İlişkilerde ayrılık sonrasında sıkça dile getirilen “doğru kişi ama yanlış zaman” düşüncesi, iki insanın birbirine karşı hisleri olmasına rağmen neden birlikte olamadığı sorusunu gündeme getiriyor. Psikolog Aslı Harmankaya, bu ifadenin her zaman bir bahane olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak ayrılık sonrasında geleceğe dair ihtimalleri canlı tutmanın bir yolu haline de gelebileceğini belirtti. Bazı insanlar, biten ilişkilerinin ardından ‘doğru kişi ama yanlış zaman’ düşüncesine tutunarak ileride yeniden birlikte olabilecekleri umudunu koruyabilir.
DOĞRU KİŞİ AMA YANLIŞ ZAMAN GERÇEKTEN VAR MI?
Psikolog Aslı Harmankaya'ya göre iki insan birbirine karşı güçlü duygular beslese bile hayatlarının belirli bir döneminde ilişkiyi sürdürebilecek koşullara veya duygusal kapasiteye sahip olmayabilir. Kişilerin yaşamındaki gelişmeler, içinde bulundukları şartlar ve ilişkiye ayırabilecekleri duygusal alan, birlikteliğin devam edip edememesini etkileyebilir.
v
Harmankaya, bu nedenle doğru kişiyle yanlış zamanda karşılaşma ihtimalinin tamamen göz ardı edilemeyeceğini ifade etti. Ancak bir ilişkinin yürümemiş olması, taraflardan birinin mutlaka yanlış kişi olduğu anlamına gelmiyor.
AYRILIK SONRASI BU DÜŞÜNCE BİR BAHANEYE DÖNÜŞEBİLİR
“Doğru kişi ama yanlış zaman” ifadesinin bazı durumlarda biten ilişkinin ardından başka bir gelecek ihtimalini zihinde canlı tuttuğuna dikkat çeken Harmankaya, insanların ilişkinin farklı koşullarda nasıl ilerleyebileceğini düşünmeye devam edebildiğini belirtti.
Ancak ilişkinin başka şartlarda nasıl olabileceğini hayal etmek, gerçekten sürdürülebilir bir birliktelik yaşanabileceğini kanıtlamıyor. İhtimaller üzerine düşünmekle ilişkinin gerçek işleyişini değerlendirmek birbirinden farklı konular olarak öne çıkıyor.
İLİŞKİNİN GERÇEKTE NASIL İŞLEDİĞİNE BAKMAK GEREKİYOR
Psikolog Aslı Harmankaya, asıl değerlendirilmesi gereken noktanın yalnızca bir kişinin doğru kişi olup olmadığı sorusu olmadığını vurguladı. İki insan arasındaki ilişkinin nasıl ilerlediği, tarafların birbirleriyle kurduğu bağ ve birlikteliğin gerçek koşulları da dikkate alınmalı.
Harmankaya'nın değerlendirmesi, ayrılıkları yalnızca zamanlama üzerinden açıklamanın yeterli olmayabileceğine işaret ediyor. Bir ilişkinin geleceğine dair karar verirken varsayımlardan çok, yaşanan ilişkinin gerçek dinamiklerini anlamak önem taşıyor.




