 20 yılı aşkın süredir geliştirilen kurumsal ortaklığın sembolü olduğunu söyledi.
"KEŞMİR MESELESİ DİYALOGLA ELE ALINMALI"
Güney Asya'daki gelişmelere de değinen Erdoğan, Keşmir meselesi dahil tüm ihtilafların Birleşmiş Milletler Şartı ve ilgili kararlar çerçevesinde diyalog yoluyla ele alınması gerektiğini belirtti. Erdoğan, "Yapıcı hareket edildiği takdirde her türlü sorunun çözümü mümkündür" ifadelerini kullandı.
COP31 İÇİN ANTALYA MESAJI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada iklim krizi ve çevre sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, Türkiye'nin bu yıl kasım ayında Antalya'da COP31 Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağını açıkladı. İklim değişikliğinin dünya genelinde ciddi tehditlere yol açtığını belirten Erdoğan, özellikle gelişmekte olan ülkeler ve Pasifik bölgesinin iklim krizinin etkilerini ağır şekilde yaşadığını söyledi. Bu ülkelerin ihtiyaç duydukları finansmana erişimde ciddi zorluklarla karşılaştığını ifade etti. Erdoğan, Antalya'da düzenlenecek zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılacağını belirterek, Avustralya ile geliştirilen ortaklık kapsamında COP31'in finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir uygulama sürecine dönüştürülmesinin hedeflendiğini söyledi. Erdoğan ayrıca ülkelerin liderlerini COP31 Liderler Zirvesi'ne davet etti.
"DÜNYA ORTAK EVİMİZDİR"
Konuşmasında Sıfır Atık Hareketi'ne de dikkat çeken Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın 2017 yılında "Dünya ortak evimizdir" anlayışıyla başlattığı hareketin küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştüğünü ifade etti. İklim kriziyle mücadelenin birçok farklı boyutu bulunduğunu belirten Erdoğan, Sıfır Atık Hareketi'nin bu çalışmaların kesiştiği önemli bir alan olduğunu söyledi. Erdoğan, uluslararası toplumun desteğiyle bu yaklaşımın daha da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. İklim değişikliği kadar önemli bir başka tehdidin de tüketim hırsı ve israf kültürünün yaygınlaşması olduğunu belirten Erdoğan, küresel ölçekteki gıda israfına dikkat çekti. Erdoğan, dünyada her yıl 5,8 trilyon tabak yemeğin çöpe gittiğini ve 2 milyar tonun üzerinde gıdanın israf edildiğini söyledi. Bir tarafta büyük miktarda gıdanın çöpe atıldığı, diğer tarafta ise yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten söz edilemeyeceğini ifade etti.
Türkiye'nin israfın önlenmesi ve küresel gıda güvenliğinin sağlanması konusunda katkı vermeye hazır olduğunu belirten Erdoğan, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü için Mehmet Mehdi Eker'i aday gösterdiğini açıkladı. Erdoğan, uluslararası toplumdan Eker'in adaylığına destek verilmesini istedi.
Konuşmasında dünyada ortaya çıkan sosyal tehditlere de değinen Erdoğan, İslam düşmanlığının özellikle Batı ülkelerinde Müslüman kadınlar ve kız çocukları üzerinde ayrımcılığa yol açtığını savundu. Bazı ülkelerde okullarda uygulanan başörtüsü yasaklarına da değinen Erdoğan, bu uygulamaları kadınların temel haklarına yönelik bir saldırı olarak değerlendirdiklerini söyledi.
COP31'DE İKLİM ADALETİ VURGUSU
Erdoğan, konuşmasının ilerleyen bölümünde Antalya'da düzenlenecek COP31 Zirvesi'ne ilişkin mesajını yeniden vurguladı. Türkiye'nin zirvede iklim adaletinin öne çıkarılmasını hedeflediğini belirten Erdoğan, Avustralya ile geliştirilen ortaklığın da bu süreçte önemli bir rol üstleneceğini söyledi. COP31 kapsamında finansman taahhütlerinin yerine getirilmesi, teknoloji transferinin hızlandırılması ve ülkelerin verdiği sözlerin somut adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. Erdoğan, konuşmasının sonunda liderleri Antalya'daki COP31 Liderler Zirvesi'ne davet etti.




