Ankara’nın Beypazarı ilçesine bağlı Doğanyurt köyünde kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi yeniden gündeme geldi. Köye yaklaşık 500 metre mesafede planlanan ocak için yeni ÇED süreci başlatılırken, bölgedeki su kaynakları, fosil ağaç kalıntıları ve yaban hayatının zarar görebileceği belirtiliyor. TÜRKİNFORM’a konuşan Ziraat Mühendisi Nevzat Özer, projenin hayata geçirilmesinin köyün doğal yaşamını ve geçim kaynaklarını tehdit edebileceğini söyledi.
SU KAYNAKLARI VE HAYVANCILIK RİSK ALTINDA
Köroğlu Dağları’na uzanan bir geçiş bölgesinde bulunan Doğanyurt’un yaklaşık 600 yıllık geçmişe sahip olduğunu belirten Özer, köyde geçimin ağırlıklı olarak Ankara keçisi yetiştiriciliği, küçükbaş hayvancılık ve arıcılıkla sağlandığını anlattı. Orman ve meraların geniş yer tuttuğu bölgede çeşmeler ve küçük pınarların hem köylüler hem de meralarda otlayan hayvanlar için önemli olduğunu vurguladı. Patlatmaların yer altındaki su yollarını etkileyebileceğini belirten Özer, su kaynaklarının zarar görmesi halinde hayvancılığın da olumsuz etkileneceğini ifade etti. Özer, “O pınarlarla bütün bu su kaynakları kaybolacak, bozulacak” dedi. 
FOSİL AĞAÇLAR 20 MİLYON YILLIK GEÇMİŞE IŞIK TUTUYOR
Doğanyurt’ta farklı ağaç türlerine ait fosil kalıntılarının bulunduğunu aktaran Özer, Prof. Dr. Ünal Akkemik tarafından incelenen fosillerin yaklaşık 20 milyon yıl önceki bitki örtüsü ve iklim koşullarına ilişkin bilimsel ipuçları taşıdığını söyledi. Sekoya ve bataklık servisi gibi ağaç türlerine ait kalıntıların bölgenin jeolojik geçmişi açısından önem taşıdığını belirtti. Özer, fosillerin yalnızca bilimsel değer taşımadığını, aynı zamanda korunması gereken doğal mirasın bir parçası olduğunu vurguladı. Madencilik faaliyetlerinin bu kalıntıların bulunduğu alanlarda oluşturabileceği tahribatın geri döndürülemeyeceğine dikkat çekti. 
AKBABA VE CEYLAN GİBİ YABAN HAYVANLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Bölgenin yaban hayatı bakımından da zengin olduğunu söyleyen Özer, Doğanyurt çevresinde akbaba türlerinin ve ceylanlar gibi yaban hayvanlarının bulunduğunu belirtti. Patlatma, toz ve gürültünün hayvanların yaşam alanlarını etkileyebileceğini ifade eden Özer, doğal yaşamın köyün geçim kaynakları ve kültürüyle iç içe olduğunu söyledi. Özer, maden projesinin etkilerinin yalnızca çıkarılacak taşla sınırlı kalmayacağını, bölgedeki ekolojik dengenin bozulmasının hayvancılık ve arıcılık gibi faaliyetleri de zorlaştırabileceğini dile getirdi.
PROJE İÇİN YENİ ÇED SÜRECİ BAŞLATILDI
Özer’in aktardığına göre proje ilk olarak 2019 yılında gündeme geldi. İlk aşamada verilen “ÇED gerekli değildir” kararı, itiraz ve yargı sürecinin ardından iptal edildi. Daha sonra hazırlanan ÇED raporunun da Bakanlık tarafından kabul edilmediğini belirten Özer, şirketin bazı değişiklikler içeren yeni bir başvuruyla süreci yeniden başlattığını söyledi. 20 Ekim’de düzenlenen halkın bilgilendirme toplantısında köylülerin projeye karşı çıktığını aktaran Özer, yaklaşık 110 kişinin imzaladığı itirazın tutanaklara geçirildiğini, çevre köylerin muhtarlarının da itiraz dilekçeleri sunduğunu belirtti. 
DOĞAL SİT BAŞVURUSUNDA KARAR BEKLENİYOR
Doğanyurt’un doğal sit alanı ilan edilmesi için başvuru yapıldığını ve bölgede incelemeler gerçekleştirildiğini belirten Özer, başvuruyla ilgili kararın henüz açıklanmadığını söyledi. Köylülerin, koruma statüsünün getirebileceği kısıtlamalara rağmen bölgenin doğal mirasının güvence altına alınmasını istediğini ifade etti. Özer, su kaynakları, fosil kalıntıları, ormanlar, meralar ve yaban hayatının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Doğanyurt’un korunması için başvurunun sonuçlandırılması çağrısında bulundu. 




