Psikiyatri uzmanı ve psikoterapist Doktor Kamuran Öztürk, erkeklerde depresyonun geç teşhis edilmesinin en önemli nedenlerinden birinin toplumsal roller ve beklentiler olduğunu söylüyor. Türkinform’a konuşan Öztürk, küçük yaşlardan itibaren "güçlü ol", "duygularını belli etme", "ağlama" gibi mesajlarla büyüyen birçok erkeğin yaşadığı psikolojik sıkıntıları ifade etmek yerine bastırmayı tercih ettiğini belirtiyor.
Öztürk, erkeklerde depresyonun klasik belirtilerden farklı şekilde ortaya çıkabileceğini, kadınlarda daha sık görülen ağlama, duygularını ifade etme ve yardım arama davranışlarının aksine, erkeklerde depresyon çoğu zaman öfke, tahammülsüzlük ve davranış değişiklikleriyle kendini gösterebildiğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle kişinin depresyonda olduğunu fark etmeyebileceğine işaret eden Öztürk, yakın çevresi de yaşanan değişiklikleri stres, iş yoğunluğu veya karakter özelliği olarak değerlendirebileceği görüşünü dile getiriyor.
ÖFKE PATLAMALARINA DİKKAT!
Öztürk, en önemli belirtilerden birinin, açıklanamayan öfke ve tahammülsüzlük hali olduğuna işaret ederek, depresyondaki erkeklerin çoğu zaman üzgün görünmek yerine daha çabuk sinirlenebildiğini, trafikte yaşanan küçük bir olay, aile içindeki sıradan bir tartışma ya da iş yerindeki basit bir sorun beklenmedik tepkilere yol açabileceğini ifade ediyor.
Bazı erkeklerin yaşadıkları duygusal acıyı öfkeye dönüştürerek ifade ettiğinin altını çizen Öztürk, sessiz depresyon yaşayan bazı kişilerin ise duygularıyla yüzleşmek yerine kendilerini tamamen işe verdiklerini söylüyor.
Sürekli çalışmanın, aşırı mesai yapmanın veya başarı odaklı yaşamın bazen psikolojik sıkıntıları örtmek için kullanılan bir savunma mekanizmasına dönüşebileceği, ancak dışarıdan bakıldığında başarılı görünen bireylerin, iç dünyalarında yoğun bir tükenmişlik yaşayabildiği belirtiliyor.
UZAKLAŞMA EN BÜYÜK BELİRTİ
Depresyonun önemli belirtilerinden birinin sosyal ilişkilerden uzaklaşmak olduğunun altını çizen Öztürk, eskiden keyif alınan aktivitelerin bırakılması, arkadaşlarla görüşme isteğinin azalması, aile bireylerinden uzaklaşma ve yalnız kalma eğilimi sessiz depresyonun habercisi olabildiğine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre birçok erkek bunu bilinçli olarak yapmıyor; enerjisinin azalması ve duygusal yük nedeniyle sosyal ilişkilerden geri çekiliyor.
Uyku düzenindeki bazı değişikliklerin de belirtiler arasında bulunduğunu kaydeden Öztürk, bazı kişilerin normalden fazla uyurken, bazılarının ise uykuya dalmakta güçlük çekebildiğini, gece boyunca sık uyanmak veya sabah yorgun kalkmak da depresyonla ilişkili olabileceğine işaret ediyor.
Aşırı alkol tüketimi, kontrolsüz harcamalar, hızlı araç kullanma, kumar eğilimi veya tehlikeli aktiviteler de bazı bireylerde duygusal sıkıntının dışa vurumu olabiliyor. Bu davranışlar, çoğu zaman depresyon belirtisi olarak değerlendirilmediği için altta yatan ruhsal sorun gözden kaçabiliyor.
NE YAPMALI?
Öztürk, sessiz depresyonun en büyük tehlikesinin kişinin uzun süre destek almadan yaşamını sürdürmeye çalışması olduğuna dikkat çekerek, ruhsal sıkıntıların gizlenmesinin zamanla iş yaşamını, aile ilişkilerini, fiziksel sağlığı ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiğini söylüyor.
Uzmanlar, uzun süren mutsuzluk, öfke kontrolünde zorlanma, uyku bozuklukları ve sosyal geri çekilme gibi belirtilerin varlığında profesyonel destek alınmasının önemine dikkat çekiyor.





