Sosyal medya algoritmalarının ve sonsuz kaydırma sistemlerinin beynin ödül mekanizmasını manipüle ettiğini belirten Dr. Kuş, çocuklarda ekran bağımlılığına karşı ebeveynlere "yasaklamayın, rehberlik edin ve rol model olun" çağrısı yaptı.
DİJİTAL OBEZİTE VE BAĞIMLILIK ARASINDAKİ FARK
Dijital obezite ile dijital bağımlılığın farklı kavramlar olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, "Dijital obeziteyi, bireyin ihtiyacından fazla yemek yemesiyle ilişkilendiriyorum. Nasıl ki kişi fazla yemek tükettiğinde fiziki rahatsızlık hissederse, dijital obezitede de bilişsel ve psikolojik bir ağırlık yaşanır. Her vaka bağımlılık seviyesinde olmayabilir ancak uzun vadede dikkat dağınıklığı, verim kaybı ve sosyal yaşamdan uzaklaşma kaçınılmazdır" dedi. Uzmanlar, dijital obezitenin özellikle modern dünyanın sunduğu hızlı içerik tüketimi döngüsüyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor. Bu durum sadece bir zaman yönetimi problemi değil, aynı zamanda bilişsel bir sağlık sorunu olarak değerlendiriliyor. Bireyin dijital dünyadaki sınırlarını belirleyememesi, gerçek hayatla olan bağlarını zayıflatarak sosyal bir izolasyona da kapı aralayabiliyor.

"ÇOK ŞEY GÖRÜYORUZ, AZINI HATIRLIYORUZ"
Aşırı içerik tüketiminin hafızayı zayıflattığını vurgulayan Dr. Kuş, beynin bu kadar yoğun bilgiyi işleme konusunda zorlandığını belirtti. Dr. Kuş, "Sürekli içerik tüketimi beynin hızlı uyarana alışmasına neden oluyor. Kısa video formatları dikkat süresini ciddi şekilde azaltıyor. İnsanlar zihninde işleyebileceğinden çok daha fazla bilgiyi sindirmeye çalıştığı için 'çok şey görüp az şey hatırlama' sorunuyla karşılaşıyor" diye konuştu. Beyin, bu kadar çok veriyi işlerken bilgiyi uzun süreli belleğe aktarmak yerine yüzeysel olarak tarama eğilimine giriyor. Bu da öğrenme kalitesini düşürerek bilginin hızla unutulmasına sebebiyet veriyor. Sonuç olarak kullanıcılar, sürekli bir bilgi bombardımanı altında kalsa da aslında derinlemesine hiçbir şeyi öğrenemez hale geliyor.

DİJİTAL DENGE İÇİN 5 ALTIN TAVSİYE
Günlük yaşamda dijital tüketimi yönetmek için farkındalığın ilk adım olduğunu belirten Dr. Kuş, şu önerilerde bulundu:
-
Ekran süresini takip edin: Ne kadar süre harcadığınızı fark etmeden yönetemezsiniz.
-
Ekransız alanlar yaratın: Özellikle gece saatlerinde telefonu yatak odasından uzak tutun.
-
Bildirimleri azaltın: Dikkatinizi bölen uyarıları minimuma indirin.
-
Amaçlı kullanım: Sosyal medyada akış içinde kaybolmak yerine belirli sürelerle kontrollü kullanım sağlayın.
-
Yüz yüze etkileşimi artırın: Fiziksel aktivite, hobiler ve sosyal ilişkiler dijital obeziteye karşı en iyi kalkandır.
EBEVEYNLERE KRİTİK UYARI: "ROL MODEL OLUN"
Çocukların ekran kullanımı konusunda ebeveynlerin rehberlik etmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Kuş, "Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü örnek alır. Ebeveyn sürekli telefonla vakit geçiriyorsa çocuğuna yasak koyması anlamsız kalır. Çocuğu susturmak için eline tablet vermek büyük risk teşkil eder. Bunun yerine çocukla ortak ekran kuralları belirleyin ve onu spor, sanat gibi fiziksel aktivitelere yönlendirin" diyerek sözlerini tamamladı. Ebeveynlerin dijital disiplini önce kendilerinde uygulaması, çocukların bu süreci daha sağlıklı yönetmelerini sağlıyor. Yasakçı değil, açıklayıcı bir dil kullanmak ise çocuğun teknolojiyle olan ilişkisini güçlendiriyor. Bu yaklaşım, uzun vadede çocuğun kendi dijital ayak izini daha bilinçli yönetmesine olanak tanıyor.






