Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Sağ, Avusturya'nın Dornbirn kentindeki bir kültür merkezinde açtığı son sergisinin ardından, Türk resim sanatının felsefesi ve güncel sanat tartışmaları üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Sanat severlerin gözde noktalarından biri olan mekanda 40 tablosunu sanatseverlerle buluşturan Sağ, eserlerinde Türk kozmolojisini ve mitolojisini modern sanatla nasıl harmanladığını detaylandırdı.

TUVAL ÜZERİNE BIRAKILAN TÜRKÜN PARMAK İZİ

Türk tarihinden beslenen resimler yaptığını belirten Doç. Dr. Sağ, temel amacının kaya resimlerindeki veya kilimlerdeki sembolleri kopyalamak değil, tuval üzerine adeta bir "Türk parmak izi" bırakmak olduğunu ifade etti. Türklerin estetik algısının Batı'dan farklı olarak mistisizm ve coşku barındırdığını vurgulayan sanatçı, katı bir perspektif anlayışı yerine asırlardır süregelen gökyüzü ve tabiat muhabbetini modern sanatın imkanlarıyla yansıttığını dile getirdi. Sağ, özellikle tablolarında kullandığı dikey kompozisyonların, Türk milletinin yüceliğini ve ululuğunu simgelediğinin altını çizdi.

MÜZİĞİN RİTMİYLE GELEN COŞKU VE ESTETİK ANLAYIŞI

Türk estetik algısında Batı'daki gibi katı kurallar yerine mistisizm ve coşkunun bulunduğunu söyleyen Sağ, resimlerini müzik dinleyerek büyük bir heyecanla yaptığını anlattı. Halay çekerken bile ağlayabilen, derin bir duygulanıma sahip bir milletin ferdi olarak bu aşkınlığı tablolarında hissettirmeye çalıştığını belirten sanatçı, içindeki coşku bittiği an fırçayı bıraktığını dile getirdi. Eseri daha gerçekçi yapmak adına sonradan müdahale etmediğini söyleyen Sağ, kurdu veya atı realist bir şekilde çizmek yerine izleyicinin kendi algı biçimine uygun formu yakalamasını hedeflediğini ifade etti.

Images3

Caz gecesinden yeni bir yol haritasına: Dostluk projeleri geliyor
Caz gecesinden yeni bir yol haritasına: Dostluk projeleri geliyor
İçeriği Görüntüle

RENKLERİN EFENDİSİ TÜRKLER VE KIRMIZININ TILSIMI

Türk kültüründe 2.000'e yakın renk adlandırması bulunduğuna dikkat çeken Sağ, renklerin tarihi süreçteki stratejik ve sembolik önemini anlattı. Altın sarısının kutsallığı ifade eden "kut" kelimesiyle eşleştiğini belirten uzman isim, kırmızı rengin ise tarihi Türk kültüründe bir "tılsım" ve koruma aracı olarak kullanıldığını kaydetti. Yeni doğan bebeklere ve gelinlere takılan kırmızı kurdelenin, kadınları ve nesli koruma içgüdüsünden geldiğini hatırlatan Sağ, günümüzde tüm dünyanın kullandığı protokol halısının da aslında 5.000 yıllık bir Türk geleneği olduğunu vurguladı. Ayrıca Kırgızistan'daki eski ölü gömme adetlerinde mezara kırmızı ayakkabıyla girilmesinin de bu tılsım ve koruma inancının bir parçası olduğu ifade edildi.

BATI TÜRKLERİ TANIYAMADI

Batı'nın Türkleri tanıyamadığı için "doğudan gelenler" anlamına gelen "barbar" kelimesini kullandığını belirten Sağ, oryantalist ressamların da Türk kültürünü gerçekte olduğu gibi değil, hayal ettikleri veya kulaktan dolma duydukları gibi resmettiklerini ifade etti. Günümüz dizilerinde veya modern sanat eserlerinde geçmişteki Türklerin sürekli siyah kıyafetler ve deri kabanlarla tasvir edilmesini eleştiren sanatçı, tarihi gerçeklikte göçebe Türk boylarının kendi ongunları ve bayraklarıyla son derece renkli bir kültüre sahip olduğunu hatırlattı.

Images2

"BANA FAŞİST DİYORLAR"

Günümüzde pek çok ressamın sadece piyasada trend olduğu için sürekli İstanbul ve Galata Kulesi gibi popüler temalar çizdiğini belirten Sağ, bu durumun Türk sanatını zayıflattığını savundu. Kendi kültürünü resmettiği için galerilerin kendisine yer açmadığını ve "faşist ressam" ya da "milliyetçi" gibi etiketler yapıştırıldığını anlatan Sağ, sanatın bir çığlık olduğunu vurguladı. Dünya sanatı masasında her milletin kendi lezzeti bulunduğunu söyleyen sanatçı, hiç bir sanatçıların kendi kültürünü sunmadan ve de anlatmadan evrensel olamayacağının, bu bağlamda da içine doğduğu kültürü yansıtmasının da sanata dahil olduğunun altını çizdi.

ATATÜRK'ÜN KOZMOLOJİ VURGUSU

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bir gün ressamlar Türk'ün suretini unutursa yıldırımı alıp yapıversin" sözüne atıfta bulunan Sağ, buradaki "suret" kavramının Türk kültürü ve kozmolojisi anlamına geldiğini belirtti. Yeni neslin artık bilgiyi kitaplardan değil dijital mecralardan öğrendiğini hatırlatan akademisyen, Türk mitolojisinin acilen dijital oyunlara ve animasyonlara entegre edilmesi gerektiği tavsiyesinde bulundu. Ayrıca Sağ, Türkiye'de sanat sosyopsikiyatrisi alanında uzman eksikliği yaşandığını da sözlerine ekledi.

Imagesjpg

SANATTA YAPAY ZEKA VE DÜŞÜNMEYEN İNSAN TEHLİKESİ

Röportajın son bölümünde dijital çağın getirdiği yeni tehditlere değinen Doç. Dr. Sağ, yapay zekanın insanın düşünme, hikaye kurgulama ve doğruyu arama yetilerini körelttiğini belirtti. Sanatçıların artık konuyu sadece metin olarak tarif edip yapay zekaya eser çizdirdiğini, üniversitelerde tezlerin bile bu yolla yazıldığını aktaran Sağ, bu durumun bilginin doğruluğunu tehlikeye attığını vurguladı. Sağ, açıklamalarını dijital dünyadaki bilgi kirliliğine karşı "Gerçek olan her şey hakiki değildir" uyarısını yaparak noktaladı.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü