Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER) Başkanı Mihriban Uğurlu, enflasyon tahminlerinden asgari ücrete, emeklilik sistemindeki belirsizliklerden kademeli emeklilik mücadelesine kadar çarpıcı açıklamalarda bulundu. Uğurlu, "Emeğin ve alın terinin karşılığı korunmalı, kademeli emeklilik bir adalet meselesidir" dedi.

Bitcoin düşüş dalgasını sürdürüyor: 63 bin dolar seviyesinde
Bitcoin düşüş dalgasını sürdürüyor: 63 bin dolar seviyesinde
İçeriği Görüntüle

Emadder.jpg

"ENFLASYON TAHMİNLERİ SÜREKLİ YUKARI ÇIKIYOR, ALIM GÜCÜ ERİYOR"

Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28’e yükseltmesini ve bu hedeflerin sürekli yukarı revize edilmesini değerlendiren Mihriban Uğurlu, işçi, memur ve emeklinin omuzlarındaki yükün her geçen gün arttığına dikkat çekti:

Enflasyon tahminlerinin sürekli yukarı yönlü revize edilmesi, aslında vatandaşın yaşadığı ekonomik tablonun ne kadar ağır olduğunu gösteriyor. İşçi, memur ve emeklinin maaşı artıyor gibi görünse de temel ihtiyaçlardaki fiyat artışları bu artışları kısa sürede eritiyor. Özellikle emekliler açısından tablo çok daha ağır. İnsanlar yıllarca çalışıp prim ödedikten sonra emeklilik döneminde insanca yaşayabilecekleri bir gelir bekliyor. Ülkemizde ne emeklilik sistemi normal ne emeklilik hayatı şu an. Bizim açımızdan mesele yalnızca maaş artışı değil; emeğin ve alın terinin karşılığının korunmasıdır.

"ORTA KESİM KALMADI"

Asgari ücret sürecine ve geçim sıkıntısına değinen Uğurlu," Asgari ücret belirlenirken yalnızca geçmiş enflasyona veya gelecek yılın tahminine bakılması yeterli değil. Vatandaşın gerçek hayatta karşı karşıya kaldığı hayat pahalılığının da dikkate alınması gerekiyor. Bugün markette, kirada, faturada ve temel ihtiyaçlarda yaşanan artışlar insanların bütçesini ciddi şekilde zorluyor. Evlerde tencere kaynamıyor artık, çocuklar okula aç gidiyor okulda aç kalıyor.

Bu nedenle ücret artışlarının, insanların alım gücünü gerçekten koruyacak seviyede olması gerektiğini düşünüyorum. Tahminlerden çok vatandaşın sofrasındaki gerçek tablo esas alınmalı. Bu ülkede kaynak yok değil kaynaklar doğru yere kullanılmıyor liyakatlı bir işleyiş yok. Ya çok zenginlik ya aşırı yoksulluk var orta kesim kalmadı maalesef" dedi.

"EMEKLİLİK SİSTEMİ YAMALI BOHÇAYA DÖNDÜ"

Emeklilik planı yapan vatandaşların 2026 ile 2027 yılları arasındaki tercihlerine ve sistemdeki belirsizliklere dikkat çeken EMADDER Başkanı, sistemin adil ve şeffaf olması gerektiğinin altını çizdi:

Emeklilik kararı insanların hayatındaki en önemli kararlardan biri. Bu nedenle vatandaşın emeklilik dilekçesini hangi tarihte vermesinin kendisi açısından ne gibi sonuçlar doğuracağını açık ve net bir şekilde bilmesi gerekiyor. Sürekli değişen hesaplamalar ve belirsizlikler, yıllarca çalışan insanların geleceğini planlamasını zorlaştırıyor. Biz emeklilik sisteminin daha öngörülebilir, şeffaf ve adil olması gerektiğini savunuyoruz. İnsanlar emeklilik kararını verirken ne kazanacağını, ne kaybedeceğini önceden görebilmeli. Emeklilik sistemi yamalı bohçaya döndü her yerden bir adaletsizlik fışkırıyor.

"KADEMELİ EMEKLİLİK BİR MAAŞ DEĞİL, ADALET MESELESİDİR"

Kademeli emeklilik mücadelesine liderlik eden Mihriban Uğurlu, 7438 sayılı düzenlemenin ardından oluşan derin yaş uçurumunun mutlaka giderilmesi gerektiğini yineleyerek,"Kademeli emeklilik bizim için sadece bir emeklilik veya maaş talebi değil, doğrudan adalet meselesidir ve ülkemizin en büyük adalet sorunu tabiki bizim içinde en büyük adalet sınavıdır. 7438 sayılı düzenleme sonrasında oluşan büyük yaş uçurumunun kademeli bir şekilde giderilmesini istiyoruz. Yıllarca çalışmış, prim ödemiş insanların emeklilik hakkına ulaşabilmesi için adil ve öngörülebilir bir sistem kurulması gerekiyor. EMADDER olarak beklentimiz çok net; İşe giriş tarihine göre 43 yaştan başlayarak ileri doğru, basamak basamak yayılan adil bir kademeli emeklilik sistemi" ifadelerini kullandı.

"TEMEL BEKLENTİ ENFLASYON KARŞISINDA EZİLMEMEK"

Kamu işçilerinin toplu iş sözleşmesi süreçleri ve tüm çalışanların ortak sorunlarına değinen Uğurlu, sözlerini şu şekilde tamamladı:

Kamu işçilerinin zamları, toplu iş sözleşmeleriyle belirlenen şartlar ve dönemsel artışlar üzerinden hesaplanıyor. Dolayısıyla diğer çalışan gruplarından farklı bir süreç söz konusu olabiliyor. Ancak hangi statüde olursa olsun çalışanların temel beklentisi aynı; enflasyon karşısında ezilmemek ve emeğinin karşılığını alabilmek. Biz emeğin değerinin yalnızca bir zam oranıyla değil, insanların yaşam standartlarını koruyacak bir gelirle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yaşam standartı sadece maaş ile değil alım gücü ile de orantılıdır. Alınan temel ihtiyaçların fahiş artışı durdurulmazsa aldığınız maaş hep yetersiz kalacaktır.

Muhabir: Tevhide İrem ZORLU