ABD Merkez Bankası Fed, üç yıl aradan sonra ilk kez faiz artırdı. Fed, politika faizini 25 baz puan yükselterek yüzde 3,75-4,00 aralığına çıkardı. Kararın ardından gözler Fed Başkanı Kevin Warsh'ın vereceği mesajlara ve bundan sonraki faiz politikasının seyrine çevrildi.
ÜÇ YIL SONRA İLK FAİZ ARTIRIMI
Fed'in faiz kararı, küresel piyasaların yakından izlediği bir dönemde geldi. Banka, Temmuz 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırma kararı aldı. Fed, 26 Temmuz 2023'te politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5,25-5,50 aralığına yükseltmişti. Bu artış, 2022'de başlayan sıkılaştırma döngüsünün son faiz artırımı olmuştu. Yeni kararla birlikte politika faizi yüzde 3,75-4,00 aralığına taşındı. Karar 12 üyenin tamamının desteğiyle alındı.

FED: EKONOMİK FAALİYET GÜÇLÜ
Fed'in karar metninde ABD ekonomisine ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler yer aldı. Ekonomik faaliyetin güçlü bir hızda büyüdüğü belirtilen metinde, jeopolitik gelişmeler nedeniyle belirsizliğin yüksek kalmasına karşın yurt içi harcamaların dirençli olduğu ifade edildi. Verimlilik artışının güçlü, sermaye yatırımlarının ise sağlam seyrettiği kaydedildi. İstihdam artışının iş gücündeki büyümeye paralel ilerlediği ve işsizlik oranında sınırlı değişim yaşandığı belirtildi. Fed, alınan faiz kararının enflasyonun yüzde 2'lik hedefe daha hızlı dönmesine katkı sağlamasının amaçlandığını vurguladı.
ENFLASYONDA HEDEF YÜZDE 2
Fed'in faiz artırımında en önemli başlıklardan biri enflasyon oldu. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, ticaret politikalarından kaynaklanan maliyet baskıları ve devam eden fiyat artışları, merkez bankasının enflasyon hedefinden uzaklaşma riskini gündemde tuttu. Reuters'ın aktardığı son projeksiyonlara göre Fed yetkilileri, enflasyonun yüzde 2 hedefine beklenenden daha yavaş yaklaşabileceğine işaret ediyor. PCE enflasyonunun yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmasının daha uzun sürmesi beklenirken, faizlerin yıl sonunda yüzde 4,25 seviyesine çıkabileceğine yönelik projeksiyon da dikkat çekti. Bu tablo, 25 baz puanlık artışın tek başına değerlendirilmesinden çok, Fed'in bundan sonraki adımlarına ilişkin mesajların önemini artırdı.
GÖZLER KEVIN WARSH'IN MESAJLARINDA
Faiz kararının oybirliğiyle alınmasının ardından piyasaların odağı Fed Başkanı Kevin Warsh'ın basın toplantısına çevrildi. Warsh'ın özellikle enflasyonun seyri, yılın kalan bölümünde atılabilecek yeni adımlar ve faizlerin hangi seviyede tutulabileceğine ilişkin vereceği mesajlar yakından takip ediliyor. Warsh, ağustos ayının sonunda yaptığı açıklamalarda temel fiyat baskılarında anlamlı bir iyileşme olmadığını belirtmiş ve enflasyonun Fed'in yüzde 2 hedefine ilerlediğine ilişkin daha güçlü güvence oluşmaması halinde merkez bankasının "yapması gereken işler" bulunduğuna işaret etmişti.

TRUMP FAİZLERİN DÜŞÜRÜLMESİNİ İSTEMİŞTİ
Fed'in faiz kararının öncesinde ABD Başkanı Donald Trump'ın merkez bankasına yönelik faiz mesajları da gündemdeydi. Trump, ABD'nin dünyadaki en düşük borçlanma maliyetlerine sahip olması gerektiğini savunarak, "Hangi formülü kullanırlarsa kullansınlar, dünyanın en düşük faiz oranını ödemeliyiz" ifadelerini kullanmıştı. Trump yönetimi daha düşük faiz oranlarını savunurken, Fed Başkanı Warsh'ın son açıklamaları enflasyonla mücadeleye odaklanan bir para politikası yaklaşımına işaret etmişti. Reuters, faiz artışı öncesinde Warsh'ın güçlü istihdam verileri ve devam eden enflasyon baskıları nedeniyle para politikasında sıkılaşma yönünde hareket etmesinin gündeme geldiğini aktarmıştı.

Fed'in 25 baz puanlık faiz artışının ardından piyasalar açısından asıl soru, bu kararın yeni bir sıkılaşma döneminin başlangıcı olup olmayacağı oldu. Reuters'a göre Fed'in yeni projeksiyonları, faizlerin yıl sonuna kadar yüzde 4,25 seviyesine ulaşabileceği ve sonrasında da yüksek seviyelerde kalabileceği beklentisini ortaya koydu. Kararın ardından yatırımcıların odağında yalnızca faiz oranı değil, Fed'in enflasyonla mücadele konusunda ne kadar süre daha sıkı para politikası uygulayacağı ve sonraki toplantılarda nasıl bir yol izleyeceği bulunuyor.





